Suruç katliamı: Vicdan, ahlak ve akılı birleştirmek

Reyhanlı ve Diyarbakır katliamları gibi, Suruç katliamı da, Kürtlere, Türkiye partisi ve Türkiyeli olmak isteyen HDP'ye, çözüm sürecine, demokrasiye, birlikte yaşamaya, ve, koalisyon kurma olasılığına karşı yapılan bir terör saldırısıydı.

Onlar bizim gençlerimizdi.

Onlar bizim öğrencilerimizdi.

Onlar bizim çocuklarımızdı.

Bir masa etrafında çay içerken gülen yüzleri vardı.

Sonra, elele tutuşarak can veren bedenleri…

Kobani'ye yardıma gittiler.

Yaşları 18’di, 20’ydi, 23’tü. Gencecik yaşta onlara kıydılar.

Hem de, eğer doğruysa, “bebekten katil çıkartılan” bir canlı bomba tarafından.

Lanetliyorum; kınıyorum; kabul etmiyorum; içim yanıyor.

*** 

Çok büyük bir acı. Çocuklarımızı, gençlerimizi kaybettik.

Aynı zamanda, vurgulayalım, çok büyük bir terör eylemi, çok büyük bir terörist saldırı.

Kararı alınmış, planlanmış, hazırlıkları yapılmış, uygulamaya sokulmuş çok büyük bir terör saldırısı.

Pazartesi sabahı, 11 civarı, Suruç’da patlayan o bomba, sadece çocuklarımıza patlamadı, sadece onların canını almadı;

Türkiye’nin göbeğinde patladı; İstanbul’da patladı; Ankara’da patladı; Diyarbakır’da patladı; Gaziantep’de, Urfa’da patladı. Türkiye’ye, hepimize patlatıldı o bomba.

“Yarın da, senin en kalabalık bir yerinde patlatırım o bombayı” dendi, Türkiye’ye.

Bu terör örgütünün ismi var: IŞİD.

Suruç katliamı, IŞİD’in Türkiye’de ilk saldırısı da değil. IŞİD, dün de yaptı; 20 Temmuz Pazartesi sabahı da yaptı; Ve, “Yine yaparım” dedi, Suruç’ta.

Hatırlayalım:

11 Mayıs 2013’te Reyhanlı…

19 Mart 2014’te Niğde…

5 Haziran 2015’te Diyarbakır…

Ve 20 Temmuz 2015’te Suruç…

Terör eylemlerinin esas amacı, etkisi ve sonuçları, yarattığı vahşetten daha çok sonrası gelişen olaylarda ortaya çıkar.

Reyhanlı ve Diyarbakır katliamları gibi, Suruç katliamı da,  Kürtlere, Türkiye partisi ve Türkiyeli olmak isteyen HDP’ye, çözüm sürecine, demokrasiye, birlikte yaşamaya, ve, koalisyon kurma olasılığına karşı yapılan bir terör saldırısıydı.

Kürtler ve PYD, bugüne kadar, IŞİD saldırılarına karşı kendilerini, evlerini, ailelerini, akrabalarını, kadınlarını, çocuklarını koruyorlar, korumaya çalışıyorlar.

PYD, Türkiye’ye hiç saldırmadı.  Hatta, PYD yetkililerinden hep, Ankara ile iyi geçinme isteklerini duyduk.

HDP ve Kürt aktörler, çözüm sürecine bağlı kaldılar.

HDP, Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerde, Kürt sorunun ana aktörü olmak ile Türkiye partisi-Türkiyeli olmayı birleştirerek başarı kazandı.

Çözüm süreciyle çatışmadan siyasete geçiş başarı olarak ve büyük ölçüde gerçekleştirildi.

Buna karşın, IŞİD, yukarıda sıraladığım büyük terör saldırıları, ve onlara eklenecek terör eylemleriyle, Türkiye’ye, Kürtlere, Türklere, alevilere, hepimize sürekli saldırdı.

Nice canları, genç insanları IŞİD terör saldırılarında yitirdik.

Suruç katliamının son olmasını dilesek de, IŞİD saldırıları devam edecek gözüküyor.

Nesnel olarak, vicdanlı olarak, PYD ile IŞİD’i aynı eksene yerleştiremeyiz, aynı terör kefesine koyamayız.

PYD, IŞİD değil. ISİD’e karşı savaşan bir örgüt.

Dünyadaki algısı da böyle. Bunu görmeliyiz, Ve:

IŞİD’e karşı, 'ama’sız, net tavır almalıyız. IŞİD’e karşı Türkiye’yi, insanlarımızı korumalıyız.

Aksi tutum, Türkiye’yi, hepimizi, IŞİD saldırılarına açık ve kırılgan hale getirecektir; Suruç katliamından sonra, zaten olumsuz olan dünyadaki Türkiye algısını çok daha olumsuz yapacaktır; Türkiye’nin IŞİD’e gerekli tavrı almadığı düşüncesi daha da güçlendirecektir.

Vicdan, ahlak, ve akılı birleştirmek, IŞİD’e, sadece söylem düzeyinde değil, uygulamada da net tavrı almaktır; Türkiye’yi hükümetsiz bırakmamak koalisyon hükümetini düzgün zeminde hızla kurmaktır; Çözüm Sürecini devam ettirmektir; Suriye politikasını değiştirmekten başlayarak aktif dış politikayı yenilemektir.

Türkiye devleti ve hükümetinden, bugün bu tavrı bekliyoruz.