"Kobane, çözüm süreci için aşı olabilir..."

Beşir Atalay, Kobane'nin, çözüm süreci için aşı olabileceğini söylüyor. Çünkü Kobane'den ve 6-7 Ekim olaylarından taraflar, önemli dersler aldılar, öz eleştiri yaptılar, süreci kendi haline bırakmanın, pedal çevirmeyi yavaşlatmanın riskini gördüler:
"Kobane, çözüm süreci için aşı olabilir..."

Çözüm sürecinin başından beri, AK Parti Hükümeti tarafının en önemli isimlerinden biri olan Sn. Beşir Atalay’ı, sürecin bugünü ve geleceği üzerine konuşmak için ziyaret ediyorum.

Sohbete başlarken, Başbakan Yardımcısı Sn. Yalçın Akdoğan’ı ziyaret eden HDP heyetinin basın açıklaması başlıyor. Beraber izliyoruz.
“Çözüm süreci devam edecek”...”Kimsenin süreçten çıkma lüksü yok” diyor, Atalay.

HDP heyeti de, Sn. İdris Baluken yoluyla, sürecin devam edeceği üzerine açıklamalar yapıyor. İmralı ziyareti de kısa zamanda gerçekleşecek.

Sn. Akdoğan’dan da, benzer açıklamalar geliyor.

“Kimsenin süreçten çıkma lüksü yok” saptaması önemli; yapılan açıklamaların arkasındaki gerçeği ortaya koyuyor.

“Süreçten çıkma lüksünün olmaması” şu anlama da geliyor: Taraflar ve siyasi aktörler, süreci bitirmenin, ya da masadan kalkmanın maliyetinin çok yüksek olduğunu biliyorlar. Bu maliyet, siyasi ve ahlaki: süreçten çıkan taraf, aynı zamanda, toplum gözünde, hatta kendi taraftarları ve seçmeni gözünde, yaşanabilecek olumsuzluklardan sorumlu tutulacak taraf, dolayısıyla, siyasi ve ahlaki olarak kaybeden taraf olacak.

Aslında, buna, çözüm sürecini eleştirel bakan, muhalefet partileri, CHP ve MHP’de dahil. Onlarda, sürece eleştirirken, sürecin bitimi için net bir tavır ve irade göstermiyorlar, ya da girişimde bulunmuyorlar. Biraz Avrupa Birliği süreci gibi, eleştiri var, ama kimse süreç bitsin diyemiyor.

Bu nedenle de, çözüm süreci eleştirildiği zaman bile, “Çözüm süreci biterse ne olur, nasıl bir durum ortaya çıkar” tartışmasını kimse yapmak istemiyor. Bu sorunun yanıtının, çok vahim olduğunu herkes biliyor ve idrak etmiş durumda.

Gerçekten, Atalay’ın söylediği gibi, “kimsenin süreçten çıkma lüksü yok”; kimsenin net olarak süreç bitsin açıklamasını yapma lüksü yok; kimsenin süreç biterse ne olur sorusuna yanıt verme lüksü yok.

Bunun, bir genel, bir de bugünkü durumla ilgili, iki nedeni olduğunu söyleyebiliriz. Birincisi, genel olarak, bugün, artık daha net olarak ortaya çıktığı gibi, Atalay’ın söylemi içinde, “Millet sürece sahip çıkıyor”. Giderek sürecin sahibi, siyasi aktörlerden daha çok, Türkiye toplumu, farklılıkları içinde “millet” oluyor. Toplum, çözüm sürecinin devamını istiyor, sürece sahip çıkıyor ve sürecin başarısının Türkiye için, herkes için iyi olacağını biliyor. Süreci bitirmek ya da dışına çıkmak, toplumu, milleti karşısına almak anlamına gelecektir ki, bunun da, siyasi ve ahlaki maliyeti çok yüksek olacaktır.

İkincisi, bugün yaşadıklarımızla, yani, IŞİD sorunu ve Kobane ile ilgili. Atalay, bu bağlamda da önemli bir saptama yapıyor: Kobane, çözüm süreci için aşı olabilir. Kobane’den ve 6-7 Ekim olaylarından taraflar, önemli dersler aldılar, öz eleştiri yaptılar, süreci kendi haline bırakmanın, pedal çevirmeyi yavaşlatmanın riskini gördüler: Çözüm sürecinin, üzerinde titizlikle çalışılması, verilen sözlerin tutulması, ve, başarıya doğru adımların sürekli atılması gereken bir süreç olduğunu anladılar.

Kobane, bir taraftan, süreçte türbülans ve ciddi hasar yarattı, ama, diğer taraftan da, tarafları sürece odaklanmaya itti, bu anlamda da, süreci hızlandıracak aşı olabilecek bir etki yarattı.

Bu nedenle de, sadece sürecinin devam ettiğini değil, çözüm sürecinde ikinci aşamaya geçildiğini de söyleyebiliriz.

Bu aşama, (a) silahsızlanmayı; (b) kamu düzeninin sağlanmasını (ikisi, birlikte, şiddetin tümüyle bitimi, yerini siyasete bırakması anlamına geliyor); (c) Öcalan ile görüşen HDP Heyetine yeni ve etkili kişilerin eklenmesini; (d) Akil İnsanlar grubu içinden, yeni bir çalışma programını içeren, “izleme grubu” türü bir oluşumun kurulmasını; ve (e) taraflar arasındaki diyalogun güçlendirilmesini; (f) sürecin şeffaflaşmasını, ve, başarı noktasına doğru hızlandırılmasını içeriyor.

"Çözüm sürecinin güçlü yasal çerçevesi ve yol haritası da var” diyor, Beşir Atalay.

Ve, ekiliyor: “Riskleri de, unutmamak lazım”, komplo teorilerine kapılmadan, “bölgesel ve küresel güç ilişkilerini ve dinamiklerini her zaman hesaba katmak gerekir”.

Türkiye, 2015 Genel Seçimleri'ne hızla giderken, çözüm sürecinde de ikinci aşamaya geçiliyor.

Önemli gelişmeler bizi bekliyor...