Geçmiş gecelerden biri durmakta mı derinde?

?Iglesias?ın oyuna bu kadar geç girmesi, Ünal Karaman?ın Fenerbahçe karşısında galibiyeti elinin tersiyle itmesi anlamına gelmez mi?

‘Iglesias’ın oyuna bu kadar geç girmesi, Ünal Karaman’ın Fenerbahçe karşısında galibiyeti elinin tersiyle itmesi anlamına gelmez mi? Zaten Karaman’ın hangi Fener maçında motive olduğunu gördük! Sanki Aykut Kocaman. Hiç kuşku yok ki Kocaman, Galatasaray karşısında kendini yerden yere atmayarak gene gizli Fenerliliğini açığa çıkardı. Hem biliyoruz değil mi, ince giyerim ince / pembe yakışır gence doğramalarını ihbar etmişlerdi, dürüst insanlar!!! Maçlardan önce de biliyordum, ama bazen sonrasında konuşmak daha etkili olur. Ayrıca Halis Özkahya’nın yaptığını kınıyorum. Koskoca Ankaragücü Başkanı lütfedip sana ne kadar güvendiğini söylüyor, sen tut müzevir çocukluk yap. Ayrıca bu değişikliğe dikkatinizi çekerim, Halis Özkahya ile Fırat Aydınus’un cemalleri, yani yüzleri birbirine ne kadar benziyor, kimi kandırıyorsunuz?’
Ne kadar kolaymış böyle yazmak!Ünal Karaman affetsin ama, Aykut Kocaman’a yöneltilen; bu kadar kolayca hem de, imalar ilham verdi!!!
Belki 16 yıl önce, dokuzu çeyrek geçe filan Fenerbahçe’ye sempatik bir cümle sarf etmiştir!
Geçen haftayı Ankara Ankara bahtıkara cümleleriyle heba ettik, şimdi gene hiç olmamış gibi yapıyoruz, hiç duymamış gibi.
Esrarengiz ya da enteresan ya da hoyratça havada uçan sözler, maalesef uçamayan yazılar, ince ince doğrama ihbarları ya da uydurmalar, sonunda gelip aynı yeri vuruyor, Edip Akbayram dolaylarından alınan bir şarkının öznelerini: İnce ince bir kar yağar / fakirlerin üstüne!
Krizleri bile iki renk aşkıyla aşan, Roberto Carlos’un topuğuyla hayatı çalımlayan, Arda’nın yere düşmesiyle düşen, Mehmet Yıldız’la omuzları dikleşen, -şirinlik olsun diye reklamverenler gibi dört büyükten örnekler vermeli, bir de Anadolu ihtilaliyle süslemeli, değil mi?- vatan evlatlarını hafta boyu üzen rezaletle ilgili çıt yok. Gene hafızasızlığımıza güveniliyor, gene tozlar halı altına.
Kendim için istiyorsam namerdim, bunca kanal bunca sayfa ne olacak? Madem ince ince oluyor her şey, Skibbe’nin suçu ne? Aragones’in Deniz ve Önder’i görmemesinin ne önemi var? Bir doz bırakın bari de, “Bir gün herkes Beşiktaşlı olacak” haftasına kıkırdayacak gücümüz kalsın. Bu akşam Kanarya’yı, Sevilla akşamına taşıyacak enerjimiz kalsın.
Çok sinirlenmişim sayın okur, ama kaabiliyet yok, sürdüremiyorum, bu akşam dedim gene aklım karıştı. Halbuki kendimi Colin Kâzım’ın eğitimine adayacaktım. Çocuum, ayrılmış anne babandan mesela, hangisinde arada bir kalıyorsan, o seni şımartır, sinemaya götürür, fast food yemene izin verir, diğeri bütün hafta kahrını çeker, dersini çalıştırır, faydalı şeyler yedirmek ister, bu yüzden arada bir gördüğün milli takım faslını hayat sanma falan diyecektim herhalde.
Neyse, ruhları daraltanlar ve alan daraltanlar bu gece, mis gibi çimlerin, futbolun en fiyakalı şarkısının, umut etmenin ve çok güzel hareketler yapacak çocuklarla büyüklerin uzağında olsun.
Edu, hangi kaleye atacağını da şaşırma e mi!
Şansınız bol olsun, hâlâ ve hep sizi sevenler, sevecekler kadar!