Hrant Dink'den Ahmet Hakan'a: Kınamak gerekli ama yeterli değildir

Karşımızda olan, basın özgürlüğü sorununu içeren, ama bu sorunun çok ötesine giden örgütlü ve tasarlanmış bir saldırıdır.

Ahmet Hakan’a çok geçmiş olsun.

Örgütlü, planlanmış, ve geleceğim diyen bir saldırı sonucunda, dövüldü, hırpalandı, burnunda ve vücudunda kırıklar var, ameliyat olacak.

Geliyorum diyen bir saldırıydı. Geldi, gerçekleştirildi.

Ahmet Hakan’a yapılan, vurgulayalım, basın özgürlüğü sorununun çok gerisine giden örgütlü bir şiddet eyleminin infazıydı.

Ahmet Hakan takip edildi, izlendi, saldırının bir parçası olarak evinin önüne gelindi, CNN Türk’teki programından sonra arabalarıyla 12 km arabasını takip eden dört kişinin saldırısına uğradı.

Ahmet Hakan’a yapılan, hatırlayalım, sevgili dostum(uz) Hrant Dink’in hunharca katledilmesi sürecine çok benziyor.

Hrant, gözümüzün önünde, geliyorum diyen, örgütlenmiş, aşama aşama gerçekleştirilmiş hunhar bir saldırının sonucunda katledildi.

Öldürüldüğünü duyduğumuz zaman, o soğuk kaldırımın üzerinde yatan bedenini gördüğümüz an, hem çok üzülmüş, hem de kendimize çok kızmıştık.

Hrant’ın katli geliyorum diyen bir cinayetti, engellenebilirdi ama geç kalınmıştı. Hrant’a siper olabilirdik, onun cenazesinde yürüyen yüzbinler, onun hayatını kurtarmak için daha önce yürüyebilir, “durdurun bu karalamaları ve tehditleri” diyebilirdi.  

Bizler, “olmaz, o kadar da değil” derken, Hrant’ı öldürenler sinsice onun sonunu planlıyorlardı.

Hrant’ı kaybetmeyebilirdik, eğer Hrant gibi öldürülen nice insanlara karşı örgütlenmiş cinayetlerden gerekli dersleri almış olsaydık.

Hrant’ın katlinden ders alarak, Ahmet Hakan’a olan saldırının ciddiyetini kavramalıyız;  bu saldırıya karşı net tavır almalıyız; ve, devleti ve hükümeti göreve davet etmeliyiz.

Hatırlayalım, Hrant’ın öldürülme süreci nasıl gelişmişti.

İlk önce, Hrant’a karşı, yazılı ve görsel medya da, dozu giderek artan bir karalama girişimi başlatıldı;

Sonra, Hrant’a dönük tehditler, genellikle, konuşma yaptığı yerlerde ve mahkeme salonlarında yapılmaya başlandı;

Bunu, Hrant’a olan karalamalara ve tehditlere devletin ve hükümetin sessiz kalması izledi;

Sonra, devletin ve hükümetin Hrant’ın koruma taleblerine dönük kayıtsız kalmasını gözledik;

Böylece, Hrant’a dönük saldırı ve bu saldırının cezasız kalmasına dönük ortam hazırlanmış oldu; ve,

Sonunda, Hrant’a suikast gerçekleştiridi.

Benzer bir süreci, Fransa’da kalbi üzüntüsüne yenik düşen Ahmet Kaya’nın linç edilmesi ve memleketini terketmek zorunda bırakılması örneğinde yaşamıştık.

Aynı süreci, bugün, Ahmet Hakan örneğinde yaşıyoruz.

Ahmet Hakan’ı karalama girişimleri;

Ahmet Hakan’ı tehdit etmeler;

Bu karalamalara ve tehditlere devletin sessiz kalması;

Hürriyet gazetesine yapılan saldırılar;

Ahmet Hakan’ın sürekli koruma talebine yanıtın gecikmesi; ve,

Sonunda Ahmet Hakan’a yapılan saldırının gerçekleştirilmesi.

Bu nedenle, karşımızda olan, basın özgürlüğü sorununu içeren, ama bu sorunun çok ötesine giden örgütlü ve tasarlanmış bir saldırıdır.

Böyle bir saldırıyı kınamak gerekli ama yeterli değildir.

Bu saldırıya, “Dur” demek gerekir; net bir dur.

Amasız kınama sözleri, ancak güçlü iradeyle uygulamaya sokulan “Dur” ile inandırıcılık kazanır.

Bu da, devlete ve hükümete düşen bir görevdir.

Ahmet Hakan’a tekrar çok geçmiş olsun diyor, ve acil şifalar diliyorum.