Siyasal İslamlaşma, Laiklik, AB Çapası, Siyasi Denge, Dış Politika, Vicdan

Tarafsız, ama iktidar kavgasına eleştirel yaklaşımla bu soruya yanıt aramak, Türkiye'de, yeni bir istikrar olasılığını yaratabilir.

Başbakan Erdoğan/AK Parti ile Gülen Hüzmet Hareketi arasında yapılan iktidar kavgasını endişeyle izliyoruz.
Kavganın kazananı olmayacak. Kaybedense, demokrasisi, hukuku, ekonomisiyle Türkiye olacak. 

İktidar kavgasının tarafları siyaseti dost-düşman ayrımına indirgiyor. Bir tarafın diğerini yok etmesine dönük “varlık savaşı” veriyorlar.
Peki, taraflar bu noktaya nasıl geldiler? 

Tarafsız, ama iktidar kavgasına eleştirel yaklaşımla bu soruya yanıt aramak, Türkiye’de, yeni bir istikrar olasılığını yaratabilir.
Bu kavga üzerine, yurt içi ve dışı, yazılanları okudum, söylenenleri dinledim. İki önemli nokta ön plana çıkıyor:
Birincisi, iktidar kavgasının tarafları bu noktaya ciddi hatalar yaparak geldiler.
İkincisi, bazı hayırlı gelişmeler de bu kavgası içinde ortaya çıkıyor. 

Hatalardan başlayalım.

AK Partinin altı hatası

Birincisi, Türkiye’yi başkanlık sistemine geçirmek ve Erdoğan’ın başkan olma isteği;
İkincisi, dün Kentsel Dönüşüm, v.b., bugünse, HSYK ve İNTERNET yasalarında görüldüğü gibi, yönetimi aşırı merkezileştirmek, ve yürütmenin yargı ve yasama aygıtlarından bağımsız olarak mutlak gücünü kurmak;
Üçüncüsü, muhafazakar-demokrat kimlikte, muhafazakarlığı güçlendirerek, toplumsal-kültürel yaşamı “muhafazakar modernleşme” olarak şekillendirmek;
Dördüncüsü, ekonomiyi-demokrasi kopukluğu yaratarak, hak ve özgürlükler alanından sapmak, ve “otoriter demokrasi” tarzı yönetimi tercih etmek;
Beşincisi, dış politikada, yumuşak güçten sapmak, Batı ve AB sürecinden uzaklaşmak, ve Türkiye’nin bölgesel ve küresel aktör olarak güç ve kapasitesini abartmak; ve,
Altıncısı, 2002-2010 dönemindeki “merkez sağ parti” olma iddiasını bırakıp, gerek iç, gerekse dış politikada, partinin “Siyasal İslam”a dönüyor olduğu algısını yaratmak.

Hizmet Hareketinin dört hatası

Birincisi, güçlü milliyetçilik, ve Çözüm Sürecine karşı olmak;
İkincisi, başta KCK, Ergenokon, Balyoz ve ODA TV davalarında, hukukun askıya alınmasını destekleyen tavır göstermek ;
Üçüncüsü, özellikle, bu davalarda haksızlığa uğramış insanlara, ve Kürt aktörlere dışlayıcı tavır göstermek, ve hareketin kurucu ilkeleri “hoşgörü ve farklı olana empati”nden sapmak;
Dördüncüsü; eğitim, ekonomi, hayırseverlik alanında başarılı olmuş Sivil İslam anlayışından sapmak, siyasallaşarak hükümetle iktidar savaşına girmek.

AK Parti ve Hizmet Hareketinin bu hatalarının, “Siyasal İslam ile siyasallaşmış Sivil İslam arasında” bugün yaşanan iktidar kavgasını başlattığını söyleyebiliriz.

Beş Hayırlı Gelişme

Birincisi, dinsel özgürlüklerin güvence altına alınması ve dinin devlete sahip olmasının engellenmesi anlamına gelen “demokratik laiklik ilkesi”nin öneminin, başta iktidar kavgasındaki dinsel kimlikler olmak üzere, herkes tarafından anlaşılması;
İkincisi, AB tam üyelik sürecinin, AB çapasının, ve demokrasinin pekişmesi ve denge ve denetleme sisteminin güçlenmesi anlamına gelen Kopenhag kriterlerinin Türkiye için ne kadar önemli olduğunun anlaşılması;
Üçüncüsü, CHP, MHP, ve BDP/HDP’deki oy artışıyla, güçlü hükümet-zayıf muhalefet sorunundan çıkma, ve partiler arası “siyasi güç dengesi” olasılığının ortaya çıkması;
Dördüncüsü, Kıbrıs sorununda çözüm ve İsrail’le ilişkilerde normalleşme olasılığının doğmasıyla, dış politikada “yapıcı yumuşak güce dönme” girişimi; ve
Beşincisi, Ali İsmail Korkmaz davasında, toplumdan güçlü “vicdan talebi”nin seslendirmesi.

Siyasal İslamlaşma temelindeki iktidar kavgasından çıkış, ancak bu hayırlı gelişmeler, başta hükümet olmak üzere, önemsenirse ve sürdürülürse mümkün olabilir. Göreceğiz….