İnanmak istediğim her şey!

Bir romanda ?mı? okumuştum buna benzer bir şeyi, bir filmde mi duydum, benim mi aklımdan geçti, bilmiyorum. Fenerbahçe futbol takımının Zico hali idi, cümlenin iki nokta üst üsteden sonraki devamı.

Bir romanda ‘mı’ okumuştum buna benzer bir şeyi, bir filmde mi duydum, benim mi aklımdan geçti, bilmiyorum. Fenerbahçe futbol takımının Zico hali idi, cümlenin iki nokta üst üsteden sonraki devamı. Yani: Kendi başına, ağlayıp sızlamadan, yönetenlerin
ağırlıklı mesleki tecrübeleriyle / çatlak aşıklarının damlata damlata göl ettikleri destekleri elele, konforlu seyirlikler çağı. Rüyada görülse, aaa gündüz niyetine söylüyorum inandırıcılığı aranan isimlerin o çimlere basmaları. Birinciliğin ayakla oynananda olmasının değişmediği ama karakter rollerinde fileler, potalar, havuzlarda, kızlı erkekli sevinçler çağı.Bu kadar kıkırdamanın nasıl olsa ödetileceği topraklarda, bir utanç veren Rıza efendi pankartı ve hindiye işkence dışında masumiyet çağı. Tuncay’ın al yanakları, Deniz Barış’ın adı masumiyetinde hem de. Pek çok ‘yandaş’(!!!) gazetecinin tanıklığında “Şampiyon olmamaları için elimden geleni yapmazsam” kabadayılığındaki TFF koltuğu! Rakiplerin tek tek basaraktan / bade süzerekten onurundan vazgeçip, ortak harekâtla aşağı çekme çabaları çağı.(E kusura bakmayın, haftalık hafızalar diyarında birkaç iyi yıla çağ diyebilirim sanırım!)
Bu arada hakemler de insandır, üstelik Appiah’ın topu içeri girseydi saçmalıkları. Denizli tuvalet kağıdı muharebesinden yenik çıkmış Kanarya’nın başına,Zico’yu seçenlere o seçimleri için yeniden bir alkış. Ne güzel cümleler,ne güzel gecelere eşlik etti sayelerinde. Yaşamak dediğin şey, birkaç kısa mutlu andan ibaret! Teslim olunmuş ama esir düşülmemiş taze başlangıç. Sürer mi sürer mi sürer mi böyle! İnanmak istediğim her şeydi gerçekten de.
Reklamlar “Daha fazlasını iste” diyor. Gençlere, meslek seminerlerinde ‘asla’  yetinmemeleri öğretiliyor. E hayatta bunu sağlamak zor,o halde bilet ya da kombine imtiyazıyla kusursuzluk beklenen yer belli. Seni en çok mutlu edeni, randevusuna saatinde geleni,seninle ağlayıp seninle güleni hırpalayanlara çok sinirlenip, en çok sen hırpalamalısın di mi? Topa sahip olma oranı yüzde 98’in altına düşerse, mırmırmır! Neyseyken neyse, bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır denilen şehrin çirkinleştirilmesinden neyimiz eksik / Endülüs’de raksın tadını sezon sonu unutmalıyız, unutturulmasına ses çıkarmamalıyız!
Araya kişisel sohbet alıyorum:Güzel bir dizi vardı, alçakgönüllü hikâyeli. Şatafatlı yapımlara kafa tutup, iyi reyting yakalamıştı.Yeni sezonda yapımcısı, mekânı / başrol oyuncusunu / yan rolleri değiştirdi,  daha ışıldasın istedi.Kurguyu bozdu.Şimdi eski günlerini mumla arıyor.Fenerbahçe’ye benzettin dedim, haklısın dedi.Ne yazık ki, konu Fenerbahçe ise, hiç haklı çıkmak istemem. Shakespeare demiş ki “Daha iyi, iyinin düşmanıdır”. O kadar çok konuşuldu yazıldı azarlar lütfedildi ki!
Aziz Yıldırım’ın, gerekçelerini çeşitlendirip rasyonel sunma ihtiyacını da anlıyorum. Önüm arkam sağım solum saklanmayan ebe sobe nöbetçileri bekliyordu, onlara inanacağı tuttu.Madem hakemler de insandı!!! Yani, Zico derken boyu 1.75 / kilosu 70 / bakışları melül mahsun / efsane kere efsane / cümleleri baldan tatlı / kalbi pamuk/ birikimi dottore birinden çok fazlasıydı. Çıbıklıya çok yakışandı Uğur Boral’ın başını okşayan haliyle, Brezilya kıvraklığının Karacaoğlan’ıydı o. Tamam kardeşlerinden vazgeçemedi, gitti. Gelen de kötü insan değil ki. Ayrıca oraya buraya tekmeler savurana, yorgun Aragones’i tercih ederim hâlâ. Bu kadar korunaksız olunmamalıydı, derdim budur. Akşama iyi bayramlar demek lâzım çubukluya. Yazdıklarımdan sıkıldım zaten, okurken siz haydi haydi.Arapsaçına döndüm. Aşk yüzünden!!!
Çöz bunu ‘Alexander the Great’. Rebrov da yok artık zaten.