HDP: Sadece seçimi değil, Türkiye'nin geleceğini de belirleyecek kilit aktör

İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropollerde ve, Güney ve Batı Anadolu'nun büyük illerinde, entegre Kürtlerin HDP'ye oy vermesi, % 10 barajını geçme olasılığını yükseltecektir.

AK Parti-HDP rekabeti her geçen gün daha da kızışıyor, sertleşiyor.

7 Haziran seçimleri, büyük ölçüde, “HDP’nin barajı geçer mi?” sorusuna indirgenmiş durumda.

Bu soru, önemli olmanın ötesinde, seçim sonrası, “Türkiye’nin nasıl bir yola ya da rotaya yöneleceği”nin en kritik noktası olmuş durumda.

Niye?

İlk önce, HDP’nin % 10 barajını aşmasının hangi faktörlere bağlı olduğuna bir bakalım.

Bu konuda, HDP ve Kürt sorunu üzerine önemli çalışmaları bulunan Cuma Çiçek’in seçim analizleri ufuk açıcı (http://cumacicek.blogspot.com.tr/p/2014-yerel-secim-analizi.html) (http://cumacicek.blogspot.com.tr/p/2014-cumhurbaskanlg-secimi-analizi.html).

Çiçek, Güney ve Doğu Anadolu’da, HDP’nin, seçimlerde toplumsal desteğini, dört bölgeye ayırıyor;

(a)    HDP’nin, seçimlerde,  “hegemonic üstünlüğü” olduğu iller (Diyarbakır, Mardin, Batman, Şırnak, Hakkari, Van).  Bu illerde, HDP, oy oranında (% 60-% 80) tepe noktaya ulaşmış durumda.

(b)   HDP’nin, (%35-45), AK Parti ve CHP’yle, “hegemonic denge” içinde olduğu iller (Tunceli, Muş, Bitlis, Siirt, Ağrı, Iğdır). Bu illerde, HDP, başarılı olsa bile, oyunu biraz yükseltebilir.

(c)    HDP’nin, “muhalif” olduğu iller (Şanlı Urfa, Bingöl, Kars). Bu illerde, HDP, oylarını yükseltme şansına sahip.

(d)   “Politik olmayan ve Kürtlerin yaşadığı bölge” illeri (Gazi Antep, Kilis, Malatya, Adıyaman, Kahraman Maraş, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Ardahan). Bu illerde, HDP, oylarını ciddi oranda arttırmak istiyor.

Çiçek’in, seçim sonuçlarına bakarak yaptığı bu sınıflama, hem HDP’nin seçim stratejisi, hem de, % 10 barajını geçmek için ne yapması gerektiği üzerine bize önemli ip uçları veriyor.

HDP, Güney ve Doğu Anadolu bölgelerinde, AK Parti’nin esas rakibi ve AK Parti’yle, seçimlerde, özellikle, “muhalif” olduğu ve “politik olmayan” illerde, kıyasıya bir mücadeleye girecek. 

HDP’nin, bu illerde alacağı her oy kendisini, % 10 barajını aşmaya yakınlaştıracaktır. Bu illerde HDP’ye yazılan her oy, büyük ölçüde, AK Parti’de bir eksi oy, dolayısıyla, başkanlık sisteminden biraz daha uzaklaşmak demektir.

ENTEGRE KÜRTLER

Fakat, biliyoruz ki; Güney ve Doğu Anadolu bölge illerinde toplam oy sayısı çok yüksek değil.  HDP, bu bölgelerde başarılı olsa bile, % 10 barajını aşamayabilir. HDP’nin, Türkiye geneline odaklanması başarı için olmazsa olmazdır. 

HDP aday adayı Mithat Sancar, bu noktada,  önemli bir saptama yapıyor: HDP’nin seçim başarı için, Türkiye’nin, Kürt sorununun yaşanmadığı diğer illerine daha önce yerleşmiş ve “entegre” olmuş Kürt seçmeni kritik öneme sahiptir. Sancar, HDP’nin, “entegre Kürtler” olarak nitelediği, bugüne kadar merkez sağ ve sol partilere oy vermiş seçmeni muhakkak kazanması gerektiğini söylüyor. Özellikle, İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropollerde ve, Güney ve Batı Anadolu’nun büyük illerinde, entegre Kürtlerin HDP’ye oy vermesi, % 10 barajını geçme olasılığını yükseltecektir.

