Lefter Abi uyuma, herkes senin formanla

Ailen lisans için yaşını büyütmüş, aslen gençsin daha. Doktorları atlat gel de yine gülelim, ağlaşalım.

Neden acaba duyar duymaz Yorgo’yu aramak istedim? Lefter abi ikimizdi belki ondan. Hem Atina hem İstanbul, hem Büyükada hem Fenerbahçe. Hem babalarımızın kahramanı, hem benim oğlumun hem Yorgo’nun kızının. E arada bizim de elbet. Atina’da kıyamet kopuyor, insanlar çok şeye isyan ediyor. Böyle günlerde Lefter Küçükandonyadis Atina’da hastanede. Yorgo Kırbaki dedi ki, “Atina’da 100 bin civarında İstanbullu yaşıyor, durumdan herkes haberdar, herhangi bir başka ünlü kimsenin umurunda olmazdı. Yoğun bakımda bilinci gidip gelirken demiş ki, ‘Baba, yarın Fener maçı alacak!’ Gülümsemiş.”
‘Ver Lefter’e yaz deftere’ cümlesini sonradan öğrendim ben. Yazmayı okumayı bilmediğim bir yaştaydım, babam Ankara’da Cihan Palas’a, kardeşlerimle beni onun elini öptürmeye götürdüğünde. Sıradan bir anı, kim bilir kaç akranımın hikâyesi. Olsun, oldu ya!
Elli kez Milli forma giymiş, dokuzunda kaptan olarak. Ne çok rekoru var, altı yüz on beş Fenerbahçe maçı, dört yüz yirmi üç gol. Tanıdığım en koyu Galatasaraylılardan rahmetli Ali İpekçi, küçücük bir çocukken onu arkadaşlarıyla adadan kaçırmaya kalkışmış. Çok inanırdı Ali, telefonda “Peki, sizin için gelirim Galatasaray’a” demiş de, o gün lodos varmış, sandalları kıyıya yanaşamamış! Tarihi fırsat kaçtı derdi Ali, ah o lodos ah!!! Tanıdığım Lefter Küçükandonyadis’in telefonda gülümseyerek böyle konuştuğuna ben de inanırım. Varabilselerdi onlara bir balık ısmarlar, ikinci dublede Fenerbahçe’nin çok şahane olduğunu anlatırdı sanıyorum.
“Metin Oktay size, ben buraya yakışırım” derdi muhtemelen. Efsane ödülünü almak üzere yeni Saracoğlu çimlerine bastığındaki heyecanının çok yakın tanığıyım. Hayranlıkla tribünlere bakıyor, kanaryasının yeni evini gözyaşlarıyla selamlıyordu. Sonra Radikal için hazırladığım Fenerbahçe’nin 100.yıl şampiyonluk yazıları onsuz olmaz demiştim. Sarmaş dolaş birkaç saatimiz geçti. Tuncay Şanlı’ya güya ne kadar kızdığını söylerken, ne kadar seviyordu aslında yavrucağı, sesindeki pırıltılardan belliydi. Üstüne titreyen ailesinin, heyecanını zaptedemediği için, kalbi daha çok yorulmasın diye Saracoğlu’na yollamadığını biliyorum. ‘Bu Fener beni hasta ediyor’ ortak cümlemiz. İki anlamıyla da!!! El çek ilacımızdan tabip! Kılma derman, zehri dermanında!!!
Lefter abi, bugün (dün) Sivasspor ile oynuyor Fenerbahçe. Adını taşıyan sokaktan çıkıp, ada ‘vapörü’yle Kadıköy’e gelenler de olacak, buluşma noktası olarak ‘Lefter heykelinin önünde’ diye sözleşenler de. Heykelin var senin. Oradan tariflere herkes bayılıyor. Bugün gene senin formanı giymiş sevenlerin tribünde olacak. En çok o ısıtıyor biliyor musun? Ailen lisans çıkarmak için yıllar önce nüfusta yaşını büyütmüş, aslen gençsin daha. Doktorları atlatıp gel de yine gülelim, ağlaşalım.
Deli desinler bize. Desinler, değişmeyelim.