O fotoğraf da tarihi değiştirir mi?

Acaba, Aylan Kurdi'nin masum bedeni de bardağı taşıran damla olur mu? Vicdan ve adaleti, başta Batı'ya küreselleşen dünyaya hatırlatır mı?

Üç yaşında küçücük masum bedeni kıyıya vurmuş Aylan Kurdi’nin hepimizi gözyaşlarına boğan, kalbimizi şıkıştıran ve utanç duyduran görüntüsüne bakarken, aklıma benzer görüntüler de geldi.

 

Görüntüler, sok edici görüntüler tarihi değiştirebilir mi?

Aylan Kurdi’nin yürek acıtan görüntüsü tarihi değiştirecek mi?

Bu sorular aklıma geliyor.

Yıl 1995. Yugoslavya çöküyor. Sırp milliyetçiliği sınır tanımaz bir etnik temizlik girişiminde.

Masum insanlar sırf Sırp olmadıkları için topluca katlediliyordu;

Müslüman kadınlara, kocalarının ve çocuklarının önünde tecavüz ediliyordu.

Batı, hiç bir şey yapmıyor. Sürekli, “Müdahale edemeyiz, devletler-arası değil, ülke içi işler bunlar” mazeretini öne sürüyordu.

“Masum insanlar öldürülüyor, tecavüze uğruyor, insan hayatının, insan güvenliğinin devlete karşı hiç bir değer yok mu” sorusu yanıtsız kalıyordu.

Taki 1995 yılında bir gün tren istasyonunda okula gitmek için trenini bekleyen 11 yaşındaki bir çocuk Sırplı tetikçi tarafından uzun mesafeli tüfek ile öldürüldüğü ana kadar.

Yerden yatan çocuğun kanlar içindeki masum bedeninin görüntüsü bardağı taşıran damla oldu. Amerika ve Batı artık yaşanan insan trajediye kayıtsız kalamazdı. O fotograf tarihi değiştirdi; Bosna’ya NATO müdahalesi sürecini başlattı; Uluslararası İlişkiler içine “insani güvenlik” ve “insani müdahale” kavramlarını soktu.

 

Benzer bir görüntü, Vietnam Şavaşında napalm bombalarından kaçan çocukların fotografıyla ortaya çıkmıştı. O çocukların çaresiz ve korku dolu yüzleri dünyayı sarsmışttı. O fotograf ve benzerleri, Vietnam Şavaşının Amerika içindeki meşruiyetini ciddi anlamda sarsmış, savaş karşıtı görüşleri güçlendirmişti. Vietnamlı çocuklar masum ve korku dolu yüzleriyle Amerika’nın Vietnam Savaşını kaybetmesi sürecini başlatmışlardı.

Diğer bir görüntü de, 19 Ocak 2007 arkasına sinsice gelen zalim ellerin kurşunlarıyla öldürülen sevgili Hrant Dink’in yerde yatan ve ayakkabılarındaki deliklerin de gözüktüğü fotoğrafıydı. Hrant’ın hurharca öldürülmesi ve yerde yatan masum bedeninin görüntüsü, vicdan ve adalet temelinde bardağı taşıran damla oldu.

 

Hrant’ın cenazesine yüybinlerce kişi katıldı, o günden itibaren, Türkiye tarihinde, “vicdan ve adalet” siyasi ve kamusal söylemin ve tartışmanın önemli bir parçası oldu.

Acaba, Aylan Kurdi’nin masum bedeni de bardağı taşıran damla olur mu?

Vicdan ve adaleti, başta Batı’ya küreselleşen dünyaya hatırlatır mı?

Batı, Avrupa, AB ülkeleri başta olmak üzere, küreselleşen dünya, Suriye kriziyle birlikte tepe noktasına ulaşan masum mültecilere bakışlarındaki ve öteki insanların hayatlarına karşı duruşlarındaki vicdansızlığı ve adaletsizliği görecekler mi? 

Ünlü felsefeci Derida’nın Avrupa için önerdiği “misafirperverlik” kavramını önemseyip kapılarını acı ve korku içindeki insanlara açacaklar mı?

Vicdan ve adalet, çıkar ve duyarsızlığın yerini alacak mı?

Esad rejimine karşı Batı sağlam durabilecek mi? İnsan hayatı ve insani güvenliği jeopolitik çıkarların ve iktidar oyunlarının önüne geçirip Suriye’de çözüm için etkili adımları atabilecek mi?

Aylan Kurdi’nin masum bedeninin görüntüsü tarihi değiştirecek mi?

Göreceğiz.

Umudumuz fazla yok ama dileyelim Batı ve küreselleşen dünya vicdan ve adaleti hatırlasın.

Bir hatırlatma: Aylan Kurdi’ye bakarken yaşlanan gözlerimiz, sıkışan yüreklerimiz, son bir aydır kaybettiğimiz insanlarımız, çocuklarımız için de yaşlansın, sıkışsın.

PKK silahı bırakmalı. Çözüm süreci buzdolabından çıkartılmalı. Tekrardan barış ve müzakere dili çatışma ve ölümün yerini almalı. İnsan hayatı ve insani güvenlik birincil görülmeli.

Ancak o zaman, Batı’ya ve küreselleşen dünyaya yapılan vicdan ve adalet çağrıları inandırıcı olabilir…