Erken/tekrar seçim kumarı: Niye, ne olabilir?

Güvendiğim kamu oyu araştırmacılarına soruyorum, akil siyasetçilere ve karar vericilere soruyorum, ortak yorum şu: Tekrar seçimde çok büyük değişiklik yaşanmama olasılığı çok yüksek, 7 Haziran sonuçlarına yakın bir sonuç çıkabilir.

Fiili durumlarla yaşanan ilklerden sonra Türkiye bir ilki daha yaşıyor. Beklenen gerçekleşti; Türkiye, Erken ya da tekrar seçime gidiyor.

Erken seçim demek doğru değil, Türkiye parlamenter demokrasi tarihinde bu kadar kısa sürede ve hükümet kurulmadan erken seçim yaşanmadı.

Doğru olan terkrar ya da yeniden seçim, bu da, Türkiye siyasi tarihinde bir ilk.

1982 Darbe Anayasası’nın 114 ve 116. maddeleri gereği, “seçim için Bakanlar Kurulu”, yani, seçim hükümeti, AK Parti, başbakan +10=11, CHP 6, MHP ve HDP 3+3=6 olmak üzere 23 yöneticiden oluşacak. Bu da bir ilk.

Seçim hükümetinin güven oyu alması gerekmiyor. Bu da ilk,

Ve bu hükümet, tekrar seçim sonrası kurulacak hükümet Cumhurbaşkanı'ndan onay alıncaya kadar görevine devam edecek. Bu da bir ilk. Hem de akılda tutulması gereken bir ilk.

Niye kumar?

Güvendiğim kamu oyu araştırmacılarına soruyorum, akil siyasetçilere ve karar vericilere soruyorum, ortak yorum şu: Tekrar seçimde çok büyük değişiklik yaşanmama olasılığı çok yüksek, 7 Haziran sonuçlarına yakın bir sonuç çıkabilir.

Okumalarım ve çözümlemelerim beni de aynı yönde benzer sonuçlara götüryor.

Niye?

Yorumlar sekiz noktayı dile getiriyor:

Bir: Türkiye siyasi haritası giderek “dört parti Meclis yapısı pekişiyor”: AK Parti, CHP, MHP ve HDP.

İki: Bu partilere oy veren seçmeler giderek “kimlik temelinde kemikleşiyor”lar ve partileriyle “kimlik bağı” kuruyorlar: İslamcılık, laiklik, Türk ve Kürt Milliyetçiliği.

Üç: 1990’lardan farklı olarak, hatta tersi, “partiler arası oy geçişkenliği, yani yüzer gezer oylar giderek azalıyor”, minimize oluyor.

Dört: Bu anlamda da, “Türkiye giderek hem siyasi hem de kimlikler temelinde kutuplaşıyor”; Kutuplaşma sorunu artıyor.

Beş: Dörtlü parti/kimlik yapısı ve beraberinde büyüttüğü kutuplaşma sorunu, “dört partili Meclis içinde bırakın güçlü çoğunluk hükümeti kurmayı (330’a yakın ya da üzeri), çoğunluk hükümeti kurmayı bile çok zorlaştırıyor”. Çoğunluk hükümeti kurma zorluğu, üç partili ya da üç parti+ bağımsızlar yapılı Meclis ile dört partili Meclis arasındaki önemli niteliksel farkı yaratıyor.

Altı: 2002’den bugüne girdiği tüm seçimleri kazanan AK Parti, 7 Haziran gibi tekrar seçimde de birinci parti olacaktır, ama alınan oyla “tek başına çoğunluk hükümeti kurma olasılığı düşüktür”.

Yedi: Bu durumda ve muhalefet partilerinin başkanlık sistemine yaklaşımları temelinde, “başkanlık sistemine seçim yoluyla geçiş mümkün değildir, ancak fiili durumlarla olabilir”.

Sekiz: Tün bu noktalara ek olarak, “Türkiye’nin içinden geçtiği terör ve çatışma durumu, çok ciddi ekonomik çalkantı riski, IŞİD ile Savaş ve Suriye ve Irak’da çökmüş devlet sorunu, “güçlü hükümeti” gerekli kılarken, “AK Parti’ye tekrar seçime gidereken büyük meydan okumalarını” ortaya çıkartmaktadırlar.

Bu sekiz ortak madde, “tekrar seçimin oynanmaması gereken bir kumar olduğu” görüşünü güçlendirmektedir.  Fakat, bu gerçek, tekrar seçimi başından beri en fazla isteyen aktör olan Cumhurbaşkan’ı Sn. Erdoğan’nın kararını değiştirmedi.

Türkiye tekrar seçime gidiyor. İki üç aya arası bir dönem seçim öncesi, sonrası belli bir dönem de seçim sonrası olmak üzere, 2016’ya kadar olan yılın ikinci yarısı seçimle, diğer bir deyişle, “siyasal belirsizlik” ile geçecek.

Türkiye’nin böyle bir lüksü yok. Umarım, bu dönemi insani durumdan güvenliğe ve ekonomiye en az hasarla atlatırız.

Peki, oynanan kumar istenen sonucu vermezse ne olabilir?

Bu noktada da, 2016’ya kadar tartışacağımız dört olasılık var. Bu yazıda bu olasılıkları sadece maddeler halinde sıralayım:

Bir: Tekrar seçime katılım düşük olur ve AK Parti çoğunluk hükümeti kurar;

İki: AK Parti çoğunluk hükümeti kuramaz ama kısa zamanda koalisyon hükümeti kurulur;

Üç: Savaş nedeni temelinde tekrar seçim ertelenir, Türkiye’yi fiili olarak seçim hükümeti yönetir;

Dört: seçim sonrası koalisyon hükümeti kurulamaz ya da Cumhurbaşkanı'ndan onay alamaz, ve böylece, seçim hükümeti fiili olarak Türkiye’yi yönetmeye devam eder.