İlerleyelim beyler, Alex bey sen de!

Reklamcılık yıllarımda, bazı kuruluşlar yıldönümü filmlerinde o yıl başka neler oldu hatırlatmaları yapılmasını severlerdi. Şu da oldu, bu da oldu, o da kuruldu gibi.

Reklamcılık yıllarımda, bazı kuruluşlar yıldönümü filmlerinde o yıl başka neler oldu hatırlatmaları yapılmasını severlerdi. Şu da oldu, bu da oldu, o da kuruldu gibi.
1956’dan çekici bulunan az şey vardı. Dön dolaş onları hatırlatırdık: Boğaz’ı buzlar kapladı o zaman mıydı hatırlamıyorum ama en önemlisi aklımda: Türkiye Macaristan’ı 3-1 yendi!
Çook öncesinde de sisli hatıralar, Halit Kıvanç’ın radyodan geçen üzgün sesi: Gene Bene... Gene Bene! Parlak Göztepe, adını söylemek o yaşlarda epeyce gayret isteyen Ujpest’i bir türlü geçemezdi. Kömür karneyle satılırdı iç çektiren anılarına çok şükür ki yetişemeyenler için, buyrunuz neler çektik yavrucum bölümlerinde, önemli bir roldeydi Macaristan futbolu galiba.
Ülke genel durumuna saygılı Kanarya da, milattan önce(!!!) Budapeşte’nin MTK takımına saygıda kusur etmemişti. Hayat, sen ne çabuk harcadın beni şarkısını şimdilerde onlar söylüyor. Çarşamba gecesi şenliğinin sahibi de Fenerbahçe. Ancak televizyondan bakmak zor. Ah o yakın planlar. Semih’in her sevincinde, MTK Teknik Direktörü’ne göz atmamızın âlemi var mı? Tertemiz yüzlü, tuhaf hareketlerle yüzünü gözünü şekilden şekle sokmayan, adeta Zico edalı. Şahsen ben gözümü kapattım ona dönen her görüntüde, üzüntüsünü görmek istemedim.
CSKA Moskova’nın hocası da çok sempatikti, Antep’de doğmuş / dünyaca sevilmiş ifadeli. Neyse ki yarın akşam, bu demode sıkıntımı yaşamayacağım gibi görünüyor. Taraftarı hakkında aktarılanlar herhangi bir şefkat kırıntısını hak etmediklerini düşündürüyor. Kızılyıldızsın bizim canımız!!! (Elvir Boliç maça gider mi acaba?) PAOK taraftarıyla birbirlerine verdikleri destek de, temsil ettiklerini ya da ettiklerini hayal ettiklerini ortaklıkları sebebiyle iç açmıyor. Ama başka bir sürpriz olsa, beklenmeyen bir şenlik... AEK’liler de Fener tribününe gelse hoş olur. Hiç değilse, nostaljik bir temeli var.
Hep birlikte eski bir halk şarkısının yeni yorumunu terennüm eyleseler. Senin sevginle geldik / Bu şerefsiz dünyaya / Konuşmayı öğrendik / İlk sözümüz n’olcak orta saha!
Unlu-yumurtalı yaşgünü kutlamalarından bu yüzden mi vazgeçildi acaba? Gerçi görüntülere bakıldığında en aktif rolleri üstlenen bizim çocuklardı, Brezilyalılardan bir tek Deivid afacan aksiyonlarda rol alıyordu, o da sakat.Yoksa bir süre sonra umarım abartılmayacak olan
‘Bu yılın modası disiplin’, ‘Sezonun gözde renkleri ciddiyet’ sebep olmasın
da. Aslında endişeye gerek yok, Roberto Carlos mesela ciddiyet-eğlence sigortası.
Aragones kahkahalar atmıyor belki ama,çok güzel bir mirası devraldığının,
iyi çocuklarla olduğunun farkında, şefkatli bir büyükleri gibi.
Alex’in gülüşü de oralarda bir yerdedir. Çarşamba akşamı bol bol göstermesini dilerim.
Bir adım ileriye Alex’cim, fark ettirme, salın da gel, gül, güldür.