Milli takımda yok'tan çok'a!

Milattan önce değildi. Geçen eylül idi. Yedi ay önce. Sesler satırlar şakıyordu: Milli takımda Fenerli yok! Eyvah eyvah demiş idim, yabancı oldun şimdi Kanarya, çok kızacaklar yabancılarına, üstelik daha da çok yabancı istemektesin diye.

Milattan önce değildi. Geçen eylül idi. Yedi ay önce. Sesler satırlar şakıyordu: Milli takımda Fenerli yok! Eyvah eyvah demiş idim, yabancı oldun şimdi Kanarya, çok kızacaklar yabancılarına, üstelik daha da çok yabancı istemektesin diye. Bir yandan cümlelerini ok eyleyerek vuracaklar sinene, öte yandan sonsuza kadar sensiz olunamayacağı için, olmadık zamanda gel bakalım milli hazırlığa diyecekler. Hep biliyorum artık, Dr. Gürkan Kubilay mıyım neyim anlamadım, yanılmak istiyorum yanılamıyorum!!!
Beşiktaş-Chelsea-Kayseri arası, buyrun bakalım Beyas Rusya maçına. Bu arada biraz nefes fırsatı tanıyan Sinyor Dunga ile Sırbistan teknik beyine teşekkür ediyorum. Ya Dunga, Alex'i mesela, bu çarşamba güney kutbuna deneme yanılma maçına çağırsaydı? Hiç istemem. Sesini duyan olur, ona göz koyan olur/ Alex sen Mars'ın neresindensin diye soran olur/ akın olmasın Alex'e akın olarak bir ortaya karışık, kafa karışık cümle sunayım! Uğur, Gökhan, Volkan, Selçuk, Marco, Yasin gidiyor diye korkuyorum. Semih yok diye kızıyorum. Bana da ne yapsa yaranamıyor yani Sinyor Terim. Ama nedir Semih'in eksiği? Kaliteli zamanlar golcüsü. Günlük hayatı Türkiye koşullarındaki en parlak kadroyla çalışarak geçiyor. Çalışkan. Hâlâ 'genç'. Yılmıyor. Çok zeki. Çok sevimli. Çok isterdim, kalksın koltuğundan, ısınsın, girsin, Beyaz Rusya'ya golünü atsın, sonra yedek kulübesine koşsun otursun.
Maç sonunda da Fatih Terim'e sorsunlar. O da desin ki "Tümer'le aralarında bir şakalaşmaydı!" (Tümer'i de yedek yaptım bu arada.) Öyle derdi tahmin ediyorum!!! Bazen nasıl bir konfora sahip olunduğunun anlaşılması için, benzer bir başka durumu yaşamak çok öğretici olabilir. Arthur Zico'nun, sadece çocukça sevinçleri ya da imaları özgür bırakarak sağladığı disiplini, bu kadarcık zamanda milli takıma en çok oyuncu veren takımın başında sağladığı istikrara damgasını vuran bilge karakterini bir kez daha selamlamak gerek. Sabır taşını çatlatacak sorulara cevaplarını da. Neyselerden çok demet: Mavili'nin Arsenal ile pek güzel oynadığı hafta sonunda, Fenerbahçe de Kasımpaşa'yı yendi. Keşke düşmeyebilse Kasımpaşa. Belediyeler yerine, hâlâ kalbi çarpan taraftara sahipler kalsa. Hepimiz istiyoruz da, suya yazılıyor bu dilek.
Dün Fenerlinin biletle imtihanı başladı. Chelsea maçına o kadar çok kişi gelmek istiyor ki. Ebedi dostlar da kaçırmak istemiyor bu görsel şenlik olmasını şiddetle umduğumuz karşılaşmayı. Ancak stat büyük olsa da, kayık küçük! Bu sütunu kullanabilme ayrıcalığı ile, bir kerede toptan özür dilemek istiyorum, talepleri cevaplayamadığım için. Yeşilçam filmlerindeki, mahalle esnafının tümüne borçlu Şener Şen'e benzedim. Hızlı yürüyorum. Kafamı kaldıramıyorum. Göz göze gelmekten kaçınıyorum. Kombinemi önce simitçiye vermeye karar veriyorum, on dakika sonra Maraş'tan gelmek isteyene kıyamıyorum, o küçük kız ağlıyormuş dayanamıyorum. Ne yapmalı bilmiyorum. Herkes seni görmek istiyor, İngiliz'le oynarken. Başımı öne eğdirdin Fener!!! Bunu senden ummazdım. Senin de suçun yok, biliyorum. Sen de istersin elbet, bütün çocuklar o çimlerin kokusunu duysun!