Çözüm süreci: Geçmişten ders almak, geleceği birlikte kurmak

Acaba, 12 Haziran 2011 sonrası yaşananlar tekrardan mı yaşanacak; umutlu hava kısa zamanda kabusa mı dönüşecek? Böyle bir risk var mı bu gün?

Dört yıl önce.

12 Haziran 2011 Genel Seçimleri. 

% 10 seçim barajı nedeniyle, o zamanki adıyla BDP, parti olarak değil, bağımsız adaylarla seçimlere katılıyor.

Seçim sonuçları geliyor. BDP’li adaylar çok başarılı. Beklediklerinin çok üstünde aday seçimleri kazanıyor.

Seçim sonrası Türkiye genelinde hava çok olumlu. BDP’li adaylar tebrik ediliyor. Hatta, “seçimlere parti olarak girselerdi, % 10 barajını zorlarlardı” düşüncesi dile getiriliyor. Belki, HDP’nin, 7 Haziran 2015 seçimlerinde barajı geçebileceği olasılığı, ilk defa, 12 Haziran 2011 seçimlerinde görülmüş oluyor.

Kürt sorununa, demokratik ve siyasi müzakere yoluyla, ve meclis ve toplum içinde çözüm için uygun siyasi iklim oluşmuş durumda. Çözüm için yeni dönem başladı görüşü seslendiriliyor.

Sonra, inanılmaz olan gerçekleşiyor; çok olumlu seçim sonrası siyasi ve toplumsal iklim bir anda bozuluyor.

İlk çatışma ve şehit haberleri geliyor. Herkez şok içinde. Çatışmalar, ölümler, acılar hızla artıyor.   

Arka arkaya gelen çatışma ve çok sayıda şehit, 12 Haziran akşamı başlayan olumlu havayı, daha Temmuz olmadan karanlığa ve acıya dönüştürüyor.

Çatışmalar hızla artıyor. Türkiye, bir anda, PKK ile düşük yoğunluklu savaş ortamına giriyor.

Güney Doğu’da, Hakkari, Yüksekova, Şırnak, Diyarbakır, Gaziantep, Batman: her gün insanlar çatışmalarda, bombaların patlamasıyla, taramalarla öldürülüyorlar.

Bu dönemde ölen insanların sayısı, bir yıl içinde, iki binleri aşıyor…

Sonrası, ölüm oruçları.

Türkiye, 12 Haziran 2011 seçimlerinden sonra, üzerimize karabasan gibi çöken bir yıl yaşıyor.

Ve, sonunda, 2012 yılı sonuna doğru, çözüm süreci başlıyor.

O günden bugüne, süreç başarıyla devam ediyor. Ölümler ve acılar, bazı olaylar dışında, bitiyor. Çözüm sürecine toplumsal destek hızla artıyor ve güçleniyor. Çatışmadan Siyasete geçiş süreci başarıyla gerçekleşiyor.

7 Haziran 2015 Genel Seçimleri, HDP için, çok başarılı sonuçlanıyor; % 13 oy oranı, 80 milletvekili, 14 ilde birinci parti, İstanbul’da üçüncü parti olma konumu.

HDP, bu başarıyı, 12 Haziran 2011 seçimlerine benzer, ama, onun çok daha ilerisinde, Kürt sorununun ana aktörü olma ile Türkiye Partisi olmayı başarıyla birleştirerek kazanıyor.

HDP, yüzünü Türkiye’ye dönüyor; elini Türkiye’ye uzatıyor; Türkiye halkı’da, bu yaklaşıma olumlu yanıt veriyor.

HDP’nin başarısında, çözüm sürecini götürme iradesini göstermesi büyük pay sahibi.

Buna karşın, 7 Haziran’da, AK Parti’nin, Güney ve Doğu Anadolu’da yaşadığı büyük oy kaybının ana nedeni, yaptığı iki hata olarak görülüyor: bir, çözüm sürecini durdurma; iki, seçim propagandasında, Kürt vatandaşlarımızın haysiyetini zedeleyen, “Kafir”, “Zerdüst”, v.b. ötekileştirici söylemleri kullanma.

7 Haziran 2015 seçimleri sonrası, 12 Haziran 2011 seçimleri sonrasına benzer, hatta çok daha güçlü, yaygın, ve olumlu bir siyasi iklim ve toplumsal rahatlama ortaya çıkıyor.

HDP, seçimlerin esas galibi olarak görülüyor. Toplum tarafından destekleniyor. MHP’nin HDP’ye dışlayıcı tavrı eleştiriliyor. AK Parti, koalisyon görüşmeleri sonucunda HDP’yle koalisyon hükümeti kurabilir düşüncesi, AK Parti’ye yakın isimler, ve önemli siyaset duayenleri tarafından seslendiriliyor, yazılıyor.

Tam böyle bir ortamda, endişeleri arttıracak açıklamalar yapılıyor, olaylar yaşanıyor. KCK, kabul edilemez, “ateşkes bitebilir”, “barajlara ve yatırım alanlarına saldırabiliriz, onlar Kürtlere karşı yapılıyorlar”, v.b  tür açıklamalar yapıyor; Siyasi alanda ve medyada, HDP’yi ötekileştiren ve dışlayan söylemler ve tavırlar var; Özellikle Suriye, ve Irak’daki önemli bölgesel gelişmeler yaşanıyor: Hepsi, yarın ve gelecek için endişeleri artırıyor.

“Çözüm sürecinde, en zor anı ve bitme riskini yaşıyoruz”, “Çözüm süreci bitebilir, çatışma başlayabilir”, “Tekrardan savaşa mı gidiyoruz”  türü açıklamalar yetkili ağızlardan yapılıyor.

Acaba, 12 Haziran 2011 sonrası yaşananlar tekrardan mı yaşanacak; umutlu hava kısa zamanda kabusa mı dönüşecek? Böyle bir risk var mı bu gün?

Endişeler, ciddi, gerçek ve haklı…

Geçmişten ders almazsak, geçmişi daha kötüsüyle yaşarız.

7 Haziran seçimlerinin önemli bire mesajı da, “Türkler, Kürtler, diğer kimlikler, Türkiye Cumhuriyeti'nin eşit vatandaşları olarak, birlikte, konuşarak, uzlaşarak, geleceği birlikte kuralım” mesajıydı.

Hem AK Parti’de, hem, HDP’de, çözüm sürecinin, siyasetin, müzakerelerin devamı için hala irade ve istek var.

Koalisyon görüşmeleri de, bunun için, bir şans.

KCK’nın mesajı kabul edilemez. Aynı şekilde, seçim sonrası, siyasi alanında ve medya da, HDP’ye olan olumsuz ve dışlayıcı tavır da kabul edilemez.

Bugün, geçmişe dönmek değil, geçmişten ders alarak, geleceği birlikte kurmak zamanındır.

Türkiye halkı da, farklılıkları içinde, siyasilerden, devlet seçkinlerinden, ve örgütlerden bunu istiyor…