1 Kasım akşamı Türkiye siyasetinde "yeni dönem" başlayabilir

1 Kasım akşamı, siyasette ve siyasi alanda taşların yerinden oynadığı ve güç dengelerinin değiştiği yeni bir dönemin başlaması çıkabilir. Bu kimseyi şaşırtmasın.

Artık bugün dahil dört gün kaldı.

1 Kasım Pazar akşamı sonuçları öğreneceğiz.

Türkiye seçmeni, her zaman yaptığı gibi, 1 Kasım’da da,  “olması ve yapılması gerekeni” ortaya çıkartacak; oylarıyla, Türkiye için iyi olanı bulma yönünde bir yol haritasını ve mesajı liderlere ve siyasilere verecek.

Dahası, 1 Kasım seçim sonuçları, AK Parti, CHP, MHP ve HDP’den oluşacak “dört partili Meclis” yapısının ötesinde, Türkiye siyasetinde yeni bir dönemi başlatabilir.

New York Üniversitesi öğretim üyesi Sn. Selçuk Şirin, bu bağlamda, Hürriyet’te, “Seçimin 3 Sonucu olacak!” başlığında önemli bir yazı yazdı (26 Ekim-http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/selcuk-sirin_530/secimin-3-sonucu-olacak_40005963).

Şirin’e göre bu üç sonuç şöyle:

Bir: “Yine koalisyon görünüyor”; böylece iki seçim arka arkaya koalisyon hükümeti durumu ortaya çıkacak, seçmenin mesajı böyle bir hükümet yönünde olacaktır. 1 Kasım ile koalisyon hükümetlerine alışma ve uzlaşmaya dayalı siyaset anlayışına uyum sağlama dönemi başlayabilir. Bu, AK Parti'nin “çoğunluk hükümeti” ya da “hakim parti” döneminin bitmeye başladığı anlamına da gelebilir.

İki: “Sol bu seçimden oylarını arttırarak çıkacak”; 1 Kasım, CHP + HDP’nin % 40 bandını aşması sonucunu çıkartabilir. Böylece, rahmetli Ecevit’in % 40'ın üzerinde oy aldığı meşhur 1977 seçiminden beri ilk defa, solun toplam oy oranı % 40’ın üzerine çıkabilir.  1 Kasım, solun güçlendiği, sağın gerilediği bir seçim olabilir. Bu da, siyasette, solun lehine ve söylem ve etki temelinde taşların yerinden oynaması, güç dengelerinin değişmeye başlaması anlamına gelebilir.

Üç: “HDP ana muhalefet partisi olabilir”;  AK Parti-CHP büyük koalisyonun olması durumunda, ki koalisyon olasılıkları içinde en güçlüsü, ve MHP’nin 7 Haziran’a göre biraz oy kaybetmesi durumunda, HDP, Meclis'in üçüncü büyük partisi ve “ana muhalefet partisi” olabilir. 1 Kasım akşamı izleyeceğimiz ilginç, bir o kadar da önemli sonuçlardan biri de, “hangi partinin üçüncü parti olacağı”dır, yani, MHP-HDP çekişmesi.

7 Haziran’dan bugüne yaşanan terör, şiddet ve çatışma ortamına, ve Kürt seçmenin korkutulması girişimlerine rağmen, HDP’nin oylarını koruması ve ikinci defa barajı geçerek Meclise girmesi başlı başına siyasette “oyun değiştirici” bir gelişmedir. Bunun üstüne, bir de, HDP, ana muhalefet partisi olursa, siyasi alandaki taşlar ciddi anlamda yerinden oynayacaktır.

Bu üç maddeye, dördüncü sonuç olarak şunu ekleyebiliriz.

Dört: Eğer 1 Kasım’dan koalisyon çıkarsa, bu, bir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık arayışının ikinci defa seçmenden “ret” alması; iki, AK Parti’nin “alternatifi olmayan hakim parti” konumunun ciddi anlamda zedelenmesi; üç, AK Parti içinde, “başkanlık sistemi-hakim parti çelişkisi”nin ciddi sorun haline gelmesi anlamına gelecektir. Bu da, yeni bir siyasi dönemi başlatabilecek bir sorun ya da gelişmedir.

7 Haziran’dan sonra 1 Kasım’da da seçim yapmak, hep vurguladığım gibi oynanmaması gereken bir “kumardı”. Hem de Türkiye’ye, insanımıza bedeli çok ağır olan bir kumar.

Erken/tekrar seçim kumarından, 1 Kasım akşamı, siyasette ve siyasi alanda taşların yerinden oynadığı ve güç dengelerinin değiştiği yeni bir dönemin başlaması çıkabilir. Bu kimseyi şaşırtmasın.

Bu nedenle, 1 Kasım akşamından itibaren seçmenin gösterdiği “olması ve yapılması gerekenlere giden yoldan” liderlerin yürümeleri, ve, “seçimlere ara vererek”, seçim yorgunu Türkiye’yi “etkili ve adil yönetim dönemine” sokmaları gerekliliğidir.

Murat Yetkin’in Radikal’deki son iki yazısında (26 ve 27 Ekim) dikkat çektiği, iktidarı elde etmek için kapalı kapılar arkasında yapılacak millet vekili transferleri ve diğer siyasi ahlaka uymayan girişimler yerine, liderlerden seçim sonuçları ve seçmenin verdiği mesajlar temelinde hareket etmelerini bekliyoruz.