Pirinç fiyatlarında Yıldırım parmağı!

Adı geçen parmağın, pirinç zammını etkilediğine dair henüz bir satır, bir yorum görmediğim için, fırsatı değerlendirmek istedim!!!

Adı geçen parmağın, pirinç zammını etkilediğine dair henüz bir satır, bir yorum görmediğim için, fırsatı değerlendirmek istedim!!!
Ayrıca, aynı konu uzmanlarının Başbakan'ın "3'er çocuk yapın" talimatında da parmağın etkisi olduğunu, böylece Fenerli nüfusun artmasını hedeflediklerini nasıl ıskaladıklarını hayretler içinde karşıladım! Parmak o kadar sallanıyor diyorlar ki, havaya girip Abramoviç'i bile sollarız sanmıştım, uyandık rüyadan!!!
Kafamı çok karıştıran bir 'temel' fıkrası var: Parmak uzmanları, aynı zamanda neden kanatlar, neden ilk 11 doğru tercihi, neden onun yerine bu, neden tek santrfor çift şey öneriyorlar, anlamıyorum. Parmak hallediyorsa, bu tenkitlere ne gerek var? Ayrıca bir yandan ne heyecanlı ligimiz var övgülerini esirgemeyip, öte yandan özellikle son yılların başrol oyuncusunun, Fenerbahçe'nin, 10 puan ileride olması gerekirdi azarlarının sebebi nedir? Mutlaka bir mantığı vardır çözemiyorum.
Özür dilerim saçım uzun, üstelik (maalesef) sarı, iki sarıdan devre dışı kalmadan, bu konuya fazla bulaşmayarak haddimi bileyim, çiçek-böcek bölgesine paraşütle ineyim. Ancak inmeden önce, son bir soru:
Madem öyle, öyleyse niçin bu kadar çok Fenerli her maçta heyecanla, uğur deneyerek, çocukları Samandıra'dan alarak, kendi dillerinde mektuplar vererek, inançlarını ve sevgilerini geçirmek isteyerek, zahmet etmekteler? Sizlerin bildiği parmağı nasıl göremiyorlar? Neyselerden çok çelenk, Denizlispor maçı önemliydi elbet. Eğer çok önemli idiyse tarihte bir şampiyonluğa daha sahip olmak, ondan önemliydi. İstatistik hoştur, kıkırdatır, kızdırır, hafifçe burnunu havaya kaldırtır. Üstelik şampiyonlar Ligi'nde olmanın koşulu, mahallenin en iyisi olmaksa, hepten hoştur.
Ama fotoğrafın büyüğü, bu değil. Sadece yedi gün önce, (ilaçla yedi gün, dinlenirsen bir hafta olan zaman dilimi!) 'lütfen' diyerek penaltı kaçıran Kezman'ı toparlamaya yeminli Kaptan ve mürettebatının, iki kesin fırsatı "Tanrı sevgimizi sınıyor" olarak geçiştirip, şahane vuruşunun gol oluşuyla çevresinde halkalanışlarıdır fotoğrafın büyüğü. Ayışığının denize keyifle vuruşuna, leylakların açışına denk geldiği söylenir!
Alex'in yerden kaldırışı. Volkan'ın tee kalesinden yetişip sarılışı. Bu sabırsız ve ille de skora indeksli olarak sunulan hayat diliminde, bunu nasıl öğrendin Volkan? Alex, sen ki yürüyen, para için oynayan rahat Brezilyalı(!), önce arkadaşının kollarından tutup ayağa kaldırmayı, nerden öğrendin? Marco'nun Kezman'a sarıldığı andaki yüz ifadesinin poz olması mümkün mü? Bu kadar nefes nefese rekabette, ailenin hüzünlü oğluna verilen öncelik, gönülleri titretmez mi? Zico'nun 'parmağı' yok mu bu terbiyede?
O parmağın, kendisine 'Kal' işaretini çok isteyecek birisi de vardı Denizlispor maçında. Keşke yolları vakitlice kesişebilseydi, Zico ile Pierre van Hooijdonk'un. Pazar günü, dostluk maçında (Türk meşhurlar, Hollandalılar) izledik kendisini.
Başka kimler oynadı, tam bilemiyorum.Güneş girince göze, yıldızlar görünmez ya! Ne olur hafta sonu diye sordum. Fener çok daha iyi, kazanır dedi. Ben de inandım. Memleketin futbol bayramı. Birbirlerini ye(n)meden gelen şampiyonlukların tadı da tam olmaz. Heyecanına yakışsın.