CHP'nin kilit konumu, önemi ve gerekliliği giderek artıyor

CHP ve Kılıçdaroğlu'nun olumlu, yapıcı ve uzlaşmacı siyaseti devam ettirmeleri, içine düştüğümüz kaos durumundan, terörden, kutuplaşmadan kurtulmamıza önemli katkı verecektir.

7 Haziran seçimlerinden bugüne siyaset alanında yaşanan gelişmelere nesnel ve tarafsız bakışla şu saptamayı yapabiliriz:

Dört siyasi parti arasında CHP ve Cumhurbaşkanı'nı da ekleyerek beş siyasi lider arasında da Sn. Kılıçdaroğlu başarılı bir performans sergilemektedirler.

Türkiye’nin içinden geçtiği bu kritik ve endişe verici dönemde, CHP ve Kılıçdaroğlu: yaptıkları “olumlu siyaset”; seslendirdikleri “yapıcı söylem"; ve, sergiledikleri “uzlaşmacı hareket tarzı” ile olması gerektiği gibi davranmışlar ve başarılı olmuşlardır.

CHP ve Kılıçdaroğlu, "Türkiye’nin yararına olanı" parti çıkarlarının ve parti içi iktidar kavgalarının önüne koymuş ve bu temelde davranmış ve diğer partilerle ilişkiye girmiştir.

AK Parti ile koalisyon toplantılarında olumlu, yapıcı, uzlaşmacı davranmıştır.

Son dönemde yaşadığımız terör saldırılarına, ölümlere, çatışmalara karşı da bu tarzda yaklaşmış ve tavır almışlardır.

Kılıçdaroğlu, iki günde 30 şehit verdiğimiz, sayılarını bilmediğimiz ölümlerin yaşandığı, gazetelerin basıldığı, Kürt vatandaşlarımıza saldırıların yapıldığı bir kabus ortamında, olumlu, yapıcı, uzlaşmacı söylem ve dil ile topluma seslenmesi, diğer liderlerin örnek alması gereken bir hareket tarzını sergilemektedir.

Kılıçdaroğlu’nun Dağlıca'dan hemen sonra Davutoğlu'nu görüşme talebiyle araması, ve hızla gerçekleşen Davutoğlu-Kılıçdaroğlu toplantısı, topluma gerekli olan mesajların verilmesini sağlamıştır.

CHP ve Kılıçdaroğlu’nun performansı toplumda ve yurtdışında karşılığını bulmakta, bu da kamuoyu araştırmalarına yansımaktadır.

Yapılan son araştırmalar, liderlik alanında Kılıçdaroğlu’na toplumsal desteğin hızla arttığını gösterirken, CHP oylarının da 1 Kasım seçimlerinde artacağının ip uçlarını vermektedir.

CHP ve Kılıçdaroğlu, uzun yıllardan sonra ilk defa, ekonomi, güvenlik, siyaset, toplumsal yaşam ve dış politika alanlarında yaşanan sorunlara çözümün önemli ve kritik aktörlerinin başında görülmektedir.

Ekonomi alanında bugüne kadar zayıf ve gerçeklikten uzak görülen CHP, bugün ekonomik sorunların çözümü için "yönetiminde bulunması gereken aktör" olarak görülmektedir.

Çözüm sürecine ve Kürt sorununun müzakere ile çözümüne mesafeli ve muğlak duran CHP algısı, bugün, tersine dönüşmekte, CHP'den parlamentoda ve toplumsal yaşamda kritik rol oynama beklentisi artmaktadır.

Tüm bunlar bizi şu noktaya götürüyor: CHP ve lideri Kılıçdaroğlu, 1 Kasım seçimlerinin, seçim sonrası ortaya çıkabilecek koalisyon hükümeti kurma sürecinin ve Türkiye'yi tekrardan normale döndürmenin kilit aktörüdür.

CHP ve Kılıçdaroğlu'nun olumlu, yapıcı ve uzlaşmacı siyaseti devam ettirmeleri, içine düştüğümüz kaos durumundan, terörden, kutuplaşmadan kurtulmamıza önemli katkı verecektir.

1 Kasım seçimlerinin adil ve özgür yapılması için; HDP'nin içine düştüğü paralize olma durumundan çıkıp tekrardan siyasi alanın içine çekilmesi için; Çözüm Sürecinin buzdolabından çıkartılıp Meclis'e taşınması için; ölümlerin ve acıların bitmesi için, Türkiye'nin CHP ve Kılıçdaroğlu'nun olumlu, yapıcı ve uzlaşması siyasi söylem ve eylemine ihtiyacı vardır.

1 Kasım seçimlerinden ister AK Parti çoğunluk hükümeti çıksın, ister koalisyon, her iki ihtimalde de CHP'siz bir Türkiye yönetimini düşünmek giderek imkansızlaşmaktadır.

CHP ve Kılıçdaroğlu daha da fazlasını yapabilir, bu olasılık bugün vardır.

CHP ve sosyal demokrasinin Türkiye için önemi ve gerekliliğine inanmış ve bu bağlamda CHP ve Kılıçdaroğlu'nu bugüne kadar sıklıkla eleştiren biri olarak, CHP ve liderinin olumlu, yapıcı ve uzlaşmacı hareket tarzının desteklenmesi ve takdir edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Sorun çözücü ve birleştirici bir CHP, olumlu, yapıcı ve uzlaşmacı siyaseti ile Türkiye'yi düzlüğe çıkartabilir...