Veysel Efendi, şu kapıyı Berkingiller'e de açar mısın?

Fenerbahçem, daha çok sevilemezsin, ötesi yok derdim de... Varmış. En sevilecek kılığındasın. Çıkarma e mi?!
Veysel Efendi, şu kapıyı Berkingiller'e de açar mısın?

Boynunu büküp, istesem de açamam deme. Biliyorum. Bilmez olur muyum hiç, senin okulunda devlet dersinde karnesi silinen, velisine tepeden bakılan pozişınlar olmadı hiç. Her zamankinden ziyade Mahmut Hoca yufkalığına ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, bu günlerde bir şansımı deniyim dedim gene de!

Veysel Efendi, haylazlara kapıyı açtığın için, her seferinde tatlı yalanlarını yuttuğun için seni çok seviyorum. Kapıyı açtıran kadar, açanın da ne kadar önemli olduğunu bu kazık kadar yaşımda öğrendiğim için perdoname!!! Sen olmasan o kasketler takılamaz, o maça gidilemezdi. Canım Feridun Düzağaç’ın şarkısını bozarak anlatayım, ben kısaca FeBe!! Ama sen bana uzun uzun iyi ki bırakmışım çocukları, zaten hiçbir palavralarını yutmamıştım, aslında kıyamazdım de...

Resmi Kadıköy diline göre ayıp bir itirafta bulunmak istiyorum sana. Her maçtan çok korkarım. Mahallede, memlekette, deplasmanda. Platini ve saz arkadaşlarının sevimsiz hükümranlığındaki beldelerde, öyle.. Yenmeye bayıldığımdan değil. Ertesi gün gazeteleri, ertesi gün hafızasız esprileri, olay akşamındaki yüksek perdeli azarlardan ötürü. Öğretilen pek kıymetli rekabette, Galatasaray maçlarında genel eğilimin tersine her zamankinden ziyade serin bir ürperti sarar, Yasemin Başarır arkadaşımla ikimizi, kıkırdarlar halimize. Ama bu sezon evdeki maçta sayende hiç korkmadım. Hababam güm güm güm pankartları, o aşina şarkı, yumuşak pozitif üstü pozitif efektler... Sonuç da oyun da pek güzel oldu. Erciyesspor’u, bağlı bulunduğu ilin sevdiğim ekibini ağırlayacakken kuşlar söyledi. Hem ekip gelecek, hem o şahane şarkı gene kulaklarımıza dolacak. İlk dakikalardan bitiş düdüğüne, çimlerdeki çocuklara sevgi esirgenmeyecek her zamanki gibi. Öyle oldu.

Hollanda ve Portekiz’de, Nijerya ve Senegal’de de meğer tek ayak üstünde durmak varmış. Emre, Caner, Bekir, Gökhan kadar alışık olmasalar da yadırgamadılar yani!!! Güzel oluyor. Kulaklarına ve gözlerine haber bültenleri isabet edenlere, tıkalı burunlarını açıp nefes aldırtan anlar. Kulak memesi yumuşaklığı tutturuluyor fazla uğraşmadan. Vicdan, masumiyet, merhamet böyle de hayat buluyor.
Abilerinin yanına uçan karakaşlı melek de, artık hiç sevdiceği için maça gelip bağıramayacak tüm yavrular için de, anılarak bir avuntu aranıyor. Giderek daha yüksek sesle. Daha da uzuuun dakikalarda. Dört tribünde.

Fenerbahçem, daha çok sevilemezsin, ötesi yok derdim de... Varmış.

En sevilecek kılığındasın. Çıkarma e mi?!