Asi ve Mavi / Sarı ve Lacivert

Bir tam, bir yarım tribünden oluşan stada girdiğimizde gözümüze bir pankart çarptı ilk: "Sevgi eylem gerektirir." Yüzüme yüzüme çarpan bu slogan çok tanıdıktı...

Bir tam, bir yarım tribünden oluşan stada girdiğimizde gözümüze bir pankart çarptı ilk: "Sevgi eylem gerektirir." Yüzüme yüzüme çarpan bu slogan çok tanıdıktı, ancak renkler tanıdık gelmedi, yeşil ve kırmızıyla yazılmıştı. Sen misin diyordu sanki, cümlelerine meftun olduğun rakibimi desteklemeye gelen! Yeşil-Kırmızılı Gazi Osman Paşa Spor ile oynuyordu Mavi Şimşek! Mavi düşlerin lacivert gölgesi. "Ogünleri" başkalarına bırakarak, "yarınları" isteyen Asi ve Mavi.
Bir kısım ahali (dört kişi), güneşli havada, cumartesi, sora sora sora sora bulduk stadı ve 15 saat otobüs yolculuğuyla geldiklerine inanmak için 'yemin et' demek istediğimiz gür sesli, coşkulu deplasman taraftarının yamacına iliştik. Zemin berbattı. Kadife çimlerden sonra (delikli de olsa!!!) insan mahcup oluyor, kendi suçu sanıyor. Ve, Osman Paşa hiç değilse Kasım Paşa'nın, yoldan geçerken müthiş sevimli görünen stadında oynasa bari geçiriyor içinden. Mavi Şimşek, güzel bir golle kazandı. Onlara birgün Pendik zaferi de görmelerini diledim (malum, kendim için birşey istiyorsam!). Güzel başlayan günün ilk hatasını 'irade'mizle yaptık: Bir Adana Kebabı!
Oysa İskender yemek gerekliydi, şimşek zaten çakmıştı. Üstelik kebabçı sosyolog, kalplerde med-cezir yaratan bir cümle bahşetti:Ama Fenerliler Demir'i değil, Adanaspor'u tutar! Kafam karıştı. Şimdi ne olacaktı? Ancak safımı seçmekte özgürdüm, yaşasın A De Se dedim, içinden lacivert geçen takımı değişmedim.Fakat annem beni yetiştirmemiş, Zico bugünler için kondüsyon yüklememiş, zalim felek aynı güne iki maç koymuş, zaten sınırsız mutluluk nerde görülmüş! Navas yiyip Capel içilmiş, Kanoute yatılıp
Alves kalkılmış tatlı miskinlik de cabası.
Şu dünyada bir duruma çok yanar içim, ısınırken sakatlananlara. Öyle olmasaydı nasıl olacağını asla bilemeyeceğimiz için. Maldonado'lu kurgunun dakikalar kala bozulması, işaretmiş meğer. Başlangıçtaki kıpırtılı oyunun, İlhan Parlak'ın şanssızlığı ile, şaşkın- dizim haline dönüşünde
'sakinleştirici' mahrumiyet zam mı imiş!
Zengin mutfağın iştahsız çocukları ile hep bir Mususi vardır, çıkar şimdi biryerlerden sandığım Bursaspor karşılaşmasını hiç iyi karşılamadım! Zaten enerjimi Zico'ya söz söyletmemeye yoğunlaştırınca, buyrun işte, benim suçum!
En çok İlhan Parlak ve Kemal için üzüldüm. Umarım şen şakrak fırsatlar gelir yeniden.
Şahaneymiş hakem, dediler. Çok severim böyle cümleleri: Şahaneydi. Evet, İlhan'ın düşürülmesine penaltı verebilirdi. A evet, İsmail Güldüren'i atabilirdi. Dı dı dı dı ama şahaneydi! Yenilince hakemler hakkında demeç vereceksin ki, yenince konuşmaya hakkın olsun! Pardon pardon, yanlış kalıp! Bursaspor taraftarı, atkılarını yumuşacık sağa sola sallayarak Samanyolu söylerken çok hoş göründü. Ancak kırılma anları da onlara ait: Fenerbahçe'nin şampiyonluğunu engellediklerini varsaydıkları antipatik tezahüratları pek 'kırıcıydı!'. Yok size elektrik işte, timsah yürüyüşü bu sebeple karanlıkta kaldı !!!
Taksi şoförünün "Ah ablacım, iki saat çektim arabayı, maç seyrettim. En az yüz lira kaybettim, halimize bak" cümlesinin, birkaç dakika sonra "Versin Galatasaray yönetimi de 10'ar milyon dolar" rahatlığına ulaştığı 'skor' sohbetleri ağır havayı dağıtıyor. 100 liramıza milyon dolarları eşitleyen rahatlık başka nerde var?
Köprü trafiği vız geliyor böylece. Umutlar tazeleniyor. Malum: Yarınlar bizim!