TÜRKİYELİ OLMAK

Su noktanın altını çizelim: Güney Doğu ve Doğu Anadolu’da kendisine oy vermemiş Kürt seçmenden; Türkiye genelinde daha önce kendisine oy vermemiş entegre Kürt seçmenden alacağı oylar kadar, HDP’nin, muhafazakar, liberal, sol, soysal demokrat, Alevi, vb. kimlikleri taşıyan, ve daha önce AK Parti ve CHP’ye, ve, sol partilere oy vermiş, Kürt olmayan Türkiye seçmeninden de oy alması gerekmektedir.

Bu üç seçmen kümesi, ve, onların, seçimlerde, HDP’yi destekleme derecesi, HDP’nin, % 10 barajını geçip geçmeyeceğini belirleyecektir.  HDP, bunu bilmekte, ve seçimlere, yüzünü tüm Türkiye’ye dönerek, “Türkiye partisi” olma stratejisiyle hazırlanmaktadır. 

Bu noktada da net olarak söyleyebiliriz ki; HDP’nin, esas rakibi AK Parti, sonra CHP’dir.

ÇÖZÜM SÜRECİ-BAŞKANLIK SİSTEMİ

HDP’nin, seçimlerde bu üç kümeden alacağı her oy, AK Parti’nin, başkanlık sisteminden bir oy uzaklaşması demektir.

Burada sihirli sayılar, 276 ve 330’dur.

AK Parti, seçimlerde, 276 milletvekiliyle, çoğunluk hükümeti kurup, egemen parti konumunu devam ettirebilir. Bu olasılık, HDP’nin, barajı aşması durumunda da yüksektir.

AK Parti, 330 ve üstü milletvekiliyle, başkanlık sistemine geçiş sürecini başlatabilir. Bu olasılık, HDP barajı geçtiği zaman, neredeyse imkansızdır. 

HDP’nin barajı geçmesi durumunda, % 50 gibi büyük bir seçim başarısı, AK Parti’ye, 330 milletvekili sağlamazken; HDP’nin baraj altında kalması durumunda, % 42-43 oranında AK Parti oyları, en az 350 civarında milletvekiliyle, başkanlık sistemine geçiş olasılığını yükseltecektir.

Bunun temel nedeni de, Cuma Çiçek’in analizine dönersek, Güney ve Doğu Anadolu’da, CHP ve MHP’nin bazı illerde hiç varlık gösterememesi ve AK Parti’nin çok güçlü olmasıdır. Barajı geçememe durumunda, HDP’nin 90% civarında çıkarabileceği milletvelili, AK Parti’ye yazılacaktır.

Bu nedenle de, başkanlık sistemi temelinde seçimlere giren AK Parti ve bu sistemi çok isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan için, AK Parti’nin, özellikle HDP’ye, ve, MHP’ye kaptıracağı her oy, başkanlık sisteminden uzaklaşma anlamına gelmektedir.

Bu, çözüm sürecinin bugün ve seçimlere kadar niye duraksadığını açıkladığı gibi, şu gerçeği ortaya çıkartmıştır: sadece 7 Haziran Genel Seçimleri'nin değil, aynı zamanda, Türkiye’nin ve AK Parti’nin geleceğinin en kritik aktörü, artık, HDP; en kritik sorusu, ya da, kıstası da, artık, “HDP’nin % 10 barajını geçip geçmeyeceği”dir. 

HDP, % 10 barajını geçerse, hiç şüphe yok, 8 Haziran sabahı, başta siyasi alan olmak üzere, “yeni bir döneme” uyanacağız.

HDP, barajı geçemezse de,  çok güçlü bir AK Parti ikidarına...

Ve, ciddi derecede muğlaklık ve belirsizlik taşıyan bir döneme....