Kent savaşı ve iki Diyarbakır

İki Diyarbakır; birisinde kent savşaşı ve PKK var, HDP işlevsizleşmiş gibi; diğer tarafında, yaşam devam ediyor ve HDP'den beklentiler yüksek. PKK artık HDP ile ilişkisinde bir karar almalı.

Diyarbakır’da insanlarla konuşuyorum.  Herkes korku içinde, endişeli, güvensiz. Aynı zamanda kızgın, öfkeli, bıkkın.

Göç ediliyor harabeye dönüşmüş Sur’dan.  Cizre’de öyle. Gitmedim ama görüntüler benzer.  Yeni kavramımızla, “Kent Savaşı”na sahne olan ilçelerden de benzer insan manzaraları, insan haykırışları geliyor.

Diyarbakır’da, bir Sur gerçeği ve tablosu var.  İnsanın içini karartan, acıya boğan.

Fakat, Sur, Diyarbakır’ın tümünü temsil etmiyor.

Sur’dan, çarşı alanından ayrılıp, uzaklaştınız mı, başka bir Diyarbakır gerçeğiyle karşılaşıyorsunuz.

Geniş caddesiyle, yüksek binalarıyla, mekanı geniş kahve ve restoranlarıyla, ki, boş değiller, masalar dolu, “hayatın aktığı bir Diyarbakır”.

Kentin bir tarafında, hendekler, çatışmalar, ölümler, çatışma arasında kalmış ve göçe zorlanan insanlar var.  Harebeye dönmüş bir alan, acılı yüzler. 

Kentin diğer tarafında, başka bir manzara; hayat normal devam ediyor.

Bir tarafında yoksullar, diğer tarafında orta sınıflar;

Bir tarafında hendekler, diğer tarafında yeni yollar.

Bir tarafında çatışma, diğer tarafında normal bir yaşam.

İki Diyarbakır, iki yaşam, iki insan tablosu.

Kent savaşı böyle bir şey demek ki.

Bu yeni bir olgu.

1990’lar bitti, bir daha da yaşanmayacak, o zamana, o mekana dönülmeyecek.

Yeni bir olguyla karşı karşıyayız.

Kent savaşı, bu olgunun adı. Kent savaşı, dağ savaşında farklı. Aynı zamanda, kimlik, sınıf ve dışlanma temelli yaşanan bir savaş.  Kentin bir alanında yapılırken, diğer alanlarda yaşam devam ediyor.

Sur’da, Cizre’de, diğer ilçelerde, sadece Kürt sorununu konuşmuyoruz. Bu sorunun içinde yer alan ciddi bir sınıfsal bir ayrımdan, yani, ağırlıklı olarak, yoksul halktan, yoksulların çektiği acıdan, dışlanmalarından, zorlandıkları göçten konuşuyoruz.

Bununla birlikte vurgulayalım: Diyarbakır’da, çok güçlü bir HDP oyu var. İki Diyarbakır’da da, seçim sonuçları, güçlü HDP desteğini ortaya çıkartıyor.

Yoksullar da, orta sınıflar da, Diyarbakır’da, bölgede, HDP’ye oy veriyor.

Ama, HDP, Sur’da konuşulmuyor.  HDP, Sur’da yok. Sur’da PKK konuşuluyor. Çatışmanın tarafı PKK. Kent savaşını, hendek savaşını,  alan hakimiyeti ya da demokratik özerklik adı altında PKK götürüyor.

Sur’dan ayrılınca, Diyarbakır’ın restorantlar, kahveler caddesine gittiğiniz zaman, daha fazla HDP konuşulduğunu görüyorsunuz.  HDP’nin Türkiye partisi olma niteliği burada önemseniyor. HDP’yi destekleyen orta sınıflar, büyük oranda, Çözüm Sürecine dönülmesini, PKK’nın değil, HDP’nin ön plana çıkmasını istiyorlar.

İki Diyarbakır; birisinde kent savşaşı ve PKK var, HDP işlevsizleşmiş gibi; diğer tarafında, yaşam devam ediyor ve HDP’den beklentiler yüksek.

PKK artık HDP ile ilişkisinde bir karar almalı. 

PKK-HDP ilişkisindeki muğlaklık ve belirsizlik, sadece siyasi bir sorun değil; bu süreç,  başta yoksul Kürtler olmak üzere, Kürtlere büyük zarar veriyor.  Ekleyelim, bu belirislik tüm Türkiye’ye, hepimize de zarar veriyor.

Eğer PKK, HDP’nin siyasi rolünü ve varlığını önemsemiyorsa, parlamento ve müzakere onun için önemli değilse, çatışma ve kent savaşı artık tek tercihiyse, o zaman, bu niyet açıklanmalı. 

Eğer PKK, HDP’nin siyasi varlığını, Meclis’deki Üçüncü Büyük Parti konumunu önemsiyorsa, o zaman, HDP’nin önünü açmalı. Bu, çatışmanın bitmesi, HDP’nin ön plana çıkması demek.

Kent savaşı, PKK’nin birinci opsiyonu tercih ettiği anlamına geliyor.

Çözüm Sürecine, yeni bir isimle olsa da, geri dönüş, ikinci versiyonun tercihini.

Umarız, çatışmayı bitirme kararı hızla alınır, Diyarbakır ve bölge, yeni yıla her tarafında hayatın normalleştiği bir durumda girer.