CHP'nin "Türkiye rüyası" olabilir mi? 

CHP, bir taraftan, ekonomi yaşanan sarsıntılara yanıt olabilecek bir stratejiyle, diğer taraftan da, Türkiye modernliğinde her zaman işleyen, demokrasi-mağdurluk arasındaki olumsuz ilişkiyi dillendirerek, seçim sürecinde güçlenebilir.

Her seçim için söylenir, ama, 7 Haziran Genel Seçimleri, gerçekten, Türkiye için çok kritik bir seçim olacak.

Sadece, 2019’a kadar son seçim olması nedeniyle değil.  Daha önemlisi, “başkanlık sistemi-çözüm süreci denklemi”nde, Türkiye’nin nasıl bir yola gireceğini belirleyeceği için de.

Parlamenter sistemden bir tür başkanlık sistemine mi geçiyoruz?  HDP, % 10 barajını aşar mı, ya da, aşma ve aşamama durumlarının Çözüm Sürecine etkisi ne olur? Bu soruların ana gündem maddesi olduğu seçime gidiş dönemi, doğal olarak, AK Parti ve HDP’yi, seçimlerin ve tartışmaların “kilit aktörü” konumana getirmişti.

Bundan da, CHP, çok olumsuz etkilenmişti. 

Son günlere kadar, ne CHP çok fazla tartışılmış, ne de CHP seçimle ilgili önemli bir adım atmıştı.

CHP, topluma bir “öykü” sunmuyor; “seçimleri kazanacağım, iktidar olacağım” demiyordu.     

Ama artık CHP de potaya girdi

İki önemli gelişmenin altını çizmeliyiz.

Birincisi; son dönemde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Merkez Bankasıyla girdiği faiz kavgasının, doları aşırı yükseltirken, başta Merkez Bankası olmak üzere, ekonominin ve iyi yönetimin “düzenleyici kurumları”nın bağımsızlığıyla ilgili tedirginlikleri, özellikle yurtdışında, hızla arttırması.

Dolardaki hızlı artış, ki, üretim, hizmet ve yatırım alanlarında kazananlardan çok kaybedenleri yarattı, ekonomi de, ciddi rahatsızlıkların ve tedirginliklerin oluşmasına neden oldu. 

Bu durum, ekonomiyi ve başkanlık sistemi-ekonomi ilişkisini, seçimlerin önemli bir ekseni haline getirdi. 

Ekonomiyi ve insani kalkınmayı, seçim stratejisinin odağına koyan CHP, ekonomide yaşanan olumsuz gelişmelerin sonucunda potaya girmiş oldu. Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke’nin bu alandaki önemli deneyimi ve ismi de, bu bağlamda, önemli oldu. 

İkincisi, son dönemde, gerek, CHP’nin kapatılacağı, gerekse, CHP milletvekili ve eski Başkan Yardımcısı Umut Oran’ın, Fetullah Gülen’le işbirliği içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızına suikast planladığı iddiaları, ki, her iki iddianın da asılsız olduğuna dair güçlü kamu oyu hızla oluştu, CHP’yi, “mağdur” durumuna düşürdü. 

CHP, bugünün Türkiye’sinin, üzerinde oyun oynanan, kapatılmak istenen “mağdur aktörler”inden biri olduğunu söylüyor. Bu konumu da, seçimlere kadar kullanacaktır.

CHP, bir taraftan, ekonomi yaşanan sarsıntılara yanıt olabilecek bir stratejiyle, diğer taraftan da, Türkiye modernliğinde her zaman işleyen, demokrasi-mağdurluk arasındaki olumsuz ilişkiyi dillendirerek, seçim sürecinde güçlenebilir. 

Bu olasılık, bugün doğdu.

Peki, bu olasılığı, CHP yaşama başarıyla geçirebilir mi? Türkiye, seçmenine, inandırıcı bir öykü sunabilir mi? Benim bir “Türkiye Rüyam” var, bunu, sizlerle, hep birlikte, başarmak ve yaşamak istiyorum diyebilir mi?

Belki birinci parti olamaz, ama, CHP’nin, seçimlerde % 30 bandını aşması, inandırıcı olmasına, ve, “Türkiye rüyası”nı paylaşmakta toplumu ikna etmesine bağlı.

Uzun süredir çalışmalarını beğeniyle takip ettiğim, Washington’da yaşayan, Amerika ve dünyayı çok iyi bilen,  önemli çalışmalar imza atan, bununla birlikte, son dönemde, Türkiye’ye dönüp elini taşın altına koymak ve siyasete girmek kararı alan, bunu da, CHP’de yapmak isteyen Cenk Sidar, Türkiye Rüyası adlı kitabında (GOA, 2014), bu soruya yanıt veriyor. Hem de, kapsamlı olarak.

CHP’in “Türkiye rüyası”, aday adayı Sidar’ın kitabında ” ideoloji”, “zihniyet”, “siyaset”, “iktisat”, “dış politika”, “enerji”, ve “güvenlik” alanlarında, kapsamlı bir analiz ve inandırıcı çözüm önerileri içinde anlatılıyor. Kitap, bilgi temelinde, yeni, açıklayıcı, parti programlarına katkı verecek bir dilde yazılmış. Özellikle, siyaset, iktisat ve enerji alanlarında Sidar’ın söyledikleri yeni ve önemli.

Özgürlükçü sol ve sosyal demokrat bir Türkiye rüyasını, teori ile pratiğin, söylem ile politikanın, örgüt ile sivil toplumun (sokağın) kesiştiği yerde, Sidar’dan okuyorsunuz.

Başta Sn. Kılıçdaroğlu olmak üzere, CHP üst yöneticileri, Sidar’ı okumalı ve dinlemeli.

CHP’nin öyküsünün ip uçları bu kitapta yatıyor.

Şafak Pavey, Aykan Erdemir, Mehmet Karlı gibi, sadece CHP değil, Türkiye için, Türkiye’nin dünyadaki olumlu algısı için çok değerli olan genç isimleri kaybetme riski taşıyan CHP, onlarla birlikte, genç ve üretken bir değer olan Sidar ve benzeri gençleri kazanmalıdır.