Demirtaş faktörü  

Cumhurbaşkanlığı seçimi gibi, genel seçimlerin de başarılı aktörlerinin başında Demirtaş gelecek. Niye? Demirtaş'ın başarısı nereden geliyor? Bu soruya yanıt ararken, Cem Yılmaz ile Selahattin Demirtaş arasındaki bazı benzerlikler olduğunu düşündüm.

Cem Yılmaz’ı, herkes gibi ben de, her zaman büyük beğeniyle izlerim. Yılmaz, farklıdır, özgündür, büyük bir komedyen ve sanatçıdır. Onu izlemek mutluluktur, sevinçtir, kahkahadır, biraz olsun günün ağır ortamından uzaklaşmaktır.

Yılmaz’ı izlerken hayrete de düşersiniz. Kendimizin de başına gelen, kendimizin de tanık olduğu, gördüğü, gözlediği bir olayı, Yılmaz, bizlere, bizleri kahkahalarla güldürerek sunar.

Cem Yılmaz, şüphesiz ki nadir bir kişi, büyük bir kabiliyet. Bu doğru. Fakat, Yılmaz’ın büyük başarısı, onu farklı kılan, komedi ile zeka, akıl, ve bilgiyi birleştirmektir. Bu, onun büyük başarıyla gerçekleştirdiği “hazır cevap” olma niteliğine de yansır.

Son dönemde, yurt içi ve dışında nereye gitsem, hangi toplantıya katılsam, farklı kesimlerden, öğrencilerimden, dostlarımdan, iş insanlarından, farklı meslekten tanıdıklarımdan, beni, durdurup soru soranlardan, benzer bir şeyi duyuyorum: Selahattin Demirtaş’a olan sevgi ve beğeni.

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, seviliyor, beğenilerek dinleniyor ve izleniyor.

Demirtaş beğenisi ve sevgisi toplumun farklı kesimlerini içine alarak yaygınlaşıyor.

Demirtaş, bir insan olarak, bir siyasetçi olarak, bir lider olarak beğeniliyor.

İnsanlar, Demirtaş’ı dikkatle izliyor ve dinliyor. İnsanlar, Demirtaş’ı sıkılmadan, gerilmeden, korkmadan, sinirlenmeden izliyor ve dinliyor. Demirtaş’ın söyledikleri ve yazdıkları akılda kalıyor, sohbetlerde kullanılıyor, paylaşılıyor.

Demirtaş, başarılı performansını 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi başlatmıştı, bugün de, 7 Haziran Seçimleri öncesi sürdürüyor.

Hiç kuşku yok ki, cumhurbaşkanlığı seçimi gibi, genel seçimlerin de başarılı aktörlerinin başında Demirtaş gelecek.

Niye? Demirtaş’ın başarısı nereden geliyor?

Bu soruya yanıt ararken, Cem Yılmaz ile Selahattin Demirtaş arasındaki bazı benzerlikler olduğunu düşündüm:

Akıl, zeka, bilgi, ve güler yüzün, söylem ve komediyle birleşmesi; Bağırarak değil insanı güldürürken düşündüren dil ve söylemle, eleştirilere yanıt verme; hazır cevap olma, ama, akılda kalacak yanıtlarla; Güler yüzle toplumla iletişim kurma.

Demirtaş, farklı bir dil, söylem ve tavırla siyaset yapıyor, toplumla konuşuyor; farklı bir siyasetçi, farklı bir lider portresi çiziyor.

Kutuplaşmadan, gerilimden, kavgadan, bağırmadan, sert ve kızgın yüzlerden sıkılan Türkiye, Demirtaş’da farklı, belki de, özlediği bir şeyi buluyor; yumuşak bir dille, espriyle, güler yüzle , kapsayıcı söylemle de siyaset yapılabilir.

Demirtaş ismi, diğer liderlerle karşılaştırıldığı zaman, farklılaşıyor; beğenilen bir lider olarak, Türkiye’nin gerek duyduğu liderlerden biri olarak büyüyor, yaygınlaşıyor.

Artık, siyasete baktığımız zaman bir “Demirtaş faktörü” var.

Demirtaş faktörü, toplumun farklı kesimleri içinde, HDP’nin, sadece Kürt sorunun değil, Türkiye’nin önemli bir partisi ve aktörü olması; yüzünü Türkiye’ye dönmesi ve Türkiyeli olması algısını güçlendiriyor.

Dahası, Cem Yılmaz gibi, Selahattin Demirtaş beğenisi bize, özlediğimiz demokratik, adil, güleryüzlü Türkiye’nin hala mümkün olduğunu söylüyor…