Fenerbahçe ?pas? tutmuş!

Sezon açılışı yaklaştıkça yorumlar da arttı. Görüşler yine muhtelif. Bense Shakhtar maçına bakarak hazırlık maçında, o sıcakta, o kadar çok koltuğun dolu olmasına ?hoştu? diyorum. Ve biliyorum ki Semih-Güiza yüzleri güldürecek
Fenerbahçe ?pas? tutmuş!

Geçen sezonun ?nöbetçi? golcüsü Semih?le yine geçen sezonun ?La Liga kralı?,bu sene Fenerbahçe?yi hedeflerine taşıma yolunda öncelikli iki isim. FOTOĞRAF: HÜSEYİN YAVUZ

Semih, Güiza’dan üç santimetre uzunmuş. Çok sevdiğim kıymetli yorumcular bu gerçeği (acı gerçek? tatlı gerçek?) yüzüme çarptıklarında, kendi gözümle görmesem inanmam, doğruyum/çalışkanım faslından kontrol edeyim dedim. Bu dikkat savurganlığım, Shaktar maçının epeyce bir dakikasına mal oldu. Afacanlar, ne çıkarken, ne selamlarken, ne fotoğraf çektirirken yan yana gelmediler. Olsundu, vazgeçmedim. Koştururlarken Güiza açık ara uzun görünüyordu. Yoksa yabancı hayranlığı mı, hayır hayır, bizim çocukları sevmemek olur mu hiç! Türk çocukları / Türk çocukları / gözler ileri / başlar yukarı ezberletilirken, marşa “Dik durasınız Türk çocukları” eklenmemiş ki, açıklıyorum: Semih, gözbebeğimiz, aman uzun görünürsem arkaya oturturlar vatandaşlık bilincinden ki ilkokuldan başlar!- olacak, endamını saklayarak koşturuyor.

Zico’ya şaka yapmak kolaydı
Ayrıca aramızda 3 santimin lafı mı olur al da at dercesine sevgi yumağı olmuşlar. Çok sevindirici bir durum. Dik durmak iyidir gene de. Zico’ya yapabildiğin şakaları, golden sonra yedek kulübesine oturarak kıkırdattığın anları, mesela Fatih Terim’e, mesela Aragones’e yapmanın yolu belki de bundan geçer, ne bileyim. Ya da tersi: Son iki isme yapamayacağını, bloklar arası boşlukları bilgeliğiyle dolduran insana da yapmayacaksın. Son vuruşlardaki isabet oranından, kimi zaman daha önemlidir böyle şeyler. Sonra mesela ayrılma terbiyesi edinmek de iyi bir şeydir. Katibime ‘10’numero da ne güzel yaraşmış cümlesini gönül ferahlığıyla kurdurtan psikolojide, benzer şeyler vardır. Alex’in Daum gittikten sonra “Berbattı” benzeri bir yorumda bulunduğunu okusak, duysaydık, en az Daumseverler bile ufak bir kişilik zaafı çentiği atardık.
Edu ve Lugano’nun Zico sonrası hüzünlerini ve nazik vedalarını unutmayacağımız gibi. Önder Turacı performansını yükseltse de, Selçuk’tan 5 Aurelio çıksa da, 100 yılın sevincini yaşatan Zico’nun vedasına düşen imalarını keşke hiç duymasaydık. İyi de memleketin beceremediği, öğretemediği her şeyi bu çocuklar bilmek zorundalar mı? Ya da içlerinden geçenleri söylemek dürüstlük değil mi? Bilmem, belki ikisi de doğrudur. Ama kafaları haberler ve havasızlık durumuyla çorbaya dönmüş vatan evlatları, bari bu aşk alanına toz konsun istemiyorlar. Resmi gazeteden farkı olsun istiyorlar.

‘Deriiin’ düşünceler senin olsun
Sadece sivri ve aleyhte açıklamaların değil, tersinin de alkışlanacağını bilirlerse, bir ilk adım atılır belki. Bu ‘deriiin’ düşünceler senin olsun, bana esmeyi anlat derseniz, olur. Hazırlık maçında, o sıcakta, o kadar çok koltuğun dolu olması hoştu. Çimdekiler de buyurun hazırlanın dediler. Ben bu kadar ‘pas’ yapan bir Fener, az hatırlıyorum.
Volkan da heveslendi ki, bir-iki zorunlu degaj dışında, topu ayağıyla oyuna soktu. Sonra araştırmacı gazeteciliğim doğrultusunda, mühim bir kaynaktan yorumlarımı teyid ettim!!! Evet, Aragones degajlar olsun, taçlar olsun ‘dan dun’ başlığı altında anlatabileceğimiz sakarlıklardan hoşlanmıyormuş. Demek bu kadar paslaşarak, pas çözücülerimiz çocuklarla buluşmayı ona borçluyuz. Mutlu yıllar!
Çoğu bildiğimiz gibi, kimisi bildiğimizden iyi. Semih-Güiza yüz güldürecek. Mutlu yarınlar!..