Nasıl bir yeni anayasa?

Yeni anayasa çalışmaları ve tartışmaları, gerek "başkanlık sistemi", gerekse de "eşit vatandaşlık" alanlarında yapılacak tartışmalar tarafından rehin alınacak; bu iki noktada, komisyondan uzlaşma çıkmayacak. Bununla birlikte, bu sefer, yeni anayasanın yapılma olasılığını yüksek görüyorum.

Yeni anayasa yapım süreci tekrardan başladı.

Komisyon, yine, her partiden üç üye, ve oy birliğiyle karar alma ilkesi temelinde çalışmalarına başladı.

Doğru; komisyondan uzlaşma çıkması çok zor.

Bu sefer de, yeni anayasa çalışmaları ve tartışmaları, gerek “başkanlık sistemi”, gerekse de “eşit vatandaşlık” alanlarında yapılacak tartışmalar tarafından rehin alınacak; bu iki noktada, komisyondan uzlaşma çıkmayacak.

Dahası, bugün Türkiye, ciddi çatışmaların ve güvenlik risklerinin yaşandığı; siyasi ve toplumsal kutuplaşmanın çok yaygınlaştığı; çok ciddi bir “güvensizlik sorunu” yaşayan; yarınından endişe duyan bir ülke psikolojisi içinde. Uzlaşma kültürü çok zayıf olan Türkiye’nin, bu olumsuz siyasi iklim ve toplum psikolojisi içinde uzlaşma yoluyla anayasa yapma olasılığı çok zayıf. 

Bununla birlikte, bu sefer, yeni anayasanın yapılma olasılığını yüksek görüyorum.

Bir; AK Parti ve Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan, 1 Kasım seçim sonuçlarıyla ellerini kuvvetlendirdiler; referandum için 17 milletvekili bularak 330 milletvekiline sahip olma şansına sahipler.

İki; Erdoğan, kendi ekibiyle de yeni anayasa için toplumu ikna etme çalışmalarını yapıyor, ve, bu sefer, yeni anayasa yoluyla başkanlık sistemine, referandum temelinde geçme şansının yüksek olduğunu biliyor. Bu şansı zorlayacaktır.

Bu nedenle, süreç başlarken, partilerden, ideolojilerden, tercihlerin bağımsız olarak, “Türkiye için nasıl bir anayasa” tartışmasına temel olacak, hepimizin uzlaşacağı “sekiz objektif kriter”in altını çizmeliyiz:

Bir; ne 1921, 1924, 1961, 1982 anayasaları, ne de, son dönemde 1982 Anayasası'nda yapılan değişiklikler, “halkın katılımıyla” ve halkın görüşlerini içeren bir “toplumsal sözleşme” temelinde yapıldı. Bugünse, bu şansa sahibiz. Türkiye, ilk defa, sivil bir anayasa yapabilir; ve yeni anayasa, sivil ve tüm maddeleriyle yeni olmalıdır.

İki; bugüne kadar olan Anayasalar, kentleşmesi düşük seviyede bir toplum sosyolojisinde yapıldı. Bugünse, % 73 oranında kentleşmiş, 2020’de tümüyle kentli olacak, köy oranı % 7 olan bir Türkiye sosyolojisine yanıt verecek bir anayasa gereksinimi içindeyiz. Yeni anayasa, “kentli Türkiye’nin anayasası” olmak durumunda.

Üç; bugüne kadar olan Anayasalar, ekonomi ve sanayisi belli gelişme düzeyinde, orta sınıfı zayıf ve yaygın olmayan bir ekonomik sosyolojide yapıldı. Bugünse, Anadolu’dan başlayarak ekonomisi gelişen ve dinamik, ve, orta sınıflaşan bir Türkiye var. Yeni anayasa, orta sınıfı yaygınlaşmış, ekonomik dinamizmi çevreden, yani Anadolu’dan başlayan bir toplum sosyolojisine yanıt verecek nitelikte olmalı.

Dört; araştırmaların gösterdiği gibi, bugün Türkiye, “aşırı kutuplaşmış, kimlikleşmiş, kimlikler ve farklı olanlar arası genel güveni çok az” olan bir sorunla karşı karşıya. Yeni anayasa, kutuplaşma ve güven sorunlarına yanıt verebilmeli, “Birlikte yaşamak kültürünü ve genel güveni güçlendirmeli”.

Beş; yine araştırmaların gösterdiği gibi, bugün Türkiye, “hukuka güvenin çok az”, neredeyse sıfırlandığı bir ülke. Yeni anayasa, her alanda sorunların çözümünde “hukuka güveni güçlendirecek” nitelikte olmalı.

Altı; uluslararası endekslerin ve araştırmaların gösterdiği gibi, bugün Türkiye demokrasisinin, özellikle haklar ve özgürlükler alanında, “demokrasi performansı zayıf”; sınırlı, otoriterleşme eğilimleri içeren bir demokrasi ile yönetiliyoruz. Yeni anayasa, sadece yeni ve sivil değil, “demokratik anayasa”da olmalı. Askeri vesayetin zayıflaması ya da çözüm sürecinin yaşanması, Türkiye demokrasisini, ileri ya da pekişmiş demokrasi yapmadı. Demokrasi sorununa çözüm bulacak yeni ve sivil anayasa yapımı hedeflenmeli.

Yedi; bugüne kadar, Türkiye, parlamenter demokrasi ile yönetilmesine rağmen, parlamento ve milletvekilleri işlevsiz ve zayıf olan bir demokrasiye sahip oldu. Bu soruna, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı sorunu da eklendiği zaman, ortaya ciddi bir “denge ve denetleme” sorunu ortaya çıktı. Yeni anayasa, yürütme-yasama-yargı arasındaki “denge ve denetleme mekanizmaları” güçlü ve milletvekillerini işlevsel yapacak nitelikte olmalı.

Sekiz; Türkiye ekonomisi son beş yıldır “orta gelir tuzağı” ve “ekonomik durgunluk” sorunlarını yaşıyor. Kişi başına düşen gelir, 10.000 doların ilerisine gitmediği gibi azalıyor; ekonomik büyüme yavaşlıyor. Bu sorunlar devam edecek gözüküyor. Yeni anayasa, istikrarlı, güçlü, sürdürebilir, çevre dostu, ve insani kalkınmaya dayalı da olmalı.

Bu sekiz objektif ve üzerinde uzlaşılan kriterlere dönük bir yeni anayasa çalışması ve tartışması yapmalıyız.

Başkanlık sistemi mi, parlamenter sistem mi? Model tartışmalarında sıkışmak yerine, sistem tartışmasının da, bu kriterler temelinde yapılmasının daha yararlı olacağını düşünüyorum.

(Bu kriterlerin kapsamlı bir tartışması için, TURKONFED-İstanbul Politikalar Merkezi işbirliğinde hazırladığımız: Fuat Keyman, Bekir Ağırdır, Senem Aydın Düzgit, Özge Kemahlioğlu, Işık Özel, Yeni Anayasa’ya Doğru: Kurumsal Reform ve Demokrasi Kültürünün Gelişimi raporuna bakılabilir. Raporumuza bu kurumların web sayfalarından ulaşabilirsiniz.)