Bir Fenerbahçeli...

Nerden aklına düştü derseniz, 'aile' yemeğinden! 'Demokrasilerde çareler, Fenerbahçe'de neşelenmek için bahaneler tükenmez' yemeğinden.

Bilebildiğim tek sitemi, 1925 doğumlu olarak anılmasına. “Ben 1926 doğumluyum” diye vurgular. O bir sene çok önemlidir, çeken bilir!!!
O kadar hayatımızda, sesi kulağımızdadır ki nesil farkı kalkar, akraba, apartmandaki en eski komşu, arkadaş yakınlığında sanılır. Yüzünü tanımayan yoktur, güzel Türkçesini bilmeyen de yoktur. Henüz kimsenin farkında olmadığı bir yıldız adayı iken, ilk söyleşisini onunla yapmıştır Pele. Bu sıradışı hatırası, son zamanlarda Messi’yi Maradona ve Pele’den bile önemli yere koymasına engel olmaz.

Fenerbahçelidir. Son derbi öncesi sponsorun hazırlattığı reklam filmine verdiği sesindekine benzer bir Fenerbahçeli. Metin Oktay’la Can Bartu’nun forma değiştirdiği o benzersiz hikâyeyi, bir kere daha kulaklarımıza, kalbimize üflerken, sevinçli gözyaşı döktürmüştür doğrusu. Konuşmadık ama eminim, Veli Kavlak’ın Fenerbahçe maçı sonrasındaki televizyonlarımızda ender görülen demecinin hak ettiği takdiri almamasına da üzülmüştür. Bayram değil seyran değil, doğum günü 18 Şubat... Nerden aklına düştü derseniz, ‘aile’ yemeğinden! Sporcusu, âşığı, işadamı, çalışanı, yöneticisi ile bir arada olunan, ‘Demokrasilerde çareler, Fenerbahçe’de neşelenmek için bahaneler tükenmez’ yemeğinden. ‘Delilah’ya eşlik ederken ya da daha romantik bir ezgide dalarken, ben de onun yüzüne baktım durdum. Dünya Kupası’nın Türkiye’deki ilk sunucusuna. Elinin tersiyle yapabileceği herhangi bir sunumu, Birleşmiş Milletler’de pek önemli bir davayı savunacakmış gibi ciddiye alan o saygılı insana. Beş hayata yetecek hatıralarına. Dünyayı taşıdığı, gazete kupürleri, notları eksik etmediği çantasına. Hafızasına. Şarkıları dinlerken yüzüne yerleşmiş masumiyete. İçinden kim bilir neler geçti. Hatırladığım ilk anonsu, üzüntülü idi, “Gene Bene... Gene Bene!” Radyo yılları. Sanırım Göztepe’nin bir fuar kupası maçıydı. O sese, yıllar geçti, pürüz geçmedi. Kavgalar dövüşler, sevimsiz demeçler, kırk cümle etrafında dönüp dolaşılan yorumlar arasında, hatırlayalım istedim. Hepimize sevgisini, iltifatlarını hiç eksik etmeyen, verilen her emeğe saygı duyan, gülen yüzüyle sevinç veren bir büyüğümüze bu kadar ‘sağlıklı’ iken sevildiğini hatırlatmak istedim. ‘Aile’ yemeğinden erken kalktığı için bütün salonun bağır çağır eşlik ettiği ‘Hâkim bey’i dinleyemedi, İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi mezunu ve üç ay hâkimlik yapan Halit Abi.

Çok yaşa Halit Kıvanç!
Aşkınla, coşkunla.
Sen de Fenerbahçe.
Bak, verdiğin huzur nasıl zihin açıyor!
Kıymet bilmeye vesile oluyor!
Sürsün reca ederim!!!