Savaş kapımızda

IŞİD, Türkiye için, güvenliğimiz için, iç barışımız için, siyasi, ekonomik geleceğimiz için, ve bölgedeki ve dünyadaki konumumuz için büyük bir risk, büyük bir tehlike. "Terör-devlet inşası ekseni"nde hareketiyle, Türkiye'yi girmemesi gereken bir savaşa itiyor.

IŞİD, Kobani’yi yavaş yavaş ele geçiriyor.

Sınırımızda, gözümüzün önünde terör, idam, kıyım, şiddet ile ile devlet kurma iddiası ve sürecinin içiçe geçtiği bir hareketin, Kobani’yi ele geçirmesini izliyoruz.

Kürt halkı, ellerindeki sınırlı imkanlarla bu harekete karşı topraklarını, canlarını, geleceklerini korumaya çalışıyorlar. Direniyorlar, sonuna kadar da direnecek gözüküyorlar. Başka çareleri de yok; ölüm ile yaşam arasındalar, toplu kıyıma karşı çocuklarının, ailelerinin, kendilerinin canları için çarpışıyorlar.

IŞİD bir taraftan, kafa kesme yöntemiyle yaptığı idamlarına, caniliklerine devam ediyor, bir taraftan da aldığı topraklara toprak katmak için işgal ediyor, saldırıyor, yeni yerleri ele geçiriyor.

IŞİD, bir taraftan cani, vahşi, eli kanlı, terörist bir organizasyon, ama aynı zamanda, belki siyasi anlamda, daha da önemlisi arkasındaki halk desteği giderek artan, giderek güçlenen, giderek hakimiyet alanını yaygınlaştıran ve İslam Devleti kurmayı amaçlayan Sunni bir hareket. “Terör ile askeri aklın” birleştiği ve kesiştiği bir kökten dinci bir örgüt.

IŞİD’e karşı, Amerika odaklı koalisyon güçleri, Irak ve Suriye’de, son zamanda da, Kobani’de, havadan saldırıyorlar. Fakat, hava saldırıları yeterli değil, IŞİD’e çok fazla zarar vermiyor.

Kobani, bunun bir örneği oldu. Koalisyon güçlerinin IŞİD’e Kobani’de saldırması, IŞİD’in Kobani’yi ele geçirmesini sadece kısa bir zaman için ertelemiş oldu.

Kobani, IŞİD’in eline yavaş yavaş geçiyor.

Böylece, IŞİD, İslam Devleti kurma amacına biraz daha yaklaşıyor.

Zaman geçtikçe IŞİD güçleniyor, IŞİD güçlendikçe, bu harekete, terörden daha çok, İslam Devleti olarak yaklaşmak olasılığı ve gerekliliği de giderek artıyor.

IŞİD, yaptığı cani terör eylemleriyle dünyanın ilgisini kendisinin üstüne çekiyor, kendisini uluslararası gündemin merkezine oturtuyor ki, bunda da başarılı oluyor. Fakat, vurgulayalım, asıl amacı Ortadoğu coğrafyasında Sünni temelli İslam Devleti kurmak.

IŞİD’in bugüne kadar attığı adımları, saldırdığı ve işgal ettiği yerleri gösteren her hangi bir haritaya baktığınız zaman, IŞİD’in asıl amacının, İslam Devleti inşası olduğunu görüyorsunuz.

Kobani düşüyor.

IŞİD’i, hava saldırılarıyla, bırakın gücünü minimize etmeyi, zayıflatmak düşüncesi artık geçerliliğini kaybediyor.

Bu, kara saldırısının, yani, askeri güçlerin toprağa ayak basmalarının ve IŞİD’e karşı, yerde, bire bir savaşmalarının kaçınılmaz olduğu anlamına geliyor.

Kobani, Amerika’da, Irak’a ve Suriye’ye asker yollama tartışmasını başlatıyor. Konuştuğum uzmanlar arasında, asker yollama düşüncesinin güçlendiğini görüyorum. Cumhuriyetçiler, Obama’nın, 5000-6000 civarında asker yollamasının gerekli olduğunu öneriyorlar.

Obama ve demokratlar, Irak ve Suriye’ye asker yollama konusunda köşeye sıkışmış durumdalar.

IŞİD’e karşı, havada ve karada savaş, kapımızda, sınırımızda, yanı başımızda...

Savaşın kaçınılmazlığını, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’da görüyorlar, kabul ediyorlar.

Türkiye, gerek Suriye ve Esad, gerekse de, Irak ve Maliki konularında haklı çıktı.

Amerika, Avrupa, uluslararası toplum, “Esad’sız Suriye” olgusunun, Suriye ve Bölge istikrarı için daha olumlu olacağı düşüncesine bugün geldiler.

PYD, Türkiye ile birlikte hareket etmenin, Kürt halkı ve kendisi için daha doğru karar olduğunu bugün fark etti.

Türkiye, PYD’den, Esad’sız Suriye sürecine katılmasını istiyor, ki bunda da haklı.

Bununla birlikte, çözüm sürecinin ana fikrine uygun olarak, ve dış politikada ahlaki olmanın gereği olarak, Türkiye, IŞİD’e karşı, başta Kobani, Kürt halkını korumak, ve Kürtlerle birlikte hareket etmek, işbirliğinde olmak yolunu tercih etmeli.

IŞİD, Türkiye için, güvenliğimiz için, iç barışımız için, siyasi, ekonomik geleceğimiz için, ve bölgedeki ve dünyadaki konumumuz için büyük bir risk, büyük bir tehlike.

IŞİD, “terör-devlet inşası ekseni”nde hareketiyle, Türkiye’yi girmemesi gereken bir savaşa itiyor.

Çok kritik günlere girdik...

Bu konuyla ilgili toplantılara katılmak için Kuzey Amerika’ya gidiyorum. Gelecek yazı, Amerika izlenimlerimle ilgili olacak...