Birleşmiş Milletler Bahçesi!

Fenerbahçesi'ni Oftaş karşısında izleyenler ikiye ayrılmışlardı:</br>1. Sevilla-Barcelona maçına yakalanarak stada melûl bakışlarla gelen, insana gel çocuum / daya başını omzuma şefkat gösterme ihtiyacı...

Fenerbahçesi'ni Oftaş karşısında izleyenler ikiye ayrılmışlardı:
1. Sevilla-Barcelona maçına yakalanarak stada melûl bakışlarla gelen, insana gel çocuum / daya başını omzuma şefkat gösterme ihtiyacı hissettiren bahtsızlar.
2. Adı geçen 90 dakikayı ıskalayarak, cesur hayallere gark olmuş malumlar-onlar ki, suda balık / havada kuş kadar çokturlar çok şükür Sevilla'ya hoş geldin yar yüreğime bile diyecek olan onlardır onlar bizi okutanlar!
Ancak iki kategorinin ortak eylemi, durduk yerde sevinçlere kapılıp sahaya aralıksız güzel sesler yollamaları oldu, Saracoğlu / Pazar akşamı / Oftaş şenliğinde. Oldi hayli zamanlar görmedum sevdiğimi kaliba. Bu kadar mı zaman geçmiş, aşağıya bakınca hepsinin saçı uzamış / bir hayli uzamış / hani verdiğin sözler / hani kellerim nerde?
Carlos, Deivid ve Marco'nun geçen hafta 'farklı kulvar' nedeniyle fark edilememiş saç durumu göze batıyor. Alex Kaptan tepeden gene parlıyor, Recep'le hasret gideriyor. Maldonado, tribünlere çağrıldığını arkadaşlarının uyarısıyla fark ediyor. (Maçta da bir kez önüne bakıp koşarken son anda topu gördü ama 'tık' refleksi müthiş, dokundu, tıkladı, atlamadı!)
En güzel tezahürat, maç öncesi gene açık tribünün 'I love you Zico' itirafı, bugünü aslında nasıl sabırla bekledimdi!
Susan kalabalık değil, kalpten katılımlı ve gene de hatırı sayılır sayıda izleyici / gözleyici Gökhan Gönül'ün göbek adını kafalara ve kalplere nakşetmeyi hedeflemiş: Gökhan Bravo Gönül! Tam adı buymuş meğer. Takım ortalamasının altındaki boyuyla, acaba Mikro Mustafa'nın modern çağlar görünümü müdür? Bazı lehçelerde 'Aferin' olarak da terennüm edilen göbek adı Bravo imiş, kesinleşti! (Sana benim gözümle bakan Jimenez şaşı olsun.) Penaltı düdüğünü çalarak bir şaşkınlık Meksika dalgası yaşatan İsmet Arzuman beyefendinin, Alex'in yanına giderek ne konuştuğunu merak edenlere bir altıncı his yardımlı açıklama da boyun borcu: İsmet bey, şimdi
bu atışın adı penaltıdır, hafızanı yokla, Cruzeiro'dan hatırlaman lazım diyerek, penaltı görgüsüzü kaptana uyarılarda bulunmuştur, rakibe vakitlice göstermediği kartlar affola niyetine belki!
Bu arada geçen hafta boyunca Pendik de Pendik 'dost' ve 'müttefikler' mesajlarına da tek tek cevaptan yorulacağım için, toplu yorumda bulunayım. Genlerdeki acı çekme ve ne oldum dememeli, unutmamalı ihtiyacını cevaplayan Pendikspor, çok yaşasın. Bir gün mutlaka Pendik zaferi de görecektir gözler, ayrıca ben doldurur ben içerim / günah benim kime ne / ben seçerim ben yenilirim / Pendik benim / size ne teknik analiziyle konuyu noktalıyorum! Deivid de Souza'nın 'memetçik' mertebesine yükseldiği, herkesin "Sırpsandığı" Kejo'nun halay ve sambaya yatkınlığının hatırlandığı, Güney Amerika dolaylarının Kayseri'den kırmızı kartsız dönemediği, bir ilgi ya da bilgi yarışmasına katılan vatan evlatlarının Gaziantep ve Gençlerbirliği'nin teknik direktörü kimlerdir sorusunu, herhangi bir zaman diliminde Nurullah Sağlam / Mesut Bakkal olarak cevaplamaları durumunda tutturma ihtimallerinin çok yüksek olduğu mevsimde, Şili'den gelen sakinleştiricinin şansı bol, tıklaya-rak aktardığı paslar gol olsun.
Sade kahve. Sade dondurma. Gereksiz soslarla yormayan, ana lezzeti hissettiren usta işi yemek.
Less is more. İyi ki geldin Maldonado.
Venseremos bakalım.