Paris, İstanbul, Cizre...

Paris, İstanbul, Cizre'de, aynı sorular soruluyor: Saldırının arkasında kim vardı? Amaç neydi? Niye yapıldı? Niye şimdi yapılıyor?

7 Ocak: Paris’te terör saldırısı oluyor. Charlie Ebdo’ya saldıran iki kişi, 12 kişiyi öldürülüyor.

8 Ocak: Paris’te, Charlie Hebdo saldırısıyla ilişkili olarak, çoğunlukla Yahudilerin alışveriş yaptığı bir dükkana saldırılıyor, 4 kişi öldürülüyor.

Paris, IŞİD’in Avrupa’ya gelmesinin, Suriye-Afganistan-Avrupa bağlantısının kurulmasının seçilmiş mekanı oluyor.

7 Ocak sonrası tartışmalarda, Türkiye giderek daha fazla konuşulmaya başlanıyor, Türkiye’nin ismi yapılan tartışmalarda, vurgulayalım, olumsuz olarak, daha fazla geçmeye başlıyor.

IŞİD-Suriye-Avrupa ekseninin önemli bir geçiş, bir bağlantı ülkesi olarak konuşuluyor Türkiye. Çok rahatsız edici.

14 Ocak: Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ın daveti üzerine, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda öğle yemeği toplantısındayız.

Cumhurbaşkanı, “Müslüman dünya üzerine büyük bir oyun oynanıyor...Bu oyun, Türkiye üzerinden ve üzerine oynanıyor...DAİŞ (IŞİD) bu oyunun bir parçası, bir aygıtı...İstanbul’da, Sultan Ahmet Karakolu’na ve Dolmabahçe Sarayı’na yapılan saldırılarla, Charlie Hebdo’ya yapılan saldırı ilişkili” diyor. Paris ile İstanbul’u ilişkili görüyor.

Cumhurbaşkanı’nın, Paris ile İstanbul’u ilişkilendiren açıklamaları çok önemli, bir o kadar da beni endişelendiriyor.

25 Aralık’tan bugüne: Cizre’nin üzerine 1990’ların kara bulutları çöküyor. Her gün, Cizre halkı, silah sesleriyle, plakası olmayan arabalarla, kavgalarla, ölen çocuklarla korku içinde.

Bir ayı aşkın süredir Cizre, kaynıyor, ölenlerin sayısı artıyor, yaşları 12 ile 19 arasında altı çocuk öldürülüyor. Olaylar kontrol altına alınamıyor. Kara bulutlar, korku, endişe, Cizre ‘ye çökmüş gibi.

Hepimiz merak ediyoruz; Cizre’de ne oluyor? Çocukları kim öldürüyor? Ne yapılmak isteniyor?

HDP heyeti Cizre’ye gidiyor, etkili bir isim olan Hatip Dicle, olayların bitmesi için, Abdullah Öcalan’dan mesaj getiriyor. Aynı gün, Cizre’de, bir çocuk daha öldürülüyor.

Öcalan artık dinlenmiyor mu? PKK içinden başka bir örgüt mü çıkıyor? Hrant Dink’in katliyle ilgili tutuklanan kişi, nasıl Cizre’ye emniyetin başına gönderiliyor?

Terör, provokasyon, bu tür soruları sever, bu tür sorulardan beslenir.

Paris, İstanbul, Cizre’de, aynı sorular soruluyor: Saldırının arkasında kim vardı? Amaç neydi? Niye yapıldı? Niye şimdi yapılıyor?

Görünen ile geride ya da özde olanı ayırırsak, şunu söyleyebiliyoruz: Düşünce özgürlüğü, kutsala saygı, İslamfobisi tartışmaları, yapılması gereken ve önemli tartışmalar, ama, son kertede yaşananların sadece görünen yanıyla ilişkililer.

Görünenin gerisinde ise, kara bulutlar, sis var. Yanıtı zor sorular var.

Paris, Türkiye’nin Avrupa’da, Batı dünyasında, ve uluslararası toplumdaki “algısı”yla ilgili.

İstanbul, Türkiye, Suriye, IŞİD ekseninde yapılan tartışmaların merkezine oturtuluyor.

Cizre, Çözüm Süreci ve bu sürecin bölgesel boyutu, Suriye ve Irak ile ilişkili.

Kara bulutların, sisin kararttığı ortamda kimler var, bilmiyoruz. Ama, şunu biliyoruz: Türkiye’yi, Paris-İstanbul-Cizre hattında güçlü kılacak olan, Çözüm Sürecini başarıya ulaştırmaktır; başarı için gerekli siyasal, yasal, ekonomik, toplumsal ve idari adımları atmaktır; ve, sürecin başından beri toplumun genelinde yapılan, “Herkes için haklar, özgürlükler, ve demokrasi” çağrısını yaşama geçirmektir. Bu bağlamda da, başta AK Parti hükümeti olmak üzere, muhalefet partilerine, ve de, sivil topluma büyük sorumluluk düşmektedir.

Türkiye, seçim sürecine girdi. HDP, % 10 anti-demokratik seçim barajına rağmen, seçimlere, bağımsız adaylar yoluyla değil, siyasi parti olarak girecek. Daha önceki yazılarımda vurguladığım gibi, HDP, 7 Haziran 2015 seçimlerinin “kilit partisi” olacak.

HDP’nin, barajı geçmesinin de, baraj altında kalmasının da, milletvekili sayılarının ve meclis aritmetiğinin çok ötesinde, kritik siyasi sonuçları olacaktır. HDP, nicel değil, nitel boyutta, alacağı sonuç ne olursa olsun, seçimlerin kilit partisi olmuştur.

Cizre, gerek Çözüm Süreci’nin, gerekse de, seçimlerin, çok rahat ilerlemeyeceğinin göstergesi.

Paris-İstanbul-Cizre hattı, 2015’in, Türkiye için zor yıl olacağını gösteriyor.

Türkiye, bu risklere doğru ve etkin yanıtı, “çözüm süreci ile herkes için demokrasi ilişkisini güçlendirerek” verebilir.