Son kez yazalım: AK Parti-CHP Büyük Koalisyonu olması gerekendir

Türkiye'nin istikrara, güçlü hükümete, çatışma ortamının bitmesine, ekonomik reforma, ve küresel olumlu algıya ihtiyacı var. Bu da, bugün için, AK Parti-CHP Büyük Koalisyonunu gerekli kılıyor.

Türkiye siyasi tarihinin en uzun süren koalisyon hükümeti kurma ön çalışması bitti.

Başbakan Sn. Davutoğlu süreci “istikşafi görüşme” olarak adlandırarak siyasi söyleme yeni bir terim eklemiş oldu.

İstikşafi görümelerde, taraflar uzun süren toplantılarda çalıştılar, tartıştılar, benzer ve farklı düşündükleri noktaları ortaya çıkardılar.

Toplum bu çalışma sürecine olumlu baktı.

Artık Davutoğlu ve CHP Başkanı Sn. Kılıçdaroğlu tamam mı devam mı kararını verecekler.

Kılıçdaroğlu, başından beri, doğru olanı yaparak, koaliyon çalışmalarına destek veren, uzlaşmadan yana, ve, kendi parti içi ve taban eğilimlerine de karşı çıkarak, Büyük Koalisyondan yana tavır aldı. Bu koalisyonu, “Türkiye için bir gereklilik, Türkiye’nin yararına bir gelişme” olarak gördü.  

Davutoğlu’da, başından beri sürece samimiyetle yaklaştı ve uzlaşma yanında kendini konumladı. Davutoğlu’nun ağzından duymadık ama, kendisinin Büyük Koalisyona yakın olduğu düşüncesi dolaylı yollardan dile getirildi.

AK Parti’den önemli isimler, Büyük Koalisyonu Türkiye’nin yararına gördüler.  En son, Sn. Abdullah Gül, bu konuda olumlu düşüncesini toplumla paylaştı.

Dahası, görüşmeler sürecinde ortaya çıkan ve hepimizi acıya ve endişeye boğan şiddet, çatışma, ölüm, ve acı dolu gelişmeler, Büyük Koalisyonu, dolayısıyla “güçlü Meclis iradesi ve tavrını” gerekli kılıyordu.

Suruç katliamı, PKK saldırıları, ABD ile anlaşma, IŞİD’e karşı savaş, ekonomik riskler; her biri ve hepsi, Türkiye’nin, içersinde ve dışarıya karşı güçlü ve istikrarlı olması gerekliliğini ortaya koyuyordu.

Türkiye’nin iki büyük partisinin ve ana aktörünün bir araya gelmesi ve güçlerini ve kapasitelerini uzlaşarak birleştirmeleri, hem siyasi ve toplumsal istikrar, hem de küresel algı temelinde yapılması gereken hamleydi.

7 Haziran seçim sonuçları da, buna uygun toplumsal mesajı çıkartmıştı: “Uzlaşın ve sorunları çözün”.

Büyük Koalisyonu, MHP ve HDP’de destekliyordu.

Uluslararsı toplum da, Büyük Koalisyon olasılığını dikkatle ve ilgiyle izliyordu.

Tüm bunlara karşın, Büyük Koalisyon olasılığı giderek azaldı. Yerini, “Kasım’da Erken Seçim” aldı.

Bu hafta, koalisyon mu seçim mi, öğrenmiş olacağız.

Büyük Koalisyonu, daha doğrusu koalisyon olasılığını baştan Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan istemiyordu.

Erdoğan ilk önce, erken seçim değil tekrar seçim diyerek, koalisyona karşı tavrını koymuştu.

Sonra, geçmişteki koalisyon deneyimlerine gönderimle tavrını dile getirmişti.

“Eğer koalisyon olmuyorsa, hemen millet gidilmelidir” diyerek, erken seçim istediğinin sinyallerini veriyordu.

Sonunda, Çin ve Endenozya seyehatinde, net olarak, erken seçim isteğini dile getirdi.

AK Parti, Büyük Koalisyona kapısını kapatma kararı alırsa, Erdoğan’ın isteği gerçekleşmiş olacak.

Fakat, vurgulayalım, şu soruların yanıtları bilinmeden bu karar alınmış olacak.

Genelden başlayalım:

Erken seçimin Türkiye’ye olumlu sonuçlar getireceğini nereden biliyoruz?

Büyük Koalisyon olursa hükümet hemen kuruluyor. Erken seçime gidilirse, AK Parti çoğunluk hükümeti kuracak oyu alsa bile hükemeti en erken 2016 başında kuracak. O zaman, bir, erken seçimden çoğunluk hükümeti çıkacağını nereden biliyoruz; iki, eğer bilmiyorsak, erken seçim Türkiye’nin uzun süre hükümetsiz kalması riskini taşımıyor mu?

Eğer erken seçim de 7 Haziran seçimleri sonuçlarına yakın sonuçlar çıkarsa ne olacak? Böyle bir durumda, 7 Haziran sonuçlarını kabullenmeyen ve koalisyona karşı görüşler ne diyecekler?

Erken seçim sonucunda AK Parti çoğunluk hükümetini kursa, bu, Türkiye’nin “iyi yönetimi” ya da “yönetebilir demokrasi” olma olasılığının ortaya çıktığı anlamına mı gelecektir?

7 Haziran’dan bugüne yaşanan bunca olaydan sonra, erken seçimde çoğunluk hükümetini kursa bile, AK Parti artık tek başına Türkiye’yi iyi yönetebilir mi?  Suriye politikasını değiştirebilir mi? Çözüm Sürecini tek başına yeniden başlatabilir mi?  Ekonomik reformları yapabilir mi?

Bu soruların yanıtlarını bilmiyoruz? Çünkü, gerek erken seçimin nasıl sonuçlanacağı, gerekse de erken seçimden sonra ne olacağı üzerine büyük bir belirsizlik ve muğlaklık var.

Koalisyona olumsuz bakmak otomatik olarak erken seçim önerisini doğrulamıyor.

Dahası, Büyük Koalisyonun taşıdığı risk, belirsizlik ve muğlaklık erken seçimden çok daha düşük.

Türkiye’nin istikrara, güçlü hükümete, çatışma ortamının bitmesine, ekonomik reforma, ve küresel olumlu algıya ihtiyacı var.

Bu da, bugün için, AK Parti-CHP Büyük Koalisyonunu gerekli kılıyor.

Bu şansı kaçırmayalım…