AK Parti, CHP, MHP, HDP...

Türkiye toplumunun HDP'ye ve değişim umuduna olumlu bakması ve destek vermesi, 8 Haziran'da, siyasi alanda ve toplum yönetiminde farklı bir dönemin başlayacağını net olarak ortaya koyuyor.

7 Haziran’a  hızla yaklaşıyoruz. Bir aydan az bir zaman kaldı.

8 Haziran sabahı Türkiye siyasetinde başka bir dönem başlayacak. Bundan şüphe yok.

HDP’nin barajı geçmesi bu dönemin rahat başlamasını sağlayacak. HDP barajı geçmese de, değişim artık kaçınılmaz.

Selahattin Demirtaş’ın, Boğaziçi Üniversitesi öğrencileriyle birlikteyken söylediği şu tümce açıklayıcı: “HDP, bu seçimlerde, şimdiden kazandı, çünkü siyasete, topluma değişim umudunu şimdiden soktu. Artık, bunun seçimlerde barajın geçilmesini sağlayacak oyla birleşmesi gerekiyor.”

Gerçekten, siyasette, siyaset yapmada, değişim zamanı. Çözüm süreci, bu bağlamda, çok önemli bir girişimdi. HDP’nin, bu seçimlere parti olarak girmesi; Kürt sorunun ana aktörü olmayla Türkiyeli olmayı birleştirmesi; ve, güler yüzlü, olumlu, ve kapsayıcı siyaset yapması, değişim umudunun güçlenmesini sağladı.

HDP seçim bürolarına yapılan saldırılar vb. olumsuz gelişmeler haricinde, Türkiye toplumunun HDP’ye ve değişim umuduna olumlu bakması ve destek vermesi, 8 Haziran’da, siyasi alanda ve toplum yönetiminde farklı bir dönemin başlayacağını net olarak ortaya koyuyor.

Değişim olacak. Tek bilmediğimiz, Türkiye-HDP arasındaki olumlu gelişmenin, HDP’ye yüzde 10’u aşacak bir oyu getirip getirmeyeceği.

HDP sınırda. HDP’nin izlediği pozitif siyaset, kendisini, yüzde 10 sınırına getiriyor, ama, orada da bırakıyor gibi. HDP barajı aşabilir. Bu hala güçlü olasılık. Özellikle yurtdışı oyları ve seçmenin belli bir kısmının son haftada HDP’ye yönelip yönelmeyeceği, HDP’nin barajı geçip geçemeyeceğini belirleyecek.

Değişim umudu, CHP’yi olumlu etkiledi; ideolojik tartışmalar bir tarafa bırakılıp, halkın sorunlarına ve ekonomiye yönelmek tercih edildi.   

CHP’nin bu hamlesi, hem, seçmen desteğinde artış yarattı, hem de, AK Parti’yi ve başkanlık sistemine geçiş stratejisini rahatsız etti.

Sorun, CHP’nin bu atılımı geç yapması. CHP’nin oylarında artış sınırlı; yüzde 26-28 bandında oylar geziniyor. Bununla birlikte, 8 Haziran sabahı, geleceğe daha olumlu bakan bir CHP göreceğiz.

MHP, çözüm süreci, başkanlık sistemi ve sınırlarımızda yaşanan değişimlerden endişe duyanlara, “güvenlik için bana gelin” mesajıyla oylarını arttırdı. Bu hamle, MHP’nin ekonomiye yönelmesiyle daha da güçlendi.  Fakat seçimlere yaklaşırken, MHP, yüzde 17-18 oy oranında üst sınırına gelmiş gözüküyor.

AK Parti’de, özellikle seçimlere yurtdışında katılımın ve oyların yüksek olması olasılığının güçlenmesiyle bir rahatlama var.  Artık, Erdoğan ve Davutoğlu konuşmalarında, koalisyon kısmına ayrılan süre kısalıyor. Davutoğlu, “koalisyon kötüdür” söyleminden, “seçimlerde kaybedersem istifa ederim. Peki, diğer parti liderleri de aynı şeyi yapacak mı” söylemine geçiyor. AK Parti, çoğunluk hükümeti kuracak oyu alabileceğini görüyor gibi.

Yurtdışı oylarıyla birlikte, AK Parti’nin seçmen desteğinde, yüzde 43-46 bandında, yukarıya doğru hareketlenme başladığını, dolayısıyla, çoğunluk hükümeti kurma olasılığının güçlendiğini gözlemliyoruz.

Bu hareketlenmenin diğer bir göstergesi de, gerek Erdoğan, gerekse Davutoğlu konuşmalarının odak noktasının artık sadece HDP olması;  MHP ve CHP ile karşılaştırıldığında, HDP eleştirisinin çok sert olması; ve, bu eleştirinin, HDP’nin seçim barajı altında kalması isteğini güçlü seslendirmesi. 

Seçim sürecinin başında, AK Parti içinde HDP’nin seçim barajını aşmasını olumlu görenler varken, bugün, AK Parti, net olarak, HDP’nin baraj altında kalmasını istiyor.

Sandığı demokrasi tanımının merkezine koyan bir partinin, başka bir partinin, dünyanın en yüksek ülke barajı olan yüzde 10’un altında kalmasını çok istemesi ve arzu etmesi de ilginç; hele, bu partinin seçimlerde alacağı oyun 9%’un üzerinde olacağı netleşmişken.

HDP, yüzde 10’u aşmasa bile değişim umudu devam edecektir, bundan şüphe yok. Fakat, bu durumda, 8 Haziran sabahı, “belirsizlik”, “muğlaklık”, ve, seçim sonuçlarının özellikle AK Parti  milletvekili sayısına yansıması temelinde ciddi “meşruiyet sorunu” ortaya çıkacaktır. 

8 Haziran’a, ya, dört partili bir parlamento yapısıyla kalkabiliriz. Bu, olumlu olacak, ve, değişim umudunun gerçekliğe dönüşmesini güçlendirecektir. Ya da, üç partili bir yapıyla. Bu da, değişimi engellemese de, belirsizlik, muğlaklık, meşruiyet krizi dönemini başlatacaktır.

Umarım, ilk seçenek gerçekleşir…