Sevdan / Çubuklu forman

Alper "Dunga" geldi mu / Alex'ime bakti mu / İmdi yürek yirtulur! Bir ödül törenine katılmak için geldi Brezilya teknik direktörü. Gelmişken, kuradan memlekete çıkan bir önemli maçı da izledi.

Alper "Dunga" geldi mu / Alex'ime bakti mu / İmdi yürek yirtulur! Bir ödül törenine katılmak için geldi Brezilya teknik direktörü. Gelmişken, kuradan memlekete çıkan bir önemli maçı da izledi. Ancak hayatımızda hiçbir şey bu kadar düz yaşatılmıyor. Ona bakacak, şunu izleyecek, buna göz koyacak hayalleriyle oyalanmayı da seviyoruz zahir. Bu abartının kimsenin canını acıtacak hali yok elbette. Dolayısıyla, fazladan iki-üç eğlencelik cümle getirdiyse güne, hoş geldi!
Fakat canım gazetemin, ilk kez bir derbi öncesi tahmin anketi yapmaması düşündürücüdür!!! Yoksa bu 'kulvar' yeterince önemsenmiyor mu? Pek düşündürücü başka durumlar da var elbet.
Oyuncuların teknik ve artistik kapasitesi, teknik direktörün gözü, başlama vuruşuyla kaderi belirlenen, "Öyle olmasaydı böyle olmazdı"ları ile süren doksan ve artı dakikaların mantığı kuşkusuz çok önemli. Amma velâkin, bu şahane oyunun akılla açıklanamayan büyüleri yok mu?
Çok sıkıldım yazmaktan, ancak Fenerlinin Fenerliye akrep etmez ettiğini ve tepeden bakmak hiç yaramaz. Ek olarak yakışmaz. Yakın geçmişteki iletişim yaralarını sarmış, ne güzel olmuş derken, 'resmi' cümleler bir yumru oturtmaya kararlı, arz-ı endam etmiş. Hiç hoş olmamış, ne demek "Rakibin kim olduğu hiç önemli değil"? Sokakta bile, sarı-kırmızılı, sarı-lacivertli çocuklar oynarken coşuluyorsa kayıtsız kalınıyormuş gibi yapılır mı gerçeğine? Her ne ise, beraberliğe üzülen ve sevinen tarafların 'ikinci yarı' son düdüğüyle, bu fasıl da kapanmış olacak. Ama Fenerbahçe 'aynı suda iki kere' yıkanılmayacağını bilir. Ders almıştır. Zaten cumartesi günü 'Mavi Şimşek'imizin, 'Kırmızılı Gençler'e üstün gelememesi de erken uyarıydı haftanın rengi bakımından, artık bu işaretleri de dikkate alır!
Şu Brezilya-Türkiye faslında da, güzel memleketimin beraberliğe pek sevinen taraf olarak konumlandırılması canımı sıkmıyor değil. Buralara girmese artık vatan millet, imdat! Fenerbahçeliler'i en ziyade memnun edecek şey, Servet Çetin karakterine katlanmak ve sevmek zorunda kalmamak olmalıdır. Oturuyoruz bir gün, Cruzerio'da, birisi dedi ki... Büyüttüm besledim / Fener'e hazır ettim! Hoş geldin Maldonado. Güzel bir hikâyen var. Utandıracak, saklanacak anıların yok. Sağlam bir karakter, güçlü bir
oyuncu olarak pek sevindirdin. Yüzün hep gülsün 'sakinleştirici'!
Ancak kalp bölgesi parçalanıyor. Her gelene, iyi niyetle, topu güzelleştirmeye gelene sevinçler ve kahkahalar sunulurken, aynı anda birileri için de kederleniliyor. Yedek kulübesine bir hüzünlü bakış daha eklenecek diye. Teselli, Zico 'kalbi' İşleyen demiri bilir. Adildir.
Unutmaz. Harcamaz. Deniz Barış'ı, Selçuk'u Kemal'i, diğer evlatlarından ayırmaz. Onun kalbi de bizimkilere benzer. Açık tribünde boydan boya açılan 'Kalbimdeki sevdan / çubuklu forman'ı anlar, kendi dilinde yazılmıştır. Öyle değil mi? Eh, az kaldı. Ayva çiçek açmış yaz mı gelecek / Sevilla Kadıköy'e nasıl gelecek? Efendim? Uçakla mı? Öyle mi?
Peki. Buyursun. Fenalık geldi artık 'en önemli' maçlardan. Gelsin de, bakalım! Aklımda sen, fikrimde sen.