Ben senin Fener'i yenme ihtimalini sevdim!

Böyle denilemedi elbette, bilgi ve motivasyon bombardımanına uğratılan Sivasspor'a. Ulusal kanalların ana haber bültenleri, geçen hafta birdenbire fark ettiler ki, a-aa Sivas lider.

Böyle denilemedi elbette, bilgi ve motivasyon bombardımanına uğratılan Sivasspor'a. Ulusal kanalların ana haber bültenleri, geçen hafta birdenbire fark ettiler ki, a-aa Sivas lider. Valisi, belediye başkanı, kulüp başkanı, teknik sorumlusu, oyuncuları aslen haftalardır hak ettikleri ilgiyi anca gördüler.
Vezir de eder bu medya adamı, bazen! Her taraftan destek mesajları, "Benimki olmayacaksa bari o olsun" içerikli 'büyük kaçkınları' ile de zenginleşti.
Bu arada tek antipatik cümle, ne oluyoruz dedirten bir resmi ağızdan geldi:
Geldikleri gibi giderler! Öyle de oldu. Geldikleri gibi (Urfa'ya 3, Antep'e 5, Alanya'ya 10) gittiler (Sivas'a 4)! Resmi demeçler dışında hep olduğu gibi en sevimli olanlar oyunculardı. Bol fıstıklı pişmaniye görünümlü çimlerine, bir süredir gün ışığında dans etmeye alışmış bir takımı misafir edeceklerdi.
Onca mikrofona kameraya ağızlarından nahoş bir hece çıkarmadılar.
Yiğido namına pek bir şey söylenemiyor zaten, Bener de yiğidolar yenilmez yazmıştı, güzel sıfat. Şimdi Fener'i yenme ihtimalini kaybettikleri için geçici dostların yanıltmalarından uzak, sakin başarılarına dönebilirler. Bir de taraftarı, türküler diyarının güzel seslerini tercih etse. Rakip oyuncu topa kötü vurunca yuhlamakta neyin nesi? Roberto Carlos, serbest atışı gole çeviremediğinde seslere en çok şaşıran olmuştur, bunlar bizimkiler olamaz, acaba Sivaslılar niye kızdılar kaçırdığıma geçirmiştir aklından. Bu kadar hazırlanılmış, istemiş, heveslenmiş şehirlerde, en zoru 'ertesi gün'ü yaşamak.
Okullar, dükkânlar, ofislerde önce bir isteksizlik bir mahcubiyet hali olur. Sınırsız sorumluluk alır omuzlar. Ama konuşmalar, iddialar bir cesaret kaldığı yerden başlar, hayat yeniden başlar. Böyle olsun Sivas'ta da. Bol gönüllü bir yıl oluyor, bir de mavi şimşek sempatimiz oldu, nedir bu kalp büyümesi gene, onlardan bir Livorno'muz olur mu, belki, olsa ne iyi olur.
'Ertesi gün' Fenerbahçelileri için, hava her koşulda, havadan mesele olmuş durumda. Hava-civa ikilisindeki ikinciyi de, bir süredir görmediğimiz iletişim kazalarına uğramayarak güzelce atlattılar.
Dişbirliği, işbirliği, Profesör Alex, Batman returns/begins/vs... , 32 kısım tekmili birdenle vizyona giren Kejo, Gökhan, Volkan, nöbetçiler, hepsi.
Zico'nun yüz ağartan sevinçleri ve böylesi de olabiliyormuş bu güzel memleketin hayatında mutluluğu ile hoş bir sayfa oldu. Tümer'le Larissa yan yana oynar mı faslında ise ayrılmayı da öğrendik incinmeden incitmeden sınavı parlak bir dereceyle geçildi. Fenerbahçe'nin üstesinden gelmesi gereken gizli dertleri, yılların tatsız yükleri asıl buralarda. Saha zaten parlak, buzlu zeminlerde bile kaymama ustalığını artıran meseleler çözümlenince daha da parlıyor. Sevinçler zenginleştiğinde zaten sarının yanına ister beyazı koy, ister adına mahsus laciverdi.
Sivasspor maçının benzeri, bir türlü akıllardan çıkmayan Sevilla maçının bir provası olur mu? Ne olur, kameralar mikrofonlar satırlar Sevilla'ya desteğe gitsin. Fenerbahçe de sakin, kararlı, neşeli rahat bırakıldığı zaman en iyi bildiği kılığına bürünsün.
Tamam, biraz abartılmış bir hayal.
Renkler de tutuyor da! Zaten insan âlemde...