Emre, Viyana?yı ikiye böldü!

Başka yerleri kaça böldüğünü bilemiycim. ?Bomba haber? düştüğünde, Tuna nehri akmam diyor / etrafımı yıkmam diyor söyleyerek, adı geçen ırmağa bakmaktaydım.

Başka yerleri kaça böldüğünü bilemiycim. ‘Bomba haber’ düştüğünde, Tuna nehri akmam diyor / etrafımı yıkmam diyor söyleyerek, adı geçen ırmağa bakmaktaydım. ‘Çılgın Kanaryalar’ adlı grubun yaşgünü kutlaması için, gurbette nasıl yaşanıyor aşk tanıklıklarına bir yenisini eklemek için.

‘Yaşça’ yakınlarımın yüzü asıldı, gençler pek sevindi. Çocukken ne kolaydı sevmek. Bir transferin iyi ya da sorunlu olduğunu, babanın yüz ifadesi belirlerdi.Sorunlu fasılda, derin derin bakmak, işaret parmağın yanağında, kısa bir an Belgin Doruk pozu vermek yeterliydi. Sonunda baban “Çok kalmaz, gider” derdi rahatlardın.O zamanda yakıştırmak / yakıştırmamak olarak özetlenebilecek ‘renk sorunsalı’ vardı ancak, internet icat olunca yüz binlerce sese kulak vermek, okuduğun her satıra hak vermek, e iyi de ben ne düşünüyorum sahiden doktor bey analizleri yoktu. Daha çok konuşabilmek iyidir, kabullenmeyi zorlaştırır, sıcak haberlerde bir süre sonra hafifletici sebepler bulacağın durumlardaki ilk isyan hoştur.
Bir transferi, evine hırsız girmiş gibi kederle değerlendirmek, telefonun dinlenmiş gibi utanmak olağan insanlık hallerinden olmuştur artık. Böyle düşündüğün için var olduğunu varsaydığın değerlere sahip çıkmak da İnsan Hakları Beyannamesi’nin ilk maddesinde yer almaktadır!!! Türkiye’den gelen telefon ve mesajların, iki şıktan ibaret cevabımı bilmek istemeleri de öyle! İçinde bulunduğum ortamda bir Fenerbahçeli delikanlının “Konuşuyoruz konuşuyoruz da, golünü atar, formayı öper, gözümüz dolar” tespiti de pek bir azınlık raporu sayılmaz, genellikle doğru çıkar.Her Fenerbahçelinin hakkıdır yorum yapmak.Transfer yapmak da yönetimin.Kombinemi aldım, lisanslı ürünlerim mebzul miktarda bakışında, içten içe daha çok büyümeye özlem yok mudur? Eşiği geçmeye beş kala, başa geldi olmaz işler günlerinde, şöyle hırslı bir oyun, ‘başkaları’ gibi gerekirse yırtıcı olacaksın cümleleri terennüm edildiyse, “Masum değiliz hiçbirimiz” değil midir?
Emre Belözoğlu’nun formu, yüzen oyları ya kazanır ya da açılan sandık sayısındaki ben demiştim zatenleri çoğaltır.Ancak, yüzen oyların olmadığı net durum “Zico’dan sonra söylentilerine konu olan teknik direktör”dür.
Zico’nun kalması, Zico terbiyesinin devam etmesini sağlar ki, bunun farkında olunması, sıcakta nane yapraklı limonata ikramıdır.
Aksini düşünmek istemeyişimin kusuruna bakmayınız. Herkesin ruhu kendinedir
demiş Shakespeare. ( Umarım demiştir, o demediyse bir büyük demiştir nasılsa!).
Kızlı erkekli basketbol voleybol vs.de olamayan, iki yılda bir futbol ile anılan Galatasaray ruhunu, hiç merak etmesin Güneri Cıvaoğlu, tek bir Fenerli bile transfer etmeyi düşünmemektedir. Onlar kendi ruhlarından memnunlar. Saracoğlu çimlerine yakışacak olan da, Fenerbahçeli ruhudur.
Of, içim sıkıldı, ruhlar aleminde gezintiye meraklı kitleyi doyurmak çok güç.
Her neyse, efenim.
Viyana günlüklerinden canım memleketime böyle döndüm. Bir de bazı otomobillere asılan küçücük Avusturya bayraklarını sormuştum: “Bu kadarcık destek” imiş, milli takımlarına. Kanarya, sesinde müthiş bir küçümsemeyle “Futbola eğlence gibi davranıyorlar” dedi!!!
Ne tuhaf milletler var dedim, dünyada!!!
Fenerbahçesini, coşarak küserek sessiz sitemsiz sınırsız sevmeye devam edenlerle
olmak daha renkli, eğlence de neymiş!
Kıssadan karışık hisse:
Aşk her şeyi affeder mi? Affetmez.
Aşk hiç biter mi? Asla.