AK Parti-CHP büyük koalisyonu: Türbülanstan çıkış yolu

Bir buçuk yılda dört seçim geçiren ve "seçim yorgunu" düşmüş Türkiye için, artık bir tekrar seçim daha yapma lüksü yoktur. Türkiye için iyi ve yararlı olan, AK Parti-CHP büyük koalisyonu olarak gözüküyor.

1 Kasım seçimlerine çok az kaldı.

Seçim havası, iklimi, heyecanı olmayan bir süreçten geçiyoruz.

1 Kasım erken/tekrar seçim kararı gereksizdi, oynanmaması gereken bir kumardı.

Ama, “erken/tekrar seçim kumarı” oynandı; hem de büyük bir insani maliyetle.

Seçim kararından sonra Türkiye büyük bir türbülans yaşamaya başladı.

Arka arkaya gelen terör olayları, patlayan bombalar, yıkılan yuvalar, çatışmalar, sokağa çıkma yasakları, ekrandan çıkartılan kanallar, ekonomik risklerin artması, sınırımızda yaşanan jeopolitik güç ve iktidar oyunları ve “vekalet savaşları”, ve modern Türkiye siyasi tarihinin en kanlı terör saldırısını bu dönemde yaşadık.

Yüzlerce insanımızı kaybettik. Bombalar hunharca ve sinsice yollarda ve meydanlarda patlatıldı. 

Ötekileştirme, dışlama, empati ve vicdanın önüne geçti.

Ölen insanlar için yapılan saygı duruşlarında utanılacak ıslıklamalar ve sloganları duyduk.

Türkiye insanı,  korku, endişe, güvensizlik içinde bugününe ve yarınına bakmaya başladı.

7 Haziran’dan 1 Kasım’a giden yol, bitmeyen bir türbülansa sokulmuş ve ölüm ve acıyla boyanmış bir Türkiye tablosunu ortaya çıkarttı.

Değer miydi? Hayır, değmezdi. 

1 Kasım gerekli miydi? Hayır, gereksizdi.

1 Kasım seçimlerine yaklaştıkça bunu daha iyi anlıyoruz, daha iyi görüyoruz.

İçerisinde büyük terör olayları, saldırılar ve kutuplaşma yaşayan Türkiye, sınırlarında da bölge haritasının değişebileceği güç oyunları ve savaşlarla karşı karşıya.   

Kutuplaşmanın derinleştiği; çözüm sürecinin yerini demokratik özerklik adı altında “alan üzerinde hakimiyet ve alansal egemenlik kavgası”na bıraktığı; terör ve ekonomik risklerin arttığı bir dönemdeyiz.  

Böyle bir dönemde 1 Kasım seçimlerini yapıyoruz, ve bu dönem seçim sonrası da devam edecek.

Bu şu anlama geliyor: ister parlamenter sistem, ister başkanlık sistemi, isterse tek parti çoğunluk hükümeti olsun, Türkiye’nin tek aktör ya da tek parti tarafından yönetilmesi, yeniden istikrarlı ve güvenli bir ülke olması, ve anayasal, ekonomik ve dış politika reformlarını yapabilmesi artık mümkün değil.

Uzlaşmacı, müzakere eden, birlikte çalışan, ve bu yolla kapsayıcı kurumlarını kuran bir siyaset anlayışı ve söylemi olmadıkça, Türkiye’nin, 1 Kasım seçim sonuçları ne olursa olsun savrulduğu türbülanstan çıkması mümkün değil.

Bu gerçeklik, 7 Haziran seçimlerinden önce de vardı, ve Türkiye seçmeni doğru kararı vererek siyasi partilere ve liderlerine “Uzlaşın” mesajını verdi.

1 Kasım seçimlerinden de, ister 276 milletvekili sayısının biraz üzerinde AK Parti çoğunluk hükümeti, isterse koalisyon hükümeti sonucu çıksın, seçmen “uzlaşın” mesajını verecek.

Dört partili ve temsiliyet kapasitesi çok yüksek bir Meclis yapısı, 7 Haziran da olduğu gibi, 1 Kasımda da ortaya çıkacak.

HDP’yi % 10 barajı altında bırakma çabaları artık bir hayale dönüşecek.

HDP ve Kürtler, “Meclisin güçlü ve kilit aktörü” olma konumlarını 1 Kasım ile güçlendirecekler.

% 15 üstü oy oranını koruyan MHP’de önemini sürdürecek.

CHP ve lideri Sn. Kılıçdaroğlu, yaptığı olumlu siyaset ile, uzlaşmacı, kapsayıcı yeni siyaset anlayışının mümkün olmasının kilit aktörü olarak Türkiye yönetimin de yer alacak.

Ankara’da konuştuğum tüm siyasi parti karar vericileri, dinlediğim önemli ekonomik aktörler, ve yurt dışında Türkiye algısı, ortak nokta olarak, tek aktörün hakimiyetinde değil; aksine  “uzlaşmacı, müzakereci, birlikte çalışan ve kapsayıcı bir siyaset ve yönetim anlayışının gerekliliğini” vurguluyorlar. 

Bu gerekliliğin yaşama geçirilmesinin yolu da, 7 Haziran seçimlerinden sonra da yapılması gereken, “AK Parti-CHP büyük koalisyonu”dur.

AK Parti-CHP koalisyon hükümeti, Türkiye’yi türbülanstan hızla çıkartabilecek kapasiteye sahiptir; toplum ve seçmen tarafından desteklenen bir oluşumdur; yurt dışındaki olumsuz Türkiye algısınının hızla değişmesine imkan verecektir.

Bir buçuk yılda dört seçim geçiren ve “seçim yorgunu” düşmüş Türkiye için, artık bir tekrar seçim daha yapma lüksü yoktur.

Türkiye için iyi ve yararlı olan, AK Parti-CHP büyük koalisyonu olarak gözüküyor.

Her iki parti ve seçmenleri bu koalisyona hazır durumdalar.

Eğer AK Parti çoğunluk hükümeti sonucu çıkmassa, 1 Kasım sonrası bu fırsat kaçırılmamalı, koalisyon hükümeti hızla kurulmalıdır.

Rasyonel düşünce, akıl ve adalet bunu söylüyor.