Erken seçim ne getirir, ne götürür?

Erken seçim için tarih, en erken Kasım ayıdır. Zaten, Erdoğan, "Kasım'da tekrar seçim olabilir" demişti. Bahçeli'de, 15 Kasım gününü telaffuz etmişti. Bu nokta da yanıtı zor soru şu: Gerçekten erken seçim taşları tekrardan yerine koyabilir mi?

Gelecek hafta bugün koalisyon ilk tur görüşmeleri başlayacak.

Artık üç seçenek var önümüzde. Ya AK Parti-CHP koalisyonu, ya AK Parti-MHP koalisyonu, ya da Kasım’da erken seçim.

MHP ve Sn. Devlet Bahçeli’nin, Meclis Başkanlığı seçimlerindeki hamlesi, ve HDP’ye karşı olumsuz tutumundan dolayı, MHP’nin muhalefette kalmak istediği yorumunu yapabiliriz.

AK Parti-MHP koalisyon olasılığı olasılığı her geçen gün düşüyor. Bahçeli, AK Parti’nin “küçük ortağı” olarak koalisyona girmek istemiyor. Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, ve Meclis Başkanlığı makamlarını AK Parti’nin tuttuğu bir ortamda, 258 milletvekiline karşı 80 milletvekili ile koalisyon hükümetinin küçük ortağı olmak, MHP için çok riskli.

Bu da, seçenekleri ikiye indiriyor; ya AK Parti-CHP Büyük Koalisyonu ya da erken seçim.

AK Parti, özellikle Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’a yakın gazetecilerden, Erken Seçimin daha olası olduğuna dönük yorumlar giderek artan şekilde yapılıyor.

AK Parti’nin, olası bir erken seçimde, 276’yı az da olsa geçecek bir oy oranına ulaşma olasılığının yüksek olduğu söyleniyor. % 41’den % 44-45’e, yani, % 3-3.5 oy artışını AK Parti’nin nasıl rahatlıkla elde edileceği söylenmiyor, ama, “erken seçim” düşüncesi gündeme sokulmuş durumda.

Erken seçimin faydası ne olabilir?

İki noktanın altını çizebiliriz:

Birincisi, hem AK Parti’lilerin, hem de HDP Eşbaşkanı Sn. Selehattin Demirtaş’ın söylediği gibi, 7 Haziran taşları yerinden oynattı ama belirsizlik yarattı; “erken seçim taşları tekrardan yerine koyabilir”.  Yani, erken seçimden AK Parti çoğunluk hükümeti çıkar;

İkincisi, koalisyon ya da uzlaşma kültürü az olduğu için, zaten koalisyon tartışmalarından bir hükümet çıkmayacaktır. Bu durum, istikrarsızlık yaratacak, ve, Türkiye’yi bölgesel risklerin yüksek olduğu bir dönemde hükümetsiz bırakacaktır. Gerçekçi olan, AK Parti-CHP Büyük Koalisyonu değil, Erken seçimle yeni bir hükümetin ortaya çıkmasıdır.

Erken seçim için tarih, en erken Kasım ayıdır. Zaten, Erdoğan, “Kasım’da tekrar seçim olabilir” demişti. Bahçeli’de, 15 Kasım gününü telaffuz etmişti.

Bu nokta da yanıtı zor soru şu: Gerçekten erken seçim taşları tekrardan yerine koyabilir mi?

Ya da, erken seçim’den, AK Parti çoğunluk hükümeti çıkma olasılığı nedir?

Güvenilir kamu oyu araştırmacıları bu olasılığın çok yüksek olmadığını söylüyorlar.

AK Parti’nin tekrardan çoğunluk hükümeti kuracak % 44-45 oy oranına ulaşması için, AK Parti’nin hata yapmaması ve olumlu bir imaj yaratması; buna karşın, özellikle MHP ve HDP’nin ciddi hatalar yapması gerekiyor. 

% 3-3.50 artı oy için, sandığa gelmeyen küskün AK Partilerin, AK Parti’ye evvelden oy atmış ama bu seçimde atmamış MHP ve HDP seçmeninin bir kısmının tekrardan AK Parti’ye dönmesi gerekiyor.

Diğer bir değişle, erken seçimden tekrardan AK Parti çoğunluk hükümeti çıkması mümkündür ama kolay değildir. 

Erken seçim, var olan tabloyu çok değiştirmeyebilir, ve, seçim sonuçlarından, yine, koalisyon hükümeti gerekliliği çıkabilir. Böylece, Türkiye, çok daha uzun süre hükümetsiz kalma ve siyasal istikrarsızlığa savrulma riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Bölgesel güvenlik ve ekonomik risklerin çok yüksek olduğu bir dönemde, Türkiye’yi hükümetsiz ve siyasal istikrarsızlık durumunda bırakmak, Türkiye’yi çok yıpratabilir, kırılgan ve provokasyonlara açık hale getirebilir.

Sadece, Suriye ve IŞİD sorunu değil, Türkiye ekonomisi de tekrardan seçim ve uzun süre hükümetsizlik durumundan çok olumsuz etkilenebilir.

Uzlaşma olasılığı yerini kutuplaşmanın derinleşmesine bırakabilir. Her parti ve kimlik içine kapanabilir.

Bu nedenle, erken seçim isteği ve kararı, kolay değil, çok zor ve riskli bir karardır. 

Taşlar, tekrardan yerlerini bulamayabilirler, iyice dağılabilirler.

Erken Seçimin riski ve götüreceği, getireceğinden fazla olabilir.

Bu nedenle, bu köşede seçim sonrası yazılarımda önerdiğim gibi, ilkeler ve güç paylaşımında “eşitlik ve adillik ilkeleri”ne dayalı kurulacak “AK Parti- CHP büyük koalisyonu”, hem Türkiye için bir şans, hem de bugün ve yarın için “yapılması gereken”dir.

Koalisyonun taşıdığı riskler, erken seçimin taşıdıklarından daha az, getirecekleriyse götüreceklerinden daha fazladır.

Umarız, koalisyon konuşmaları başlarken, “Türkiye’nin yararına olan”  iktidar ve güç arttırımından önce gelir…