Suni teneffüs!

İnsan her gün gururlanacak bir şeyler buluyor canım memleketimde. Mesela hafta sonu ne çok davranış bilimcimiz varmış,bunun keyifli tanıklığını yaşadık. Yerine göre vicut / vücüt / vucüt olarak kulaklarımıza yollanan ?Önder?in vücut dili? tartışmaları ufkumuzu genişletti.

İnsan her gün gururlanacak bir şeyler buluyor canım memleketimde. Mesela hafta sonu ne çok davranış bilimcimiz varmış,bunun keyifli tanıklığını yaşadık. Yerine göre vicut / vücüt / vucüt olarak kulaklarımıza yollanan ‘Önder’in vücut dili’ tartışmaları ufkumuzu genişletti. Konya kalecisinin gol yemiş üzgün yüzünü kaale almayanları kınıyorum, fitbolumuzun geleceği adına!!! Telegol, nasıl olduysa, Önder’in yıllar önce gene Konya’ya attığı bir gol sonrası sakin halini getirdi ekrana. Yani çocuğun huyu bu gibi. Ancak, Özdenak ve Çolak’ın hayır hayır / bak biraz sevindi / biraz daha ağır çekimde fark ederiz sanki / yüzüne ‘Mona Lisa smile’ çökmüş / sevinmiş işte az - maz benzeri, Cem Karaca’nın ruhunu yâd ettiren “Beni siz delirttiniz” cümleleri içimizi açtı. Ne yapsınlar, haklılar dedim. Önder’in yanında, Servet’e göz kırpan bir Arda da yok ki durum netleşsin. Bu arada ‘yorumcu’ Tanju Çolak’ı ilk görüşümdü. Kendisine hayatta şefkat duyduğum iki an vardır. İlkinde, altın ayakkabı ödülü alıyordu, yurt dışında şık bir törende. Sunucunun her sorusunu “No... no... no...” diye cevaplıyordu ki sorular şu an ne hissediyorsunuz, ileriye dönük hayalleriniz benzeri, yani cevabı asla yes ya da no olamayacak türdendi. Urfa ve Oxford sorunsalı! İkinci acıklı kare ise, bir Mercedes araba probleminden ötürü, tutuklanmak üzere İstanbul’a getirildiği uçakta eşine sarılıp ağladığı görüntüydü. Metin Oktay’ın rekorunu kırma uğruna, ayağını arkadaşının kaleye giden topuna uzatmayacaktın demiştim, öyle olmasaydın böyle olmazdın belki de diye. Neyse işte şimdi yorumcu olarak yüzünü fazlaca şekilden şekle sokuyor, yanlış hata filan diyor. Ama içten konuşuyor hiç değilse. Ancak Önder ‘fair-itiraf’lara davet edilirken kanalın kameramanının Emre Belözoğlu’nu tacizini kimse konuşmuyor. Kameraman ve muhabirlerin niyetlerine bağlı olarak, muhatabı çıldırtma yetenekleri de vardır, bu da biliniyor.
Derby gölgesinde kaldığı için kıyametlerin ertelendiği Cuma maçının öncesinde ekrana ilginç bir reklam  spotu geldi: Tunç Okçuluk!
Güiza’yı kast ediyor zahir dedim, hatırlasın diye. Sonra, bizimkilerin hepsi üşümüş çocuklar sahaya çıktı.O malum dakikada “Futbol,22 kişinin hakem hatalarıyla oynadığı ve kabağın en ziyada Fenerbahçe’nin başına patlatıldığı bir oyundur” tarifi yeniden hayat buldu. Birilerinin Trabzonspor’a tek rakiplerinin Fenerbahçe olmadığını, bu sene kalabalık bir lig üstü yaşandığını hatırlatması iyi olacak, aradan yararlanarak toplu değerlendirme yapmalarını öneriyorum.
Hakem konusu dön dolaş benzerlikler yaşatınca, yorumların çoğu çocukları itirafa davet ediyor ya, Cenk Deivid’in golünü, Servet elini, Önder koltukaltını deseydi de, diyemiyorlar. Önder’in durumu biraz farklı ama, çünkü altını çizerek elim kolum yok diyor. Nasıl söylesinler ayrıca infaz taburları hazırda beklemekteyken?
İlk yarının sonu neyin başlangıcı acaba?
Bir nefes almanın, ağızdan çıkanı kulakların duymasının, milyonlarca insanı neşelendiren, hüznünden bile az şikâyet edilen, her hafta başa sarılıp affedilen aşkların teneffüsü iyi gelsin herkese.
Suni çimler gibi olmasın.