AK Parti-CHP koalisyonu; ama nasıl bir koalisyon?

Tabanları uyuşan mı, sorun çözücü bir koalisyon mu? Her iki partinin önde gelen isimleriyle konuştuğunuz zaman da, AK Parti-CHP koalisyon hükümetinin sorun çözücü olacağı düşüncesinin güçlü olarak seslendirildiğini görüyorsunuz.

Seçim sonuçları, toplumda bir rahatlama, yurtdışında da, Türkiye’ye büyük bir ilgi yarattı.

Seçmen, “tüm sorunlarına rağmen, Türkiye’de, işleyen bir demokrasi olduğunu, daha da önemlisi, sorunların demokrasi yoluyla çözülebileceğini”, sadece yurtiçinde siyasi ve devlet aktörlerine değil, aynı zamanda, Avrupa ve Amerika’daki karar vericilere gösterdi.

“Seçimler yoluyla sorunların çözülmesi” mesajı, yurtiçinde, “uzlaşın ve Türkiye’yi iyi ve adil yönetin” anlamına gelirken; yurtdışına da, “Türkiye’nin, son dönemde yapılan hatalara ve savrulmalara rağmen, bölgesi ve küresel dünya için kilit ve önemli bir ülke olduğu” mesajını veriyordu.

Seçimlerden sonra yurtdışında yaptığım temaslarda, seçim sonuçlarının, Avrupa ve Amerika’da doğru okunduğunu gördüm.

Yurtiçinde doğru okuma, partilerin kendi çıkarlarını değil, aksine, “Türkiye için iyi olanı” ön plana koyarak, “işleyebilir ve yönetebilir bir koalisyon hükümeti”ni hızla kurması.

Seçim sonrası, sınırlarımızda, bölgemizde, hatta, ülkemiz içinde yaşanan IŞİD saldırıları ve sorunu, Yunanistan’ın iflas noktasına gelmesi, ve küresel ekonomik riskler, koalisyon hükümeti kurulmasının gerekliliğini daha da ivedi yapıyor.

“Savaş”, “Suriye’ye müdahale” gibi Türkiye’yi bataklığa itecek yorumlar yerine, bugün yapılması gereken, “Türkiye’nin güçlü ve kapasiteli bir ülke olduğunu” göstermek.

Bu da, koalisyon hükümetinin bir an önce, ilkeler ve güç paylaşımı içinde kurulmasını gerekli kılıyor.

Böyle bir koalisyon hükümeti, AK Parti-MHP, ya da, AK-CHP arasında kurulabilir.

AK Parti ile MHP’nin, coğrafi ve sosyolojik olarak, tabanları benzer. İki parti koalisyon kurabilir. Ama, bu koalisyon, ne kadar “sorun çözücü” olabilir?

AK Parti ve CHP’nin tabanları farklı, hatta birbirinden kopuk iki kimlik, iki siyasi ve modernite anlayışı, ve, iki yaşam tarzından oluşuyor.

Buna karşın, CHP, uzun dönem “Türkiye siyasi modernleşmesi”nin taşıyıcı aktörü olmuş bir parti. AK-Parti’yse, son yirmi yıla yaşadığımız “büyük dönüşüm süreci”nin taşıyıcı aktörü.

Bu iki aktörün, birlikte olma ve birlikte çalışma kararı, kolay değil, aksine çok zor bir alınacak bir karar olacaktır.

Fakat, AK Parti-CHP koalisyonu, eğer kurulursa ve iyi çalışırsa, “sorun çözücü” olacak, ve, Türkiye’yi, içinde ve dışarıda, güçlü kılacak bir hükümeti ve yönetim anlayışını ortaya çıkartacaktır.

Bu nedenle, AK Parti-CHP koalisyonuna, bu tür koalisyonu başarıyla götüren Almanya modeline gönderimle, “Büyük Koalisyon” diyoruz.

Tabanları uyuşan mı, sorun çözücü bir koalisyon mu?

Bu soruya yanıt, “sorun çözücü koalisyon” olması gerekir, ve, bu da, “AK Parti-CHP Büyük Koalisyonu”nu bir adım öne çıkartıyor.

Her iki partinin önde gelen isimleriyle konuştuğunuz zaman da, AK Parti-CHP koalisyon hükümetinin sorun çözücü olacağı düşüncesinin güçlü olarak seslendirildiğini görüyorsunuz.

Bu koalisyonun, sadece sorunların çözümü için değil, hükümet-Cumhurbaşkanı ilişkilerinin düzgün yürümesi için de yararlı olacağı söyleniyor. Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ın da, bu fikre ikna olacağı düşünülüyor. 

Daha önemli olarak, yeni Anayasa, çözüm süreci, ekonomik kalkınma alanlarında reform sürecine hızla geri dönüleceği vurgulanıyor.

Peki, AK Parti-CHP Büyük Koalisyon hükümeti nasıl kurulabilir?

Bu noktada, “eşitlik” ilkesinin altının çizilmesi gerekir, diyorlar. 

AK Parti, 258 milletvekili; CHP, 132 milletvekili: bu farka rağmen, Büyük Koalisyon, Almanya modeli gibi, “eşitler arası bir işbirliği ve birlikte çalışma ilişkisi”ni içermeli.

Şüphesiz ki, Başbakan, dönüşmeli olmaksızın, AK Parti’den olmalı. Burada bir sorun yok, partiler bu konuda anlaşabilirler.

Ama, bakanlıkların paylaşılmasında, özellikle kilit bakanlıkların paylaşılmasında, eşitlik ilkesinin çalışması gerekir.

CHP’nin, koalisyonun küçük değil, “eşit ortağı” olarak hissetmesi çok önemli.

Bu iki parti, birlikte ve işbirliği içinde çalışmalı, tartışmalı, ve karar almalı; alınan kararları da hızla yaşama geçirmeli.

Koalisyon çalışmaları başlarken, eşitlik ilkesi temelinde oluşmuş bir sorun çözücü koalisyon hükümetinin, sadece Türkiye için değil, bölgesi için de bir umut ışığı olacağını unutmayalım.

HDP’nin, böyle bir koalisyonu destekliyeceğini açıklamasından sonra, artık liderlerin bu yönde çalışmaya başlamalarını onlardan bekliyoruz...