"Öcalan, mesajıyla hendek savaşını bitirebilir mi?"

"Peki, Öcalan'ın mesajı etkili olur mu, sonuç verir mi?" diye soruyorum. Aldığım yanıt: "Öcalan, bugün tekrardan güçlü konuma geldi. Çatışmalar uzadıkça, halk mağdur duruma düşünce, Öcalan'ın PKK üzerindeki ikna ve dinlenme gücü de arttı."

Geçen Cumartesi, öğlene doğru, arabamız Batman’dan Diyarbakır’a giriyor.

Hava yağmurlu, kasvetli ve ağır.

Sur’da çatışma devam ediyor.

Patlamalar, silah sesleri şehrin farklı yerlerinden de duyuluyor.

Sevgili Tahir Elçi’nin ölümünden sonra gelmiştim Diyarbakır’a.

O gün çatışmalar vardı.

Bugün de çatışmalar devam ediyor.

O gün, “Diyarbakır, bu güzel kent, tarihiyle, kültürüyle, misafirperverliğiyle, insanlarıyla, bunu hak etmiyor” demiştim.

Bugün, Diyarbakır, tarihini, kültürünü simgeleyen sembol eserlerini kaybetme riski yüksek bir kent.

O gün halk kızgın ve yorgundu. Bugün artık kızgın ve bıkkın.

Halk çatışma istemiyor; kimle konuşsanız aynı şeyi duyuyorsunuz: “Yeter artık, bıktık, bitsin bu çatışmalar”.

Moraller bozuk, karamsarlık güçlü, yarın için endişeler yüksek.

Çatışmalar uzadıkça, belirsizlik de uzuyor” diyorlar.

Ekonomi çok kötüye gidiyor; işsizlik, yoksulluk artıyor; kültürel hayat, tarih bitiyor; günlük yaşam çok zor. Kent, çatışma ve belirsizlik tarafından rehin alınmış durumda.

Konuştuğum herkes, sivil toplum temsilcileri, siyasi aktörler, ekonomik aktörler, yolda beni durduran insanlar, “çatışmaların bitmesini” istiyor.

PKK’yı hatalı buluyorlar, eleştiriyorlar. “Hendeklerin kazılması, buralarda çatışmaların başlaması hatalıydı, olmamalıydı, bu nedenle de halktan hiç destek almadı”.

Şu da söyleniyor: “PKK da, bu süreci başlatarak hata yaptığını biliyor... hendek savaşlarının hızlı sonuç vereceğini ve hızla bölgede yaygınlaşacağını ön görmüştü...bu ön görü hatalı çıktı...  çatışmaların bu kadar uzun süreceğini de düşünmemişti...halkın desteğini alacağını hesaplamıştı, o da olmadı, aksine halk destek vermedi, mağdur oldu... hendek savaşları, PKK için stratejik ve siyasi bir hata oldu”.

Ekleniyor: “Belki de ilk defa, PKK ile halk arasında kopuş ortaya çıktı, çatışmalara halk hiç destek vermedi...ama, Devlet (AK Parti hükümeti) bu durumu kendi lehine çeviremedi, iyi kullanamadı,  çözüm sürecini devam ettirmek yerine çatışmayı, çatışmanın sürmesini tercih etti, ve, o da hata yaptı, halk devlete kızgın”.

Diyarbakırlılar karamsarlar; çatışma devam ettikçe, çatışma sarmalının ortaya çıktığını ve çözüm sürecinin çıkmaza girdiğini düşünüyorlar.

Eğer, PKK ya da devletin çatışmayı bitirmesini beklemeyeceksek, ama, her iki aktörün açıklamalarından da “çatışmaların bitmesi, müzakerelerin başlaması gerektiği” mesajını ya da imasını alabiliyorsak, o zaman, çatışmalar nasıl bitebilir?

Bu soruyu konuştuğum insanlara soruyorum. Batman’da olduğu gibi, Diyarbakır’da da aldığım yanıt şu: “Artık, Öcalan’ın devreye girmesi, ve ‘PKK’ya, hendek savaşını, çatışmayı bitirin’ mesajını vermesi lazım”. 

Soruma devam ediyorum: “Peki, Öcalan’ın mesajı etkili olur mu, sonuç verir mi?”

Aldığım yanıt, “Evet, bitirir. Öcalan’ın mesajıyla çatışma biter...PKK, Öcalan’ın mesajını dinler”.

Ekliyorlar: “İki nedenle: Bir; Öcalan, bugün tekrardan güçlü konuma geldi.  Çatışmalar uzadıkça, halk mağdur duruma düşünce,  Öcalan’ın PKK üzerindeki ikna ve dinlenme gücü de arttı; iki, PKK’da, hendek savaşı ve siyasetinin hatalı olduğunu anladı; Selahattin Demirtaş’ın, ‘Öcalan mesajıyla çatışmaları bitirebilir’ mesajı bağımsız alınmış bir mesaj değildi”.

Dahası, Öcalan’ın mesajıyla PKK’nın çatışmayı bitirme kararını almasının, HDP’nin önünü açabileceği ve müzakerelerin başlayabileceği de umut ediliyor.

Çözüm sürecinin içerdiği hatalardan biri de, HDP dışı Kürt aktörlerin müzakerelere ve sürece dahil edilmemesiydi.  Bugün, bu akörler sürece ve müzakereye katılacaklar. Fakat, “HDP’siz bir çözümün ve müzakerenin başarılı olamayacağı da” Diyarbarkır’da yaygın bir düşünce. 

Çatışma yorgunu ve karamsar Diyarbakır’dan İstanbul’a dönerken, uçakta düşünüyorum:  “Olur mu, Öcalan’ın mesajıyla çatışmalar bitebilir mi?”

Göreceğiz...