800. yılında Magna Carta, demokrasinin krizi ve başkanlık rejimi

Magna Carta; demokrasinin, adalet kavramının, haklar ve özgürlüklerin yasal korumaya alınmasının, ve, hukukun üstünlüğü, yönetenin hesap verebilirliği ve sorumluluğu ilkelerinin yer aldığı ilk sözleşme niteliğinde metinlerinden biri. İronik bir durumu yaşıyoruz: Magna Carta'nın 800. yılında, demokrasi, tüm dünyada, kriz içinde.

Londra’nın bir saat dışında, Ditchley’de, Dithcley Vakfı tarafından düzenlenen toplantıda, iki gündür, dünyanın farklı yerlerinden gelen arkadaşlarla, demokrasiyi, daha doğrusu, küresel ölçekte yaşanan, demokrasinin krizi sorununu tartışıyoruz.

1215 yılında kabul edilen Magna Carta’nın 800. yıl dönümü nedeniyle de, bu toplantıyı yapıyoruz.

Magna Carta; demokrasinin, adalet kavramının, haklar ve özgürlüklerin yasal korumaya alınmasının, ve, hukukun üstünlüğü, yönetenin hesap verebilirliği ve sorumluluğu ilkelerinin yer aldığı ilk sözleşme niteliğinde metinlerinden biri.

İronik bir durumu yaşıyoruz: Magna Carta’nın 800. yılında, demokrasi, tüm dünyada, kriz içinde.

Kralın yetkilerini sınırlandıran Magna Carta, 1215'te imzalandı. Bu belge anayasal demokrasinin temellerinden sayılıyor.

 

Amerika, Kanada, Afrika, Asya, Amerika, Ortadoğu, Latin Amerika, Avrupa’dan gelenler, bir konuda ortaklaşıyorlar. Demokrasiye, küresel ölçekte, ciddi meydan okumalar var: Demokrasinin geliştiği yerlerde de, gelişmekte olduğu yerlerde de, ve, demokrasiye geçiş yapmakta olan yerlerde de, ciddi sorunlar, ciddi riskler, ciddi meydan okumalar var.

Amerika’dan, Kanada’dan, Avrupa’dan gelen arkadaşlar, demokrasiden uzaklaşma, ve siyasi partilere ve seçimlere güvensizlik eğilimlerinden, ya da, demokrasinin krizinden duydukları endişeleri anlatıyorlar.

Afrika ve Latin Amerika’dan gelen arkadaşlar, ekonomik gelişme, yolsuzluk, ve merkezileşme sorunları nedenliyle, demokrasilerin ileri gitmediklerinden bahsediyorlar.

Kuzey Afrika ve Ortadoğu’dan gelen arkadaşlar, Arap Baharı olarak başlayan sürecin bugün geldiği, ve, IŞİD sorunuyla net olarak ortaya çıkan vahim durumdan çok rahatsızlar.

Asya’dan gelen arkadaşlar da, ekonomi büyüme, yolsuzluk, toplumun siyasete katılım yollarının kapanması, ve, merkezi güçlü yönetim sorunlarının, ülkelerinde demokrasiyi ileriye götürmeye verdiği zararı dile getiriyorlar.

TÜRKİYE ÖZGÜN MÜ?

Yukarıda yazdıklarım, ne kadar kulaklarımıza aşina geliyor, değil mi? Sanki, Türkiye’de yaptığımız demokrasi tartışmalarını özetliyorum gibi.

Yazdıklarımda ve konuşmalarımda hep vurguladığım gibi, Türkiye, yaşadıklarımız, sorunlarım temelinde, dünyadan farklı değil, özgün değil, biz de yaşananlar, her yerde yaşanıyor, konuştuklarımız, gerilimler, kutuplaşmalar, güvensizlik, her yerde var.

Bu nokta önemli, çünkü, “biz bize benzeriz”, “Türkiye çok iyi, ya da çok kötü” vb. saptamalarının yanlış olduğunu; yaptığımız demokrasi, özgürlükler, haklar, hukukun üstünlüğü üzerine tartışmalardaki ötekileştirici ve saldırgan üslubun çok gereksiz olduğunu gösterirken, dünya örneklerine bakarak yapıcı eleştiri yapmanın da mümkün olduğunu gösteriyor.

BAŞKANLIK SİSTEMİ Mİ DEMOKRASİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ Mİ?

Dahası, önümüzdeki sorun, dünya genelinde, demokrasinin nasıl bu krizden çıkarılacağı, nasıl güçlendirileceği? Başkanlık, yarı başkanlık, parlamenter sistem tartışmaları pek yapılmıyor.

Bizdeyse tartışma, bugün, giderek, demokrasiden “sistem tartışması”na doğru kayıyor. Başkanlık sistemi üzerinde yoğunlaşıyor.
Başkanlık sitemi tartışması ile demokrasi ilişkilendirilmeli.

Şu sorular yanıt bekliyor: Başkanlık sistemi demokrasiyi güçlendirecek mi, ileriye götürecek mi? Gerek duyduğumuz, yargının bağımsızlığını, tarafsızlığını ve toplumun hukuka güven duymasını sağlayacak mı? Meclis'i, milletvekillerini güçlendirecek mi? Toplumsal kutuplaşmaya çözüm olacak mı? Çözüm sürecinde sürdürebilir barışa katkı verecek mi? Eşit vatandaşlık anlayışının uygulama temelinde yaşama geçirilmesinin yollarını açacak mı? Başta Alevi sorunu, kimlik sorunlarını çözebilecek mi?

En genelinde de, başkanlık sistemin de, başkan, güç ve iktidarın kullanımı temelinde, nasıl dengelenecek ve denetlenecek?

Magna Carta’nın 800. yılında, dünya, farklı coğrafyalardaki ülkeler, bu sorunları tartışıyorlar; fakat, bir farkla, demokrasiyi güçlendirmek ve ileri götürmek başlığı altında.

Bizde de, tartışmanın demokrasi üzerinde yoğunlaşmasında büyük yarar var.

Magna Carta toplantısında, Türkiye üzerine ilgi çok. Unutmayalım, Türkiye’nin demokrasiyle sınavdaki başarısının ya da başarısızlığının, sadece, bizim için değil, bölgesel ve küresel bir etkisi ve önemi var.