Kürt vatandaşlarımız kızgın ve endişeli

Teröre karşı mücadele/kamu düzenini kurma ile demokratik özelliklik/bölgesel iktidar kurma arasında sıkışmış ve yaşam alanları cehenneme dönüşmüş Kürt vatandaşlarımız ne düşünüyorlar, ne hissediyorlar, ne söylüyorlar?

İnanması zor olan gelişmeler yaşıyoruz.

Normalleşme ve çatışma sonrası sürecin yaşanmaya başladığı Güneydoğu il ve ilçelerimizde savaş yaşanıyor, çocuklar ölüyor, sokağa çıkma yasakları var.

Yıkılmış binalar, kazılmış hendekler, kapatılmış sokaklar, silahlar, elektriği, suyu, ekmeği olmayan evler, ölen insanlar, ölen çocuklar, korkunun, endişenin ve kızgınlığın kapladığı yüzlerle dolu manzaralar karşımızda.

Burası ülkemiz mi diyoruz.

Türkiye illerinden ve ilçelerinden, Türkiye insanından, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından konuşuyoruz.

Nereden nereye?

Çözüm sürecine % 90 üzerinde destek vermiş, son dönemlerde sıklıkla gittiğim, gittiğimiz illerden; eşit vatandaşlık ve demokrasi temelinde bu sorunu çözeceğiz diye birlikte konuştuğumuz dostlarımızdan bahsediyoruz.

Umutlu yüzleri endişeye ve korkuya bürünmüş dostlarımızdan.

Bu olabilir mi?

Buna kimin hakkı olabilir, hangi neden bu durumu yaratabilir? İktidar, güç, düzen…

Dünya tarihinde hiç bir zaman bu yolla siyasal iktidar ve güç elde edilmemiştir; hiç bir zaman istikrar ya da düzen sağlanamamıştır. Bu yola sapan aktörler hep kaybetmişlerdir. Başardık dedikleri an kaybetme sürecinin başlangıcı olmuştur.

Bu nedenle, bu dönem bitecektir, çok yakında “tamam” denecektir; ama, bu sürecin kazananı olmayacaktır, olan gencecik yaşında, çocuk yaşında ölenlere, öldürülenlere, acılı ailelere olacaktır.

Peki, teröre karşı mücadele/kamu düzenini kurma ile demokratik özelliklik/bölgesel iktidar kurma arasında sıkışmış ve yaşam alanları cehenneme dönüşmüş Kürt vatandaşlarımız ne düşünüyorlar, ne hissediyorlar, ne söylüyorlar?

Bölgedeki dostlarımla, siyasi ve ekonomik karar vericilerle konuşmalarımdan, bölgeye gidenlerin izlenimlerini okumalarımdan ve dinlemelerimden şu sonuçları çıkartıyorum:

Bir: Kürtler, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, AK Parti hükümetine ve PKK-KCK’ya çok kızgınlar.

Erdoağan’a, çözüm sürecini başlatan ve bugün bitiren ana aktör olarak kızgınlar;

AK Parti hükümetine, çözüm sürecini götüremediği, bölgede güveni, düzeni, insan hayatını koruyamadığı, ve başta valiler, kaymakamlar ve güvenlik güçleri olmak üzere yerel devlet güçlerini kontrol edemeği için kızgınlar;

PKK-KCK’ye, normalleşmeyi bitirdiği, şiddeti ve öldürmeleri başlattığı, HDP’nin seçim başarısını desteklemediği, ve HDP’yi paralize ettiği için kızgınlar.

İki: Kürtlerin HDP’ye desteği devam ediyor, giderek artıyor. 1990’lardan farklı olarak, HDP’nin bölgede ve Türkiye genelinde Kürt sorunun ana siyasi aktör olması algısı pekişiyor. Dahası, artık, HDP bölgenin “hakim partisi”.  HDP, 7 Haziran seçimleri gibi, 1 Kasım seçimlerinin de “kilit aktör”ü olacak.  Selahattin Demirtaş’a destek ve sevgi de artıyor.

Üç: buna karşın, 1 Kasım seçimlerinde AK Parti bölgede son seçimlerde düşmüş oylarını da kaybedecek gözüküyor. Cumhurbaşkanına ve AK Parti hükümetine kızgınlık derecesi yüksek, Kürtler-AK Parti ilişkisi bugün için bitmiş gözüküyor.

Dört: PKK ve KCK’ya da kızgın Kürtler, belli oranda “1 Kasım seçimlerinde sandığa gitmeyeceğim” diyorlar. Bölgede, 1 Kasım seçimlerine katılım oranı düşebilir. Bu, HDP’nin yararına olmayan bir gelişme olacaktır.

Beş: Kürtler bugünlerinden ve yarınlarından, yaşamlarından, ailelerinin, çocuklarının yaşamlarından çok endişeliler. “Yaşam alanlarımız tekrardan olağanüstü halin, savaşın yaşandığı çatışma alanına dönüştürülüyor” diyorlar.

Altı: Kürtlerin çatışmanın hemen bitirilmesini, çözüm sürecinin tekrardan başlamasını istiyorlar. PKK’nın ateşkes ilan etmesi saldırılarını durdurmasını istiyorlar. PKK eylemlerine ve demokratik özeklik girişimlerine destek bölgede yok. 

Yedi: Kürtler, aynı zamanda da, illerindeki ve ilçelerindeki devlet görevlilerinin ötekileştirici, dışlayıcı tavırlarından, kendilerine yaklaşımlarından, ve söylemlerinden şikayetçiler. Çözüm sürecinin önemli sorunlarından biri olan yerel kamu görevlilerinin süreci köstekleyici konumu artarak devam ediyor. Kamu düzeni bölgede dışlanma ve güvensizleştirme olarak yaşanıyor, algılanıyor.

Sekiz: Önemi ve ciddiyeti giderek artan şekilde, “şiddet sarmalına savrulmuş ve geleceği güvensiz bakan Kürt gençliği” gerçeği ve sorunu altı çizilerek vurgulanıyor. İmralı ve Kandil'in bu gençler üzerinde tam bir kontrolü yok deniyor.  “Olaylar ve şiddet hızla kontrolden çıkabilir” deniyor.  Gençlik sorunu endişe ve korku ile izleniyor.

Dokuz: İyi senaryo olarak, eğer Kürtlerin duygularını ve tavırlarını doğru okursa, PKK’nın eylül başında saldırılarını durdurduğu açıklaması yaptığını görebiliriz. 1 Kasım seçimlerine çatışmanın durdurulduğu bir ortamda gitme olasılığı ortaya çıkabilir.