AB Türkiye'den vaz mı geçiyor?

Yeni AB Başkanı Jean-Claude Juncker'de, işe başlarken yazdığı misyon açıklamasında ve mektuplarında, Türkiye'den hiç bahsetmiyor; dış politika, jeopolitik, ve bölgesel sorunları ele aldığı bölümler de bile.
AB Türkiye'den vaz mı geçiyor?

Ankara’ya, AB Büyük Elçisi dayanmıyor.

İlk önce, Fransa’dan gelen Jean Maurice Ripert, süresi dolmadan, erkenden Ankara’yı terk etmişti. Ripert’i tanımıştım. Elçiliği boyunca, Türkiye-AB ilişkilerine çok önem veren bir tavır ve söylem içinde olmamıştı. Holland, Fransa Cumhurbaşkanı olunca da, başka bir ülkeye büyük elçi olarak atandı, Ankara’dan ayrıldı.

AB sürecine önem verenler, ben de dahil, Ripert’in erken gidişinden rahatsız olmadık. Her işte bir hayır vardır dedik. Eğer yeni elçi daha aktif ve sürece bağlı biri olursa, Ripert’in ayrılmasının iyi olacağını düşündük.

Sonra, kısa bir süre önce, yeni Büyük Elçi, Stefano Manservisi, İtalya’dan Ankara’ya geldi. Geldikten hemen sonra, kendisinden bir davet aldım. Beraber, bir grup, Diyarbakır’a gittik. Orada, birlikte, gün boyu yapılan toplantıya başkanlık ettik.

Manservisi, Ripert’ten farklı, Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden canlandırılmasına inanan birisiydi. Onunla beraber olduğumuz toplantılarda, görüşmelerimizde, bende bu izlenimi bırakmıştı.

İzlenim diyorum, çünkü, Manservisi de, daha üç ayını doldurmadan Ankara’yı terk etti. AB’nin yeni Dış Politika Başkanı, ülkedaşı, Frederica Mogherini’nin yanına, Brüksel’e, kıdemli müşteşar olarak gidiyor.

AB uzmanı bir dostum, “Manservisi, daha önce de müsteşarlık yapmıştı, bu yeni görev onun için, büyük bir yükselme değil” diyor; ve, ekliyor, “Brüksel ve yeni görevi, Ankara ve AB Büyük Elçiliği ile kıyaslanmaz”.

Ripert’de, Büyük Elçi olarak, Ankara’dan Moskova’ya gitmişti. 1.5 yıl kalmıştı Ankara’da.

Şimdi, Manservisi, Ankara’dan, Brüksel’e gidiyor. Hem de, üç ay kaldıktan sonra.

Ne Ripert, ne de Manservisi, Ankara’dan daha önemli, daha kritik görevlere gidiyorlar.

Bu gelişmeden ne anlam çıkartmalıyız?

Sadece tesadüf mü? Yoksa, Ankara, AB’de önemini mi kaybediyor?

Tesadüf ile açıklayabilirmiyiz bu erken ayrılıkları?

Zannetmiyorum.

Yeni Büyük Elçi kim olacak, ve hangi ülkeden gelecek?

Ankara, her zaman, AB için çok önemli bir başkent, kilit bir mevki olmuştur. Bu nedenle de, Büyük Elçiler kadar, elçilerin geldikleri ülkelere de önemlidir.

Manservisi, İtalya’ndı. Ondan önceki dört elçi, ikisi Almanya’dan, ikisi Fransa’dan gelmişti.

Bakalım, yeni Büyük Elçi, AB’nin kurucu, kilit ülkelerinden mi? Yoksa, yeni katılan üye ülkelerden mi gelecek?

Göreceğiz.

Son zamanlarda, Brüksel, Berlin gibi AB’nin kritik başkentlerde de, Türkiye’ye bakışta, çok olumlu bir havayı gözlemlemediğimi de söylemeliyim.

AB, Türkiye’ye, Ankara’ya, eskisi gibi yaklaşmıyor ve eski önemi vermiyor görüntüsü çiziyor.

Hürriyet Daily News yazarı Barçın Yinanç’ın haklı olarak vurguladığı gibi (18 Eylül), yeni AB Başkanı Jean-Claude Juncker’de, işe başlarken yazdığı misyon açıklamasında ve mektuplarında, Türkiye’den hiç bahsetmiyor; dış politika, jeopolitik, ve bölgesel sorunları ele aldığı bölümler de bile.

Türkiye-AB ilişkileri durmuş durumda; AB, bu konuda birşey yapmayacak gözüküyor; Ankara’ya, AB Büyük Elçisi dayanmıyor; birbiri arkasına Ankara’yı terk ediyorlar.

Niye?

Bu soru üzerine, Ankara, ve hepimiz, ciddi kafa yormamız gerekiyor.

Çünkü, AB tarafında tüm bu olumsuz gelişmeler, Ankara, AB’yle ilişkilerini canlandırma isteğini dile getirirken oluyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Vizyon belgesinde, ve yaptığı konuşmalarda, AB sürecinin “stratejik önemi”ni vurguluyor. Başbakan Davutoğlu, Hükümet Programı’nda, ve konuşmalarında, aynı vurguyu tekrarlıyor.

İki AB süreci destekçisi AK Partili, Mevlut Çavuşoğlu ve Volkan Bozkır, yeni hükümetin Dışişleri ve AB Bakanları oluyorlar.

AB Bakanı Bozkır, 18 Eylül’de, Türkiye’nin “Yeni Avrupa Birliği Stratejisi”ni açıklıyor: Hedef, ilişkileri yeniden canlandırmak.

German Marshal Fund adlı düşünce kuruluşunun her yıl yaptığı TransAtlantik Eğilimler araştırması, 2014’de, Türkiye halkının AB desteğinin, 9 puan artışla, yüzde 53’e çıktığını gösteriyor.

Böyle olumlu gelişmeler varken, ve, Türkiye, AB’ye ve Batı’ya yüzünü dönme isteğindeyken, ki, olması gereken yapılıyor, Ankara, arka arkaya AB Büyük Elçilerini uğurluyor.

Umarım, endişelerim boşunadır...