"MHP'lileşen AK Parti" ve erken seçim olasılığı

Cumhurbaşkanı, erken seçim istediğini açıkça söyledi. AK Parti-CHP büyük koalisyon çalışması verimli ve olumlu giderken, bu hamle çalışmaları olumsuz etkiledi. Şu iki soruyu sormalıyız: Bir, erken seçim Türkiye'nin yararına mı? İki, erken seçim sonuçları, Erdoğan'ın istediği AK Parti çoğunluk hükümetini yaratır mı?

Murat Yetkin, Radikal’de, Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ın 7 Haziran’dan bugüne yaptığı siyasi hamleleri değerlendiren yazısında, “Sürprizlere…Şapkadan çıkacak yeni tavşana… hazır olun” mesajını vermişti.

Süpriz, Yetkin’e göre, “AK Parti-MHP koalisyonu”ydu.

Gerçekten de, arka arkaya gelen terör eylemleri, ölümler, IŞİD ve PKK’ya karşı iki cephede başlatılan  savaş, güçlenen güvenlik söylemi, ve, son olarak, çözüm sürecinin durması, AK Parti-CHP büyük koalisyonu yerine, AK Parti-MHP koalisyonuna doğru mu gidiyoruz düşüncesini güçlendirmişti.

Gerek Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ın, MHP’ye yakın söylemi ve tavırları, gerekse de Başbakan Sn. Davutoğlu’nun “MHP ile temaslarımız sürüyor” açıklaması, AK Parti-MHP koalisyonu olasılığını büyük koalisyon kadar olabilir konuma getirmişti.

Aslında, Erdoğan’ın seçimlerden hemen sonra yaptığı Baykal hamlesinden bugüne, AK Parti-MHP arasında resmi olmasa da doğal ve fiili olarak yürüyen bir koalisyon olduğunu gözlüyoruz. Yapılan oylamalarda ve alınan kararlarda, son olarak da, kullanılan güvenlikçi söylem ve dil de, AK Parti ve MHP birlikte hareket ettiler.

7 Haziran öncesi AK Parti ve MHP arasında yaşanan ayrışma, 7 Haziran sonrası yerini giderek yakınlaşmaya bıraktı.

1980 darbesi sonrası yargılanan bir MHP üst düzey yöneticisi, “Fikirlerimiz devlette, biz burada yargılanıyoruz” demişti.

MHP her zaman (güvenlikçi) devlet aklına yakın olmuştu.  MHP için devleti koruma, devlet güvenliği, ve Türk devleti ve milleti adına hareket etme, demokrasi, haklar ve özgürlükler dilinin çok önünde gelmişti.

Dün de böyleydi, bugün de böyle.

7 Haziran seçimleri akşamından başlayarak, MHP’nin devlet güvenliği eksenindeki söyleminin siyasal gündemi ve siyasal alanı şekillendirmeye başladığını gördük.

HDP’nin yüzünü Türkiye’ye dönerek kazandığı başarıyı MHP, bir kazanç değil, aksine, devlet güvenliği için risk olarak gördü.

HDP ile ilişkiye girmedi. HDP’ye güvenlikçi söylem ve tavırla yaklaştı.

İlk başta yadırganan bu söylem ve tavır, bugün, siyasal alanı şekillendiriyor. 

Şüphesiz ki, bu duruma, PKK’nın kabul edilemez terör saldırıları da büyük katkı verdi. PKK, HDP’nin başarısını siyasal alanda sürdürmek stratejisi yerine, MHP’nin ekmeğine yağ sürer gibi, terör saldırılarını, uyuyan polisleri öldürmeyi, ve askerlere saldırmayı tercih etti.

Türkiye’de şehit sayıları arttırkça MHP siyasal alanda güçlendi. 

PKK terör saldırıları HDP’yi paralize ederken, siyasal söylemi ve gündemi MHP’nin alanına bırakıyordu. 

Bu durum, Erdoğan’a ikili bir hamle yapma olanağı verdi: siyasal alanın MHP’lileşmesini desteklerken AK Parti’yi de MHP’lileştirmek; ve, ABD, BM, NATO ve Barzani desteğini de alarak, PKK’ya operasyon başlatmak ve çözüm sürecini durdurmak. Böylece de, HDP’nin paralize durumunu güçlendirmek ve HDP liderlerini ve milletvekillerini hata yapmaya sürüklemek.

Amerika ile IŞİD’e karşı ortak mücadele temelinde yapılan kapsamlı savaş anlaşmasıyla süpriz yapan ve gündemi belirleyen Erdoğan, bir hamle daha yaparak, “AK Parti’nin MHP’lileşmesi” süprizini yaptı.

Yetkin, bu hamleleri, “AK Parti-MHP koalisyonuna mı gidiyoruz” diye yorumladı, ama, asıl oyun planı, Türkiye’yi erken seçime götürecek MHP destekli AK Parti azınlık hükümetiydi.

Ki, Cumhurbaşkanı, Çin gezisi dönüşü gazetecilere, erken seçim istediğini açıkça söyledi.

AK Parti-CHP büyük koalisyon çalışması verimli ve olumlu giderken, Erdoğan, bu hamlesiyle, bu çalışmaları da olumsuz etkilemiş oldu.

Şu iki soruyu sormalıyız:

Bir, erken seçim Türkiye’nin yararına mı?

İki, erken seçim sonuçları, Erdoğan’ın istediği AK Parti çoğunluk hükümetini yaratır mı?

İlk soruya yanıtım olumsuz. Erdoğan’ın hamleleriyle: bir, bugünün koşulları içinde Türkiye için bir “şanş” ve “gereklilik” olan AK Parti-CHP büyük koalisyon olasılığı harcanmış oluyor; iki, Türkiye’nin uzun süre daha, en azından 2016 başına kadar, gerçek anlamda hükümeti olmayan bir ülke konumu ve algısı devam ediyor; üç, savaş, terör, kutuplaşma dilinin güçlenmesine uygun ortam yaratılıyor, bu da, siyasi istikrarsızlığı arttıracaktır.

İkinci soruya yanıtımsa, zor. Çoğunluk hükümeti, en az % 44-45 arası oy demek. Dört partili yapıda bu oyu AK Parti’nin erken seçimde kazanmak kolay değil. 

Hatta, erken seçim sonrası, bugün yaşadığımız koalisyon hükümeti zorunluluğunun tekrardan ortaya çıkması daha olası olarak gözüküyor.

Erdoğan, şimdi, bu sorulara yanıt arıyor, seçim hesapları yapıyor.

Başbakan Sn. Davutoğlu’nun, AK Parti-CHP büyük koalisyon hükümeti üzerine ısrarcı olmasının, hem kendi başkanlığını yaptığı AK Parti, hem Türkiye için çok faydalı olacağını düşünüyorum.