Kalpleri mahveden renkler!!!

Aziz Yıldırım'la başlayan, Rıdvan Dilmen'le devam eden kalp uzmanlığı Ersun Yanal'la güncellendi, maalesef.

Klasik Fenerbahçe Marşı’nın girişinde, kalpleri fetheden renkler olarak tarif edilen ‘Fenerbahçe’ ile ‘kalp’ ilişkisi epeydir biçim değiştirmiş görünüyor. Schumacher sayesinde memleket evlatları hepatit türlerini öğrenmişlerdi, zamanında. Şimdilerde stent, by pass, sanal olanı-idare edilebileni-sezon sonu bekleneni ile anjiyo ve cümle yorgun kalp sonuçları uzmanı kesildiler. Aziz Yıldırım ile başlayıp Rıdvan Dilmen’le devam eden uzmanlık, Ersun Yanal’la güncellendi, maalesef. Şimdilik her şey yolunda olduğu için bunları hatırlayıp gülümsemek ve bundan bir camia özelliği çıkartmak elbette kolay. Hep böyle olsun. Şifalar Ersun Yanal’a da. (Mehmet Sedef’e de. Gencecik delikanlı. Çabuk toparlanır umarım.) Aykut Kocaman’ın saçlarına hızlıca konan akları da hiç unutmadan, futbol asla sadece futbol değil/Fenerbahçelilik asla doksan ve artılarından ibaret değil cümlesi okullara, evlere, manavlara, metro girişlerine, tersanelere, havaalanlarına vs. büyük puntolarla yazılsın!!! Tribünlerde, dış temsilciliklerde, Balkanlarda, Amerikalarda, gezegenin dört yanında adları duyulmayan, kalp durumları net bilinmeyen ‘çıbıklı’ aşıkları da şöyle bir derin nefes alsın artık. Belki her zaman böyleydi ama üç yıldır çekmedikleri kalmayan hukukçu/tıp uzmanı ahaliye nefes haktır artık. Kadın basketbol takımı da toparlanır, Obradoviç’in nazarlık yenilgisi tekrarlanmaz, voleybol iyidir, dua edilmelidir de masa tenisi / kürek / yelken ile yetinilerek kalplere bir de badminton Fenerbahçesi çıkarılmaz!!! Galatasaray’ı yenmek güzeldir. Kıymetli rekabetin kıymeti iki tarafça da bilinmelidir. Emenike’nin kapris sayma görüntülerine fazla dikkat vermemek gerekir. Mehmet Topal ve Egemen Korkmaz vardır. Kuyt, arkadaşlarına fırsat vermek için fedakarlık yaparak, ‘Hoca benden vazgeçemeyecek, ben bir mecburi durum yaratayım’ demiş olabilir!!! Raul yok eyvah dediniz ha, buyrun hem gol hem şov Baroni’si, kıvırcık çocuklarıyla çok sevimlidir. Zaten Ali İsmail’in emanetidir. Salih Uçan ısınırken bile gülümsetir. Gelecektir. Gökhan Gönül’ün mahcubiyeti, ender gelişen Osasuna atakları sayısında olsa da iç açar. Caner Erkin. Nokta. Transfer öncesi bıyıklı ve pek fena ışıkta çekilmiş fotoğrafını yayarak canımı sıkan münafıklar, Alves’i ‘yakışıklı’ bulmaktadır artık!!! İyidir her şey. Yolundadır. Huzur vardır, bozmamaya fazlasıyla niyetli inanmışlar vardır. Zaten kalplerdeki aşırı yüklenme belki de. “Ne oluyor, haftalardır lider… Herkes herkesi seviyor… Hayırdır inşallah” acemiliğinden kaynaklanıyor olabilir. 

Bazı pazartesi günleri sendromsuzdur. Lacivert Pazartesi. Hafta iyi geçer. Kalplere mukayyet olmak gerekse de, şu renksiz ve bin problemli hayatta iki renge yaslanmak direnç arttırır.
Klasikler mühimdir, elbette sarı-lacivert, kalpleri ‘fetheden’ renklerdir. 

Ah bu milli maç araları!!!