CHP potada, HDP kilit parti

Son zamanlara kadar, AK Parti-HDP ağırlıklı devam eden seçim gündemi ve tartışmasında CHP nasıl güçlü bir biçimde potaya girdi? İşte bunun beş nedeni...

CHP ve HDP’nin seçim bildirgeleri arka arkaya açıklandı.

CHP’nin bidirgesi, ekonomi alanındaki vaatleri ve projeleriyle ilgi yarattı; HDP’nin bildirgesi, çoğulcu “Biz” anlayışıyla, partinin 7 Haziran seçimlerindeki “kilit parti” konumunu güçlendirdi.

CHP, sürpriz yaparak seçimlerde potaya girdi, hem de güçlü bir biçimde.

HDP, “barajı aşacağım, ve 8 Haziran sabahından itibaren, ülkede siyasetin parametreleri, söylemi, ve yapısı değişecek” diyor. 

Her iki parti de, belki de son yıllarda ilk defa, “pozitif siyaset” yapıyorlar.

CHP, ekonomi alanında, güçlü ve ileriye dönük bir bildirge ile, orta ve alt sınıflara önemli vaatlerde bulunuyor; sürdürülebilir insani kalkınma, sosyal adalet, hakkaniyetli gelir ve refah dağılımı, ve içerseyici büyüme ile, “eşitlik” alanında bir Türkiye vizyonu ortaya koyuyor.

HDP, yüzünü Türkiye’ye dönüyor, “Türkiyeli olmak” vaadiyle, kimlik, demokrasi ve sosyal adalet alanlarında, “farklılıklar, ya da çeşitlilik içinde eşitlik” temelli bir Türkiye vizyonu öneriyor.  Bu vizyonu, çözüm sürecinden sürdürülebilir barışa ve sonuçla Kürt sorunun demokratik çözümüyle birleştiriyor.

Bugünün küreselleşen dünyasında, Amerika’da, ve Avrupa’da yapılan tartışmalara benzer bir tarzda,  CHP ve HDP, “eşitlik-sosyal adalet-demokrasi” ekseninde ileriye dönük vaatlerle seçimlere giriyorlar. Küresel kriz,  gelişmiş ülkelerde bile, ekonomi-demokrasi ilişkisinde eşitlik-sosyal adalet denklemine odaklanmayı gerekli kılıyor. CHP ve HDP’de de, böyle bir yaklaşım ve odaklanma var.

CHP’nin, seçim bildirgesi, ilginçtir, 2007 ve 2011 AK Parti seçim bildirgelerine benziyor. Ekonomi, rakkam ve hizmet verme ağırlıklı.

HDP’nin seçim bildirgesi de, % 10 barajı aşıldığı vakit, hem ülke içi, hem de bölgesel sorunlara yaklaşımda, farklı ve yapıcı bir Türkiye ortaya çıkacağını söylüyor.

MHP’nin de seçim bildirgesini göreceğiz. O zaman, MHP üzerine de yazmak istiyorum.

CHP ve HDP, daha şimdiden seçimleri çok ilginç yaptılar. Eğer, seçime kadar kampanyalarında, ve söylemlerinde inandırıcı performans gösterirlerse, bu iki partinin yaptığı hamleler, AK Parti’yi, başkanlık ve yeni anayasa temelli seçim stratejisini çok zorlayabilir, “oyun değiştirici” nitelik kazanabilir.

Peki, son zamanlara kadar, AK Parti-HDP ağırlıklı devam eden seçim gündemi ve tartışmasında CHP nasıl güçlü bir biçimde potaya girdi?

CHP’nin potaya girmesi, başkanlık sistemi-çözüm süreci ekseninde şekillenen seçim gündeminin merkezine “ekonomi”nin de oturması anlamına geliyor. 

Artık, başkanlık sistemi-ekonomi-çözüm süreci ekseninde bir seçim gündemi var.

Bu nasıl oldu?

Beş nedenden bahsedebiliriz;

Bir; ve, bu bağlamda kritik nokta, Cumhurbaşkanı Erdoğan-Merkez Bankası arasındaki faiz indirimi kavgası ve bu kavga sürecinde doların çok hızlı yükselmesi oldu. Bu kavga, sadece “acaba ekonomide ciddi sorunlar mı var” sorusunu gündeme getirmedi; aynı zamanda, başkanlık sistemi-ekonomik istikrar ilişkisine şüpheci yaklaşmayı güçlendirdi.

İki; CHP’nin “emekli kesim” için vaatlerini açıklaması önemliydi ve AK Parti’yi emekliler için bir şeyler yapmaya zorladı. Merkez Bankası sorununa ek olarak, CHP, bu hamlesiyle, ekonomi odaklı bir seçim stratejisinin iş yapabileceğini gördü.

Üç; Kemal Derviş’in, Kemal Kılıçdaroğlu ziyaretinden sonra, CHP’nin iktidar içinde olduğu bir durumda, “Türkiye’ye dönüp, ekonomi yönetimi içinde yer alabileceğini” açıklaması, CHP-ekonomi ilişkisinin inandırıcılığını içeride ve dışarıda arttırdı.

Dört; benim “merhametsiz büyüme” olarak adlandırdığım, büyük insan trajedisi yaratan iş kazalarında rekorların kırıldığı, ve taşeronculuğun ellerine korunaksız insanların bırakıldığı hızlı kalkınma isteği, hatta hırsı, ekonomik büyüme-vicdan-adalet ilişkisini gündeme taşıdı, ve AK Parti hükümetini ve Başkanlık arayışını zor durumda bıraktı. 

Beş; gerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eleştirileriyle, çözüm sürecinin seçimlere kadar durdurulması, gerekse, AK Parti-HDP rekabetinin kavgaya dönüşmesi, ekonomi alanının seçimlerde giderek önem kazanması ve seçim gündeminin merkezine oturması olasılığını ortaya çıkarttı.  CHP, ekonomi temelli seçim stratejisiyle bu fırsattan en iyi şekilde yararlanmak isteyecektir.     

Ekonomi, her seçimin olduğu gibi, bu seçiminde birinci gündem maddesi olacak gibi.

Bu seçimde, AK Parti “sistem” derken, CHP, “ekonomi” diyor. 

CHP, artık, güçlü bir biçimde potada, HDP, kilit parti konumunu sürdürüyor.

2002’den bugüne, AK Parti’nin, ilk defa  şıkıştığını görüyoruz.

Acaba neden?