5 Ocak: AK Partinin yolsuzlukla sınavı

Yapılan araştırmaların gösterdiği gibi, AK Parti seçmeni, hükümete darbe iddialarından çok rahatsızdır, bu iddiaları plana koyabilir, ama, yolsuzluk iddialarından da çok rahatsızdır.

2015 Haziran Genel seçimlerine kitlenmiş Türkiye’de, iki kritik gelişmenin eşiğindeyiz:

5 Ocak’ta, Meclis Soruşturma Komisyonu, AK Partili dört bakanın Yüce Divan’da yargılanmasıyla ilgili oylama yapacak;

19 Ocak’ta, Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan, Bakanlar Kurulu’nu AK Saray’da toplayacak.

5 Ocak oylamasının sonucu, çözüm süreci, Cemaat-darbe iddiaları ile birlikte, Haziran seçimlerin üçüncü stratejik odak noktası olan “yolsuzluk tartışmasını” şekillendirecek.

19 Ocak’ta, AK Saray’da yapılacak Bakanlar Kurulu Toplantısı da, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın oturuş düzeninden liderlerin ve bakanların söylemi ve tavırlarına kadar, dolayısıyla, sembolik düzeyden siyasi düzeye kadar, seçimlerin genel odağı olacak başkanlık sistemi tartışmasının nasıl gelişeceğini belirleyecek.

19 Ocak’ı sonraki yazıya bırakıp, önümüzdeki 5 Ocak Yüce Divan oylamasına yoğunlaşalım.

5 Ocak’ta, Meclis Soruşturma Komisyonu, dört bakan üzerine, her bakan için farklı iddiaları ayrı ayrı oylayan bir gündem ile toplanacak. Diğer bir değişle, sadece her bakan için bir oylama, yani dört oylama yapılmayacak, her bakan için, farklı iddialar temelinde bir den fazla oyla yapılacak.

Bu, şu anlama geliyor: “hiç bir bakanın hiç bir iddia temelinde Yüce Divanda yargılamasına gerek yoktur” sonucundan, “her bakanın her iddia için Yüce Divana gitmesi gerekir” sonucuna kadar geniş bir yelpaze içinde kararlar alınacak. Farklı iddialar üzerine oylamalardan farklı sonuçlar çıkabilir. Diğer bir değişle, ya hep ya hiç, ya da, sıfır toplamlı bir oylama sonucu olması gerekmiyor.

Dolayısıyla, bakanlar, total bir oylama ile karşı karşıya değiller. Oylama sonuçları, suçlu oldukları anlamına gelmiyor. Oylama sonuçları, Meclis Genel Kurulu’nda da görüşülecek. 5 Ocak karalarından, her hangi bir bakanın, ve, her hangi bir iddia için, Yüce Divan’da yargılanma sonucu çıksa bile, ancak, Meclis çoğunluğu sağlanırsa, Yüce Divan süreci başlayacak.

Yolsuzluk sorunu ile ilgili, tarihsel örnekler, olaylar, ve akademik çalışmalar şu noktaların altını çiziyor:

Yolsuzluklar, Türkiye siyasetinin yumuşak karnı olan bir sorundur.

Yolsuzluklar, dün de vardı, bugün de.

Yolsuzlukların, yapılış biçimi de, önemli olmuştur.

Türkiye seçmeni, yolsuzluklara, her zaman hassas olmuştur; hele, işsizliğin ve yoksulluğun olduğu bir yerde, yolsuzluğun yapılış biçimi, hızla zenginleşen prenslerden bankaların içini boşaltmaya, düğünlerde, eğlencelerde dağıtılan yeşil yüz dolar destelerinden paraların taşındığı kutulara, bavullara ve sırt çantalarına, kabul edilemez ahlak dışı durumları ve sahneleri sergiliyorsa...

Türkiye seçmeni, dün de, bu tür yolsuzluk görüntülerine tepki vermiştir, bugün ve yarın da verecektir. Türkiye seçmeni içinde, her kesim bu tutuma sahiptir; İslami, laik, muhafazakar, Milliyetçi, Sosyal Demokrat, Sosyalist, ya da, her türlü kültürel kimliğe sahip seçmenler.

AK Parti seçmeni, ya da, muhafazakar, İslami kesim, yolsuzluğa bakışta farklıdır demek, yanlış, ve bu toplumsan kesime hakarettir...

Yapılan araştırmaların gösterdiği gibi, AK Parti seçmeni, hükümete darbe iddialarından çok rahatsızdır, bu iddiaları plana koyabilir, ama, yolsuzluk iddialarından da çok rahatsızdır.

Türkiye seçmeni, “yolsuzluk başkadır, hırsızlık başkadır” ayrımını, dün de yapmamıştır, bugün de yapmaz.

Bu nedenle, 5 Ocak Pazartesi günü, Meclis Soruşturma Komisyonu’nun yapacağı oylamalar ile başlayacak süreç, başta AK Parti olmak üzere, Türkiye siyasetinin yolsuzluklarla sınavının önemli bir eşiğini oluşturacaktır. Ve, 2015 seçimlerine giden yolda, yolsuzluk sorunun nasıl tartışılacağını ve partiler tarafından kullanılacağını belirleyecektir.

AK Parti hükümeti ve çevreleri, 5 Ocak oylaması noktasında, kendi içlerinde farklılaşmış gözüküyor:

Bir grup, Anayasa Mahkemesi'ne güvensizliği ön plana çıkartıp, yolsuzluk tartışmasının AK Parti’ye bir tuzak olduğunu söylüyor, ve, yolsuzluk iddialarının kapatılmasını istiyor. Bu, AK Parti’nin, seçimlere giderken, yolsuzluk yoktur, sadece darbe girişimi vardır demesi anlamına geliyor.

Diğer bir grupsa, Cemaat-darbe sorunun birincil sorun görülmesi gerektiğini vurgularken, yukarıda sıralanan nedenlerden dolayı, “yolsuzluk yoktur” demenin, (a) AK Partiye zarar vereceğini, (b) AK Parti-yeni Türkiye denklemini zayıflatacağını, ve, (c) bazı bakanların, bazı iddialar temelinde Yüce Divan’da yargılanmasının, hem gerekli olduğunu, hem de seçim yolunda parti için yararlı olacağını söylüyor.

Bakalım, hangi görüş, 5 Ocak oylamasında hakim olacak.

İkinci görüşün, Türkiye halkının ve seçmeninin, farklı kimlikleri ve siyasi eğilimleri içinde paylaştığı ortak bir tavır olarak, yolsuzluklara yaklaşımını daha doğru yansıttığını düşünüyorum...