Nerdeydin be yağmur!

Ya sen ?Kadıköy Berberi?, Roberto Carlos ve Alex de Souza?nın sahalarımızda görmek istemediğimiz saçlarını, neden daha önce kesmedin?

Ya sen ‘Kadıköy Berberi’, Roberto Carlos ve Alex de Souza’nın sahalarımızda görmek istemediğimiz saçlarını, neden daha önce kesmedin?
Ağırlık ondandı,kıvraklıklarına o engel oluyordu,hep söylüyoruz ama...(Sakalsızlık sorunsalı!!!) ‘Bilimsel’ açıklamasını, seneler önce Turgut Uyar yapmıştı:
“Saçlarımı hep kestim/ tutacak kadar kalmasın dedim/ çünkü bir baş kaldırma / ancak saçlarından tutulur!”
İstisnası yok mudur, vardır,bazılarına da dokunulmaz. Geçmişte Tuncay Şanlı’nın,
iki senedir Uğur Boral ve Gökhan Gönül’ün tribündekileri nefessiz bırakan uçuşlarına, saçları kanat olmadı mı?
Sen insafsız fikstür,dış mihraklı fikstür, Kocaeli Zaferi’nden Bursa’ya uzanan yolda niçün araya girdin,nifak tohumlarını saçtın!!! Hadi girdin, dört tribüne yayılmış Arsenal’lilere, neden ‘Kümeye kümeye’ tezahüratı yaptırtıp, ‘Ee bu kadarı da fazla artık’ dedirtecek beraberliği yaratmadın?
Çünkü dümdüz, pürüzsüz beraberlik olmuyor memleketimin çok köşesi ve konusunda, ortak ‘düşman’ gerekiyor di mi, nihayet anladım!!!
Ama bütün bunları silip geçtin yağmur.
Hatırlattın, Saracoğlu konforunda ıslanıyormuş gibi yapanlara ve ıslanmayı başaranlara! Gittiğin yağmurla gel dilekleriyle beklenen, özlenen Deivid de Souza’yı “Gözlerimden haylaz yağmurlar yağdı” eşliğinde, evine döndürdün.
Bursaspor’un enteresan ve neyse ki Real Betis’i hatırlatmayan tebdil-i kıyafetinin sorumlusu sen olamazsın ama, idare et işte, başrolü verdik sana,kırk yılın başında.(Zaten ne yapsan, gene Alex beyin formasını kirletemedin!!!)
‘Taksi Şoförü’ Travis’in (De Niro) hayali gibiydin, “Bir gün sıkı bir yağmur yağar...” Çok sıkı yağdın gerçekten de. Üçüncü golden sonra coştun. Dördüncüde sesli sesli aktın. Ara verdin ama kıyamadın.
Bir pamuk kalplinin, bir sürmeli gözlünün kavuşmasında, koca adamları utandırmadın, “Yağmurdan...
yağmurdan...” bahanesine sığındırdın.
Sayende yedek kulübesi ayaklandı.
Ne zamandır hasret kalınan sevinçler, orayı da kıpırdattı.
Hangi seslerin, çimlerdeki çocuklara iyi geldiğini hatırlattın.
Şair olsak,şey dedirtirdin, “Şimdi ne dikine paslar kanatlar/ ne transfer bombasızlıkları/ ne gidenlerin yerini dolduramamalar / ne orta alandaki boşluklar / yağmur ve ben bahtiyarım!”
Haftalık hafızalar dünyasında,bu hafta sonunda, o bildik cümleyi çıkışta fısıldattın ya, eksik olma: “Görün bakın, hiç üzmeyin kendinizi, mayıs ayında...”
Cümleyi güneşli günlerde tamamlamayı hayal ettirdin ya, eksik olma gerçekten.