Derbilerde gezersin...

Deivid?in ayağına her top gelişinde, arkamda oturan delikanlı ?Hadi Davut, koçum Davut? benzeri kışkırtan cümleler haykırıyordu...

Deivid’in ayağına her top gelişinde, arkamda oturan delikanlı ‘Hadi Davut, koçum Davut’ benzeri kışkırtan cümleler haykırıyordu, çok seviyor olmalı onu ki, daha da yaklaşsın, bizden bizim olsun diye Davut yapmıştı Deivid’i. İlhamı ondan aldım doğrusu, ben de hüzünlü yeni ‘Aureliano Buendia’mıza bir isim bulayım, kendini evinde sansın, coşsun, açılsın, vurduğu gol olsun istedim.
Ancak zorlandım:Dani... Dani... Dani’den Danyal’a zor ulaştım!!!
Aynı adlı tek tanıdık bir Yeşilçam emektarıydı, evet, tam isabetti:
Danyal Topatan!
Neden hüzünlü bakışlımız Danyal
Golatan olmasın ki! Oldu nitekim.
Rica ederim, bir şey değil. Çok meşgulüm derbilerde, böyle önemli konulara takılıyorum. (Yoksa kalp krizi!) Stad anonsçusu ile de çok meşgul oluyorum, mesela Beşiktaş’ın golünü anons ederken Marcio Nobre dedi, Mert diyemedi, aman emek hırsızıydı bu çocukcağız, neme lazım şimdi Mert filan... Benzeri düşüncelere garkoldu zahir! Ya da, (iyi kalpli ya da’sıyla), bu topraklardaki (çim kalkıyor fazlaca, toprak nerdeyse) ahaliye vaktiyle Marcio adıyla hoş anılar bıraktı, türküsü bile vardı, sevinçle zıplatırken çıkan şen sesler atmosferde duruyordur, hem bak zaten eliyle yukarı gösteriyor, hatırlayın, kredimden kullanın, kızmayın demek istiyor galiba ‘lorke’ diye düşündü!!!Kırılma dakikam, Cisse ile aynı. Olmuyor, Fener’e iyi gelmiyor eksik rakip. Neyse, bitse de gitsek Maraton’a yetişsek, Kel Pieromuz’la santimleri ölçsek, aklımızdan geçenler tekrarlanırsa takdir etsek, kızarsak kanal değiştirsek, yarın olsun yarın olsun, bütün gazeteler bir Pazar sabahı bari keyifle okunsun, birgün daha uzatılsın keyif, nasıl olsa sonu gelmeyecek mi, her güzel şey gibi bitmeyecek mi!
(Bu arada sayın okur, krizden fena halde etkilenmekte olan medya mensuplarına daha az kızınız, işsiz kalma feci durumunu yaşarlarken bile ikiye bölünmüşler, bu yaralı günlerde olanlara bir bölümü ‘tenkisat’, bir bölümü ‘tensikat’ diyor, sinir nesil evladı olarak buna da içim eziliyor!)
Efenim, pek sık olmuyor madem, neşeye dönelim:
Başlığın, Bünyamin Gezer’le hiç ilgisi yoktur. Ancak Fenerbahçeliler için en ziyade sevinçli gezmeler derbilerde olmakta, hatıralar canlanmakta. Holosko Bobo Tello ses uyumlu sorunsalını yeterince dinledik, ben gizli bilgiler sunayım!!! Fenerbahçe’nin kazanacağı kesindi, ön libero son libero, tek forvet değil sihirli teşhisler. Bir kere yağmur vardı. İkincisi misafir tribünü “Fenerbahçe kümeye” tezahüratı yaptı. (Bkz.. Bursaspor maçı).
Selçuk anlıyor bu cümleyi. Uğur da.
Gökhan ve Volkan da. Yetiyor.
Rakibine saygıyı yok sayınca avantaj kayboluyor. Maç öncesi istatistikleri, anketleri alabora oluyor. Enver Gökçe düşüyor akla,
“Ben o sayısal verileri punto hesabı / katrat hesabı...”
Alex gülüyor.
Alex gülüşü, ne hesapları bozmuş, ne kesin sanılan tahminleri sildirmiştir.
Öyle oluyor. Bir kere daha.