Mutlu Aşk Yoktur!

?Annesi Hırvat asıllı hakem" dediler. İşte o hakem, Biliç?in sahaya girmesiyle, 30 saniye kalan süreyi iki dakika uzattı.

‘Annesi Hırvat asıllı hakem” dediler. İşte o hakem, Biliç’in sahaya girmesiyle, 30 saniye kalan süreyi iki dakika uzattı.
O arada hayat değişti. Kafam karıştı. Hollandalı Guus Hiddink, Hollanda’yı eledi. Üstelik Hakan Yakın gibi önüne bakmadı, zıp zıp zıpladı. Vatan haini ilan edilmedi. Kafam gene karıştı.İspanya’nın İtalya’yı elemesine pek sevindim.Şaşırdım, kafa karışıklığımın geldiği boyutlara.
Sinyor Aragones’i mercek (büyüteç mi denirdi?) altına alarak, bazı tavsiyelerde bulunmak istedim, karışık karışık. Çok kıymetli bir yazar (spor değil) arkadaşım, dehşet içinde bunu yapmayacaksın umarım demişti, ürktüm doğrusu. Oysa sadece isim yakınlığıydı, dilimin zapt edilemeyen cümlesi:
Louis Aragon, Luis Aragones! Koskoca şairi, bir teknik direktörle karşılaştırmayacaksın herhalde derken, gözleri pek büyüyünce, ürkek tondaki turkuaz formalı bizim takıma benzedim.Neyse ki yurt dışında yaşıyor çoğunlukla, ‘aşk’a kimleri, ne şiirleri, ne şarkıları alet ettiğimi bilmiyor!!!
Her neyse, nasıl sunulursa öyle kabullenilir genellikle. Şimdilik keskin kalem ve gözler, başka fotoğraflarla meşgulken fırsattan yararlanıyorum ve Sinyor Aragones’e sesleniyorum:
1. Yaşınız hiç önemli değil. Tecrübe denen ve az bulunur kıymetli durumu, genç ekibinizle dengeleyeceğiniz düşünülüyor. Öyle olsun.
2. Demeçlerinize çok dikkat etmenizi rica ediyorum. Bu güzel memlekette derin düşünür, çabuk yargılarız.
3. Gördüğünüz her sarı-kırmızıyı İspanya sanmayınız.
4. “Çıkın, onlara kim olduğunuzu gösterin!” İspanyolca ve Portekizce Türkçesinde, hala “taktiğe bakınız, bravo” mertebesindedir, esirgemeyiniz.
5. Sarışın Marco, kumral Deivid, esmer Uğur demeden, hepsini mesafesizce seviniz lütfen. İki yıldır buna alışıklar.
6. ‘Mesafeli’ cümlelerimin, size karşı bir önyargıyla ilgisi yoktur. Alınganlık göstermeyiniz. Artık, ayrılıkların yükünü kaldıramayacak psikolojim sebebiyle, mümkün mertebe böyle olacağım.
7. Zicomuz, eşini, bavullarını, cümlelerini, sadeliğini toplayıp gitti. Hep mahsundu bakışları. Kimbilir, belki kardeşlerinden vazgeçmek çok zordu, haklıydı direnmekte belki. Ama o da kendisini gecikerek seven bunca insandan uzak kaldı. Halef-selef durumundan, Louis Aragon’un satırlarıyla ona veda edip, size hoş geliniz kulak küpesi sunalım:
Acılara batmamış bir aşk söyle bana / yıkmamış kıymamış olsun bir aşk
söyle / bir aşk söyle sarartıp soldurmamış ama / inan ki senden artık değil yurt sevgisi de / bir aşk yok ki paydos demiş gözyaşlarına / mutlu aşk yok ki dünyada / ama şu aşk ikimizin, öyle de olsa.
8. Adınızın ses yakınlığı taşıdığı büyük şair “Mutlu aşk yoktur” diyor, tersine çevirmeyi deneyiniz.
Bu hafta da bize ayrılan sürenin sonuna geldik. Haftaya, bir başka “teknik analiz”de buluşmak dileğiyle.