1 Kasım gecesi: Sadece iki ihtimal var

1 Kasım akşamı yine "dört partili Meclis" yapısı ortaya çıkarsa; AK Parti çoğunluk hükümeti ya da AK Parti-CHP büyük koalisyon hükümetinin hızla kurulacağı bir süreç başlayacaktır.

Ya 276’yı biraz geçen ve çok güçlü olmayan “AK Parti çoğunluk hükümeti”, ya da “AK Parti-CHP büyük koalisyonu” sonucuyla karşılaşacağız.

Ya Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ın istediği olacak ve “tekrar seçim” koalisyon gerekliliğini ortadan kaldırıp AK Parti’ye çoğunluk hükümeti getirecek; ya da 1 Kasım gecesi 7 Haziran gecesi tekrarlanacak, dört partili ve koalisyon hükümeti gerektiren meclis tablosu ortaya çıkacak.

Şu noktanın da altını çizelim: Eğer 1 Kasım akşamı 7 Haziran sonuçları tekrarlanırsa, ne MHP Başkanı Sn. Bahçeli seçim akşamı “Erken seçime olursa, ona da varız” gibi bir tümceyi tekrardan kurabilecek, ne de Cumhurbaşkanı “acaba tekrar seçim olabilir mi” sorusunu sorabilecek.

“Tekrar seçimin tekrarı olamayacağı” için; Türkiye seçmenine iki kere arka arkaya “olması gereken sonucu çıkartamadınız” denemeyeceği için, 1 Kasım seçim sonuçları başta Cumhurbaşkanı olmak üzere tüm siyasi aktörler tarafından kabul edilecek.

7 Haziran sonrası dönemde asıl oyun kurucu Cumhurbaşkanıydı. 1 Kasım sonrası da Cumhurbaşkanı güçlü konumda olacak ama eğer koalisyon gerekliliği ortaya çıkarsa, ondan ne tekrardan “tekrar seçim” hamlesini, ne de koalisyona karşı tavrı göreceğiz.  Cumhurbaşkanı büyük ihtimalle, “kendi konumuyla yeni koşullar arasındaki denge”yi nasıl kuracağı sorusu üzerinde yoğunlaşacaktır.

Şu saptamayı yapabiliriz: 1 Kasım akşamı yine “dört partili Meclis” yapısı ortaya çıkarsa; AK Parti çoğunluk hükümeti ya da AK Parti-CHP büyük koalisyon hükümetinin hızla kurulacağı bir süreç başlayacaktır.

7 Haziran’dan bugüne yaşadığımız “yönetim boşluğu”nun, “güçlü ve uzlaşı temelli hükümet eksikliği”nin sonuçları, başta kaybettiğimiz insanlarımız olmak üzere çok acı ve olumsuz oldu.  

1 Kasım sonrası aynı hatalara düşülmeyecektir. Türkiye’de, artık, tekrar tekrar seçim ya da uzun koalisyon görüşmeleri yapma lüksü kimsenin yoktur.  

Peki, sonuçları iki ihtimalli 1 Kasım seçimlerine nasıl gideceğiz?

Dört noktanın altını çizelim.

Bir: 1 Kasım’ın özgün bir niteliği var. Partiler seçim stratejilerini, “teröre karşı mücadele” ve “ekonomik istikrarı koruma” gibi iki büyük sorun üzerinde odaklayacaklar, ama, seçim sonuçları büyük ölçüde, partilerin “belli illerde ve ilçelerde, hatta bazı büyük illerin bazı seçim bölgelerinde aldıkları ya da kaybettikleri ve çok büyük sayıda olmayan oylar” tarafından belirlenecek.

Seçim stratejisi-oy matematiği denklemi”ni kendi lehine çözen parti, 1 Kasım’da başarılı olacak. Bu durum, özellikle, AK Parti’nin çoğunluk hükümeti kurup kuramamasıyla ilgili.

İki: Seçimlerde asıl mücadele, AK Parti-HDP ve AK Parti-MHP arasında olacak, CHP kendisiyle  yarışacak. Bu durum CHP’nin avantajına. CHP, ufak da olsa oylarını arttırabilir; toplumun farklı kesimleriyle, özellikle de Kürt vatandaşlarımızla ilişkilerini olumluya dönüştürebilir; ve, seçim sonrası dönemin kilit aktörü olabilir.

Üç: HDP bu seçimlerde oylarını koruyacak gözüküyor, hatta Meclis’in üçüncü partisi olabilir. HDP’nin meclisteki varlığı, siyasetin ötesinde, ülkemizde barışın inşası, istikrarın ve güvenliğin sağlanması, ve birlikte yaşama kültürünün güçlenmesi için çok önemli. 

Türkiye, tekçi değil çoğulcu bir siyasi kültüre, modernleşmeye ve toplumsal yaşama gereksinim içinde.

HDP ve Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ı eleştirmeliyiz, hem de sert ve güçlü. Fakat, şunu bilmeliyiz; onları meşrusuzlaştıran ve dışlayan tavır ve söylemler, ister “550 milli ve yerli milletvekili” isteği, isterse de “onları barajın altında bırakmalıyız” söylemi yoluyla olsun, Türkiye’nin yararına değildir.  Aksine PKK-HDP ayrımı yapmak ve HDP’nin siyasal sisteme “meşru aktör” olarak entegrasyonu kritik önemdedir.

Dört: 1 Kasım seçimleri muhakkak, güvenli bir ortamda yapılmalı ve “adil ve özgür” olmalıdır. Seçim sonuçları herkes tarafından meşru sonuçlar olarak kabul edilmelidir. Aksi, Türkiye için, Türkiye demokrasisi ve algısı için felaket olur. 

Bu nedenle, PKK eylemlerini tümüyle bırakmalı, hükümet ve devlet de, adil ve özgür seçim ortamını hazırlamalıdır.

Bayram sonu, Türkiye, tümüyle seçim dönemine girecek.

Ben 1 Kasım ve sonrası için olumlu ve Türkiye’nin geleceğinden umutluyum.

İyi bayramlar.