AK Parti-CHP büyük koalisyonu

AK Parti-CHP koalisyonu, sadece 7 Haziran seçimlerinden birinci ve ikinci çıkan iki partinin yönetmesi demek değil. Aynı zamanda, Cumhuriyet'in kuruluşundan beri yaşanan dönüşümün iki "ana aktörü"nün, iki toplumsal-kültürel kimliğinin, iki yaşam tarzının uzlaşması demektir.

Koalisyon müzakerelerinin ilk turu, bugün, AK Parti-CHP görüşmesiyle başlıyor.

İlk turda, genelde, taraflar birbirlerini dinleyecekler, ve, anlaşma zemini üzerinde genel olarak konuşacaklar.

Bununla birlikte, AK Parti-CHP görüşmesi önemli, çünkü, bu iki parti arasında kurulacak koalisyon hükümeti olasılığı, yurtiçinde ve dışında büyük ilgi uyandırıyor.

AK Parti-CHP koalisyonundan konuşurken, sadece 7 Haziran seçimlerinden birinci ve ikinci çıkan iki partinin, ya da, son 13 yılın hükümet partisi ile ana muhalefet partisinin birlikte çalışmaları ve Türkiye’yi yönetmelerinden konuşmuyoruz.

Aynı zamanda, Türkiye’nin, demokrasi, modernleşme, kalkınma, vb. alanlarda Cumhuriyet’in kuruluşundan beri geçirdiği dönüşümün iki “ana aktörü”nün, iki toplumsal-kültürel kimliğinin, iki ana akımının, iki yaşam tarzının uzlaşması ve birlikte çalışma kararından konuşuyoruz.

Eğer erken seçim olmayacaksa, şüphesiz ki, AK Parti-CHP koalisyonu dışında, iki seçenek de gerçekleşebilir, AK Parti ve MHP, ya da, AK Parti ve HDP anlaşabilirler, koalisyon hükümeti kurmak için uzlaşabilirler. 

Ama, esas önemli, ilginç, hatta olması gerekense, AK Parti-CHP koalisyonu, daha doğrusu, iki büyük parti arasındaki “büyük koalisyon” dur.

7 Haziran seçim sonuçlarının doğru okunması, seçim-sonrası Türkiye’de düne değil, aksine geleceğe bakmak, ve, Türkiye’nin yararına olanı düşünmek, bizleri, AK Parti-CHP büyük koalisyonuna götürüyor.

Dahası, başta IŞİD sorunu olmak üzere Arap Baharı coğrafyasındaki yaygınlaşan çatışmaların ve krizin Türkiye için yarattığı güvenlik riskleri, artı, küresel ekonomik meydan okumalar da, AK Parti-CHP büyük koalisyonunu gerekli kılıyor.

Türkiye’nin içerisinde ve dışarıya karşı güvenli, istikrarlı ve güçlü olmasının gerektiği bir dönemden geçiyoruz. Bölgesel ve küresel düzeyde, “siyasal ve ekonomik olarak istikrarlı ve demokratik Türkiye” algısının oluşması çok önemli. 

Büyük koalisyon, içeride istikrar ve demokratikleşmeyi, dışarıda da olumlu Türkiye algısını sağlayabilecek potansiyele sahiptir.

Yeni anayasa; ekonomik istikrar ve kalkınma; çözüm süreci, kutuplaşmayla mücadele; aktif dış politika geri dönüş; bölgesel ve küresel düzeylerde olumlu ve kilit ülke algısı... Büyük koalisyon ile Türkiye, yeni ve olumlu bir döneme ve siyasal iklime girebilir.

Bu nedenle de, düne bakmadan, Türkiye’nin, bugünü ve geleceği için AK Parti-CHP büyük koalisyonu, bir şans, olması ve denenmesi gereken bir oluşumdur.

7 Haziran seçim akşamından bugüne, bu koalisyonun zor ama başarılı olursa, Türkiye için çok önemli bir şans olacağını yazdım. 

AK Parti ve CHP içinde ve yakın çevresinde de, bu düşüncemin paylaşıldığını gördüm.

Bu alanlarda yer alan karar vericiler ve kamusal entelektüeller, AK Parti-CHP büyük koalisyonu için olumlu görüşlerini, ya televizyon programlarında sözlü olarak, ya da yayımladıkları yazılarla toplumla paylaştılar.

Bu iki parti içinde de, Büyük Koalisyon ciddi bir olasılık olarak tartışılıyor, ve destekleniyor.

Örneğin, Başbakan Sn. Davutoğlu’nun fahri danışmanı Etyen Mahçupyan, Akşam’daki köşesinde (12 ve 7 Temmuz), iki önemli yazıyla, AK Parti’nin, gerek “kendini yenilemesi” gerekse de, “global meşruiyetini yeniden sağlaması ve yeni bir dönüşüm döneminin daha kapısını aralaması” için, “CHP ile koalisyon yapması gerektiğini” önerdi. Tümüyle katılıyorum.

Aynı durum, CHP için de, geçerlidir. CHP’de, büyük koalisyon ile, kendini yenileyebilir, global algısını güçlendirebilir, ve yeniden, Türkiye’nin sosyolojik, ekonomik ve demokratik dönüşümünün önemli bir aktörü olabilir.

AK Parti-CHP büyük koalisyonu, eğer doğru zeminde kurulur ve yürütülürse, Türkiye, yeniden doğru zemine yerleşebilir, ve dönüşüm sürecini demokrasiyle birleştirme şansı doğabilir; aynı zamanda da, bu iki ana aktörün, iki büyük partinin yenilenme, olumlu yönde dönüşme olasılığı ortaya çıkartabilir.

Bunun için, siyasi partilerden beklentimiz, 7 Haziran seçim sonuçlarını doğru okuyarak, düne değil, geleceğe bakarak koalisyon müzakerelerini yürütmeleridir…