AK Parti-CHP büyük koalisyonu: Avrupa'dan notlar...

Türkiye, Avrupa'da yeniden ilgi odağı oluyor. Şüphesiz ki, şu anda en büyük ilgi, "Nasıl bir koalisyon?" sorusuna. Daha somutta, "AK Parti-CHP büyük koalisyon hükümeti mi", yoksa, "AK Parti-MHP koalisyon hükümeti mi" sorusu üzerinde odaklanılıyor. Fakat Amerika gibi, Avrupa da kendisini, Alman stili "AK Parti-CHP büyük koalisyonu"na hazırlıyor.

7 Haziran seçimlerinden sonra nasıl bir Türkiye tablosu çıktı? Nasıl bir koalisyon olacak? Türkiye nasıl yönetilecek, özellikle, dış politika, ekonomi, ve demokrasi alanlarında?

Seçim sonrası Avrupa’nın kritik kentlerinde, Paris, Brüksel, Berlin, konuşmalar yapıyorum, toplantılara katılıyorum, karar vericiler ve düşünce kuruluşu merkezlerinden dostlarımla konuşuyorum.

Türkiye’ye ilgi büyük. Belki ilk defa, gerçek anlamda, ciddi olarak Türkiye ilgisi var.

Bugüne kadar, zayıf muhalefet ve muhalefetin Avrupa ve AB ilgisizliği bu alanı tümüyle AK Parti ve Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’a bırakmıştı.

17-25 Aralık sürecinden beri, Ak Parti ve Erdoğan -Cemaat/paralel yapı ve Gülen arasındaki güç kavgası, bu ilginin odağı olmuştu. Aslında, bu kavgayla birlikte, ilgiden çok Türkiye’ye ilgisizlik ortaya çıkmıştı.

10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçiminden sonrada, Türkiye’ye ilgisizlik daha da artmış, var olan Türkiye konuşması da, “Erdoğan ve Başkanlık Rejimi” tartışmasına indirgenmişti.

Avrupa, bölgesel ve küresel sorunları tartışırken Türkiye denklemden dışlıyordu. Türkiye-AB ilişkileri de durmuştu.

İlk önce muhalefetin ilgisizliği, sonra iktidar ve güç kavgaları, ve en sonunda da, demokrasiden kopuş, hem Avrupa’daki Türkiye ilgisini bitirmişti, hem de, Türkiye konusunu Türkiye’ye  önyargılı bakanların ve çifte standart uygulayanların eline bırakmıştı.

7 Haziran seçim sonuçları, gerek Avrupa’daki Türkiye konuşmasını, gerekse de Türkiye’deki Avrupa tartışmasını tekrardan ciddi ve bilgi temellinde yapma, ve, Türkiye-AB ilişkilerini yeniden canlandırma şansını yarattı.

Dört partili, Türkiye'nin kültürel sosyolojisini içeren, çoğunlukçuluk söyleminin geçerliliğini yitirdiği, ve % 97 temsiliyet kapasitesine sahip, yeni Meclis'in çoğulcu yapısı, Türkiye’ye ilginin artmasının asıl nedeni.

Türkiye’ye ilgi, artık sadece Erdoğan ve AK Parti’yle sınırlı değil; CHP, MHP ve HDP’ye de ilgi çok. Özellikle CHP ve HDP’ye önemli ilgi var. HDP’nin başarısı ve bundan sonra bu başarının nasıl devam edeceği sorusu sürekli soruluyor. MHP’nin, çoğulcu Meclis yapısı içinde nasıl davranacağı merak konusu. Sayıları 96’ya çıkan kadın milletvekili çok olumlu karşılanıyor, ve, kadın-demokrasi-ekonomi ilişkisi üzerine sorular soruluyor.

Sağlıklı bir gelişme olarak, Amerika’dan sonra, Avrupa’da da, Erdoğan ve AK Parti’ye indirgenmemiş bir Türkiye konuşmasına ilgi var. Artık konuşulan Türkiye, önemi ve bölgesel-küresel etkisi.

Şüphesiz ki, en büyük ilgi, “Nasıl bir koalisyon?” sorusuna.

Daha somutta, “AK Parti-CHP büyük koalisyon hükümeti mi”, yoksa, “AK Parti-MHP koalisyon hükümeti mi” sorusu üzerinde odaklanılıyor.

Her iki olasılıkta da, Türkiye, bundan sonra, yukarıda anlattığım yönde tartışılacak.

Fakat, vurgulayalım, Amerika gibi, Avrupa da, kendisini, Alman stili “AK Parti-CHP büyük koalisyonu”na hazırlıyor.

Bu koalisyonun, Türkiye’yi, bölgesel ve küresel güvenlik ve ekonomik risklere yanıt verme de, kendi içinde anayasal reform sürecini başlatma da, ve çözüm sürecini başarıyla devam ettirme de güçlendireceği düşünülüyor.

HDP’nin, AK Parti-CHP hükümetine destek vermesi de, bu düşünceyi güçlendiriyor.

AK Parti ve Erdoğan’a yakın medya organlarında çıkan Avrupa ve Amerika ile ilgili olumsuz ve gerilim içeren yazıların, ki bazıları AK Parti milletvekilleri tarafından yazılıyor, buralardaki Türkiye tartışmasını doğru yansıtmadığını söylemeliyim.

Avrupa’da Türkiye’ye ilgi artmışken, ve, Türkiye-AB ilişkilerini yeniden canlanma fırsatı doğmuşken, çatışmacı tavır ve tarzdan kaçmak gerekiyor.

Türkiye seçmeni, seçim ve demokrasi olgunluğu göstererek, attığı oylarla, olumlu bir dönemi, yurt içinde ve dışında başlatma şansını yarattı.

HDP’nin de destekledi, AK Parti-CHP büyük koalisyon hükümeti, bu şansın gerçekliğe dönüştürülmesini sağlayacak potansiyeli içeriyor.

Bakalım siyasiler, seçmenin seçim olgunluğuna benzer bir siyasi olgunluğu gösterebilecekler mi?

Avrupa başkentlerinde notlara devam edeceğim